Nur yüzlü bir ‘Aziz-Şeyh’

Bazıları için ramazanda bile gayri müslimleri taciz etmek cihat sayılırken bakın bir şeyh zamanında ne yapmış?

26 Haziran 2015 Cuma, 19:50
Abone Ol google-news

Kars Ülkü Ocakları Başkanı, Ermeni caz piyanisti Tigran Hamasyan’ın Ani Harabeleri’nde konser vermesiyle ilgili tehditkâr ve nefret içeren sözler beyan etmiş.

Toplumda bir kesim için, gayri müslimleri taciz etmek, onlara şiddet uygulamak cihat olarak kabul ediliyor. Heyhat bu anlayış, ne cami kürsülerinde ne de televizyon ekranlarında, sürekli insanların gündelik hayat pratikleriyle ilgili dini hükümler veren hocalar tarafından keskin bir eleştiri ve yadsımaya konu oluyor. Ramazan günlerinde gayri müslim cemaatlerin ruhani temsilcilerinin davet edildiği resmi iftar programları dışında hoşgörüye dair halka etik bir söylem vaaz edilmiyor. Müslüman öznenin ötekisi kâfir olarak kodlanırken, kâfir de tüm gayri müslimler olarak tanımlanıyor. Böylece banal bir milliyetçilikle yoğrulmuş dinsel popülizm inşa ediliyor.

Genel olarak din adamlarının söylemlerine baktığımızda böyle bir popülizm görebiliyoruz. Bir yanda hayatın nimetleri ile dinin zahmetleri arasında kalmış insanların yaralı bilinçleri kaşınarak taassup ile takva ikame ediliyor, diğer yanda köyünün töreleri ile ideolojisinin kutsalları arasında kalmış insanların patolojik bilinçleri uyarılarak habaset ile hamaset ikame ediliyor.

Böyle olunca da toplumda dindarlık artıyor gibi görünüyorken aslında maneviyat azalıyor, refah artıyor gibi görünürken bereket kalmıyor.

Din adamlarının sözlerinde de hikmet kalmıyor; bu yüzden aynı konular sürekli tekrar edilirken anlamı yeniden üretmek yerine, anlam kayboluyor. Gelenekte söz, hikmetini, eylem cesaretini hakikatten almıştır. Böylece geleneksel toplumlarda hocalar, âlimler, şeyhler, dervişler entelektüel bir rol oynamışlardır. Bunlardan bir örnekle bitirelim. Bununla ilgili anekdotu 1990’lı yılların sonunda Celal Başlangıç yazmıştı.

1915’te Doğu illerinde Ermeniler tehcire zorlanıp katledilirken, Mardin’deki Süryaniler de tehdit altındaydı. İttihat ve Terakki hükümetinin de yönlendirmesiyle bölgedeki din adamları “Hıristiyanların katli vaciptir” fetvası vermişlerdi. Bir tek Savur Şeyhi olarak bilinen Fethullah Hamidi buna karşı çıkmıştı. Şeyh, Süryani cemaatinin imdadına yetişmiş, onları katliamdan kurtarmıştı. “Gayri müslimlerin malları, canları ve ırzları size haramdır, kim bu sınırı aşarsa günah işler” diyerek Müslümanları uyarmıştı.

Süryaniler Deyrulzafaran Manastırı’ndaki aziz mertebesine ermiş eski patrik ve metropolitlerin portrelerinin arasına Savur Şeyhi Fethullah Hamidi’nin de resmini astılar. Bu fotoğrafın bir vefa borcu olarak asıldığı, Süryani cemaati yetkilileri tarafından dile getirilmektedir.

Onun için Süryani kaynaklar, “Beyaz esvaplar içinde nur yüzlü bir aziz, kurşunların içinden geçip gelen bir aziz kurtarıcı” ifadelerini kullanıyor.