Mamut Art Project, 27 Ekim’de kapılarını sanatseverlere açıyor

Mamut’ta bu yıl kadının yükselen ve özgürleşen sesine yönelik işler dikkat çekici. Sanatçılar, kadının cinsel obje-nesne olarak görülmesini, görenin görülen üzerindeki egemenliğini dile getiriyor, sanatla buna karşı çıkıyor.

24 Ekim 2020 Cumartesi, 05:30
Abone Ol google-news

Eylül Çekiç, Irmak Dönmez

Koronavirüs salgınının henüz “resmi olarak” Türkiye’ye giriş yapmadığı Mart aylarının başında bağımsız ve genç sanatçıların büyük bir heyecanı vardı. İşlerini daha önce geniş kitlelere, hem de sansürsüz sergilemeye çok fazla imkân bulamayan sanatçılar, Nisan ayının başında başlayacak Mamut Art Project için gün sayıyorlardı. Mamut organizasyonu da son hazırlıklarını tamamlıyordu. Gelin görün ki salgın tüm kültür sanat etkinlikleri gibi Mamut’un da ertelenmesine yol açtı. Fakat bu süre zarfında çalışmalarına devam eden Mamut Art Project, 27 Ekim-8 Kasım tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada’da ve eş zamanlı olarak çevrimiçi platformda (mamutartproject.com) başlıyor. 8 yıldır kesintisiz olarak sanatçıları sanat profesyonelleriyle buluşturan Mamut’ta bu yıl 49 sanatçının eserleri sergilenecek. Bu sanatçılar 1500 başvuru arasından seçilirken, 400’e yakın eser sergilenecek.

Her yıl farklı jüri üyeleriyle çalışan Mamut’un bu yılki jürisinde yer alan isimler Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarım Programı Koordinatörü, sanatçı ve müzisyen Selçuk Artut, küratör, yazar ve SAHA Derneği Direktörü Çelenk Bafra, sanatçı Aslı Çavuşoğlu, artSümer Galeri Kurucusu Aslı Sümer, OMM - Odunpazarı Modern Müze'nin kurucusu ve koleksiyoner Erol Tabanca oldu.

Biz de Mart ayında bu yıl eserleri sergilenecek sanatçılardan Irmak Dönmez, Eylül Çekiç ve Mamut ekibinden Seren Kohen’le bir araya gelmiştik. Organizasyon iptal olunca söyleşisini de bir kenarda bu tarihe kadar beklettik. Şimdi, birkaç güncellemeyle birlikte yayımlıyoruz...

‘MANİFESTO’

Eylül Çekiç’in “İREM” eseri...

İki sanatçının da eserleri erkek egemen dünya tarafından kadın bedenine atfedilen değerlere yönelik eleştiriler içeriyor. Eylül Çekiç, çalışmasını manifesto olarak tanımlıyor. Sanatçı, tüm sanat tarihinde kadının “görülen” olduğunu söyleyerek, “Kadın hep imaj olmuştur. Başlangıç olarak bunu sorgulamak istedim. Çünkü görenin, görülen üzerinde bir iktidarı oluşur” diyor. Sanatçı “İREM” adlı işinde bir arkadaşını model olarak kullanıyor. Video çalışmada “İREM” tarafından görüntüler üzerine yerleştirilmiş bir metin okunuyor. Çekiç, yakın arkadaşının metni okurken sinirlendiğini hissettiğini söylüyor. Çünkü metin görüntülerdeki kişinin sanatçıya tüm haklarını, yani iktidarını devretmesi üzerine yine Çekiç tarafından yazılmış bir metin.

‘KADIN BEDENİNE ÇOK FAZLA MÜDAHALE VAR’

Irmak Dönmez ise çıkış noktasını psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’a bağlıyor. Yüksek lisans tezinde çok fazla Freud hakkında okumalar yaptığını söyleyen Dönmez, “Freud’un kuramları çok önemli kuramlar. Ancak aynı zamanda feministler tarafından da eleştirilen kuramlar. Ben de bu eleştirinin bir tarafında yer aldığım için çıkış noktamı oluşturdu” diye konuşuyor. Dönmez de kadın bedenine dair algıları eleştiriyor. “Organlarımız git gide nesneleşiyor” diyen genç sanatçı işlerini, “Benim çoğu işimde memeler var. Onlar aslında bir bedene bağlı değil, tamamen bedenden kopup nesneleşmiş, ürünleşmiş, kendi amacını yitirmiş halde yer alıyorlar” sözleriyle anlatıyor. Dönmez, “Beslenilmek için kullanılan organ, daha sonra fetişleştirilerek, üzerine anlamlar yüklenilerek bir haz nesnesine dönüşüyor. Kadın bedenine çok fazla dışarıdan müdahale var” diyor.

‘GENÇ SANATÇILAR ZORLANIYOR’

Irmak Dönmez - 'Oedipus’s Birthday Cake'

Dönmez, neden Mamut’a başvurma gereği duyduğunu ve Türkiye’de eserlerini sergilemenin zorluklarını anlatarak, “Bir başlangıç noktası olması gerekiyor ama bu noktayı bulmak çok zor aslında Türkiye’de, özellikle İstanbul’da. İşlerinizi iyi yerlerde sergilemek için, daha önce bir yerlerde sergilemeniz gerekiyor. Yazılı olmayan bir kural olarak referans bekleniyor sanatçılardan. O başlama şansı da pek verilmiyor. Çünkü galeriler kendi satış kaygıları da olduğu için biraz daha satıyor mu satmıyor mu diye görmek istiyor herhalde. O yüzden kapılar pek açılmıyor, genç sanatçılar zorlanıyor. Ama Mamut gibi platformlarda bu şans verildiği zaman kendi işlerini sergileme şansı oluyor. Oradan da yeni bağlantılarla ilerleme şansı doğabilir diye düşünüyorum” dedi.

Çekiç, sanat dünyasında bir kadının nasıl var olması gerektiğine dair yerleşik kodları sorgulamayı düşünmüş, “Sanatın erkekler tarafından kurgulanmasını eleştiriyorum” diyor.

Peki genç sanatçılar koronavirüs salgını sürecini nasıl atlattı, neler yaptı? Irmak Dönmez şöyle yanıtlıyor: “Işık Üniversitesi’nde yürütmekte olduğum dersim (Desen) uzaktan eğitime geçti, hiç bilmediğimiz o sürece uyum sağlamaya çalıştık. Hepimiz mecburen evde olunca öğrencilerimle beraber çok üretken bir sürece girdik, daha doğrusu biz hayata oradan tutunduk. Onları motive etmek istediğim için önce kendim motive olmak durumunda hissettim, ipin ucunu bırakmadık ve sonucunda çok iyi işler çıktı.”

‘BELİRSİZLİK’

Eylül Çekiç ise “Aslında biraz herkes gibi geçirdim. Havada asılı kalan belirsizlik, iç sıkıntılar, yeni düzenin getirdiği evde kendine bir evren yaratmanın zorlukları gibi şeyler. Bu nedenle ev, aile, dostlar gibi insan için en temel olan kavramlar üzerine yeniden düşündüm ve yine sevdiğim insanları çektim. Zaten sevdiğim insanları çekmekten çok keyif alıyorum, bu yüzden değişen bir şey yok gibiydi ama dış dünyada ilgilendiğim konulara olan bakışım tamamen değişmişti. Kısaca iç dünyama olan keşif yolculuğunu zorunlu olarak tamamladım ve böylece dış dünyayı, şimdi daha çok anlayabiliyorum.” yorumunda bulundu.

‘DÖNÜŞ ENERJİSİ’

Sanatçılar Mamut Art Project’in ertelenmesi ve yeni haliyle ilgili olarak da fikirlerini söyledi. Eylül Çekiç, “Mamut'un bu yeni formatı benim gibi video ile çalışan sanatçılar için bir problem teşkil etmiyor gibi gözükse de aslında bir sergiyi online izlemenin çok zor olduğunu düşünüyorum. Plastik işler üreten sanatçı arkadaşlarım gibi aslında benim de işlerimde mekânın yeri çok büyük. Videolarımı nasıl göstereceğim, mekânla nasıl ilişki kurduğum çok önemli. Bu nedenle videomun fiziksel mekandaki sunumuna ek olarak online platformdan izlenmesi bambaşka anlamlar kazanmasını sağlayacak. Fakat salgın sürecinde yeni kamusal alanın neredeyse tamamı internet olduğu için, işimin belki de daha çok insana ulaşabileceğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra, işimde, İrem'in okuduğu metinde bunun öngörüsü de yer alıyor. Dolayısıyla bu salgından sonra da, ben dahil tüm sanatçıların, yeni sergileme yöntemleri, yeni medyumlar ve sanatın mekanla olan ilişkisi üzerine yeniden düşüneceğini umuyorum” diye konuştu.

Irmak Dönmez de, “Tüm işlerimi bir arada görmeyi hayal ediyordum, motivasyonum buydu onca emeğe. Sonra aniden bilinmezliğe sürüklendi hayatlarımız ve hepimiz biraz içten yıprandık. Şimdi onca durmuşluğun üstüne içimizde yüksek ve olumlu bir dönüş enerjisi var, çok iyi olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

‘YENİ BİR SOLUK’

Seren Kohen

Mamut Art Project Kurucu Direktörü Seren Kohen, salgın nedeniyle yapılan değişiklikleri ve bu sene Mamut’ta bizleri neler beklediğini anlattı. Kohen, “Mamut’ta ilk seneden beri sanatçıların kendi alanları ve bu alanlar içerisinde özgür sergi tasarımlarının olmasına çok dikkat ettik. Ancak bu sene, sağlık konusunda her önlemi alabilmek, tüm çalışan ekiplerimizi, sanatçılarımızı ve ziyaretçilerimizi de düşünerek, formatımızı değiştirdik. Yapı Kredi bomontiada 4. Kat’ta yepyeni bir sergi tasarımı ile ilerliyoruz. Yine, geçen sene birlikte çalıştığımız ve farklı senelerde sanatçı kimlikleriyle Mamut’ta yer almış mimarlarımız Ceren Özşahin ve Zeynep Tümertekin’le çalıştık.

2 HAFTA BOYUNCA AÇIK

Yine pandemi kuralları gereği, ziyaret için bir randevu sistemi ile ilerleyeceğiz. Geçen sene 19 bin kişi ağırlamıştık. Bu sene maalesef böyle bir rakama ulaşmamız fiziki olarak mümkün olmayacak. Ancak çevrimiçi platformumuzla bu erişimi sağlayacağımızı düşünüyoruz. Randevu sistemi ile geçmiş senelerden daha az ziyaretçi kabul edebileceğimiz için tarihlerimizi uzattık ve yaklaşık 2 hafta açık olacağız. Şu an size kurulum aşamasından yazıyorum ve mekânımızın, sergi tasarımımızın bizi çok heyecanlandırdığını, Mamut’un yeni bir solukla sizi beklediğini de yazmak istedim” diye konuştu.

Mamut ta salgının getirdiği dijitalleşme imkânını sonuna kadar kullanıyor. Kohen, bu seneki çevrimiçi etkinlikleri de şöyle anlattı: “Bu sene ilk defa Mamut’ta yer alan sanatçılarımızla çevrimiçi platformumuzda tanışma şansınız olacak. Her sanatçımızın kendi sayfası olacak. Bu sayfalarda sanatçı eser görselleri, eserler hakkında yazıları ve künye bilgileri yer alacak.

Aynı zamanda tüm sanatçılarımızla özel video çekimleri gerçekleştirdik. Mamut’ta normal şartlarda hissedilen sıcak ortamı ve sanatçılarla kurulan ilişkiyi yaratabilmek için “Conversations, Studio Visits ve MAP Sessions” olmak üzere üç farklı başlık toplana bir video serisi hazırladık. Atölye ziyaretleri, stüdyo çekimleri ve bir araya gelemediğimiz sanatçılarla görüntülü konuşma uygulamaları üzerinden ilerleyerek farklı kurgular yaptık. Sanatçılarımızı yurt dışına da daha iyi tanıtabilmek ve buradaki yeteneklere ilgi çekebilmek adına sitemizde çift dil ile ilerledik.”