Karantina Sineması: “Platform”

Haftanın filmi İspanyol yönetmen Galder Gaztelu-Urritia’nın gerilim-korku türündeki alegorik sistem eleştirisi “Platform”…

27 Mart 2020 Cuma, 19:12

Çoğunluğun eve kapandığı, sinema salonlarının ise kapılarını kapatmaya zorlandığı şu günlerde herkes ev sinemasına yönelmiş durumda haliyle ve Netflix de şu sıralar en popüler platformlardan biri. Elbette Netflix’teki her içerik aynı kailte düzeyinde değil ama meraklısına izleyeccek ,y, bir şeyler bulmak da hiç zor değil. İşte bu haftanın filmi de yine Netflix’ten, bağımsız karakterli bir İspanyol filmi: “Platform”. 


Öncelikle şu uyarıyı yapmakta yarar var: “Platform” yer yer bir hayli karanlık, bir yönüyle bir hayli klostrofobik ve belki de şu karantina günlerinde bazı bünyelerde ters etkiler yaratması muhtemel bir film. Ama ben kolay kolay etkilenmem, filmdir der geçerim diyorsanız şu kadarını söyleyeyim ki karşımızda sağlam bir gerilim var; sağlam üstelik de hiç öyle popcorn tarzı kolay tüketilip unutulacak filmlerden de değil. Henüz ilk uzun metrajlı filmiyle adından övgüyle söz ettirmeyi başaran Galder Gaztela-Urrita’nın yönetmenliğini üstlendiği film yakın bir gelecekte ucu bucağı olmayan bir gökdelende geçiyor. Gökdelen aslında bir çeşit hapishane, ama muktedirler Dikey Özyönetim Merkezi adını veriyorlar buraya ve kimileri de kendi isteğiyle giriyorlar içeri. Her katta iki kişilik tek bir oda bulunuyor ve bu odada sadece iki yatak, bir de musluk ve klozet var. Odanın tam ortasında ise yaklaşık 2mx3m boyutlarında dikdörtgen bir delik. Bu deliğin esbab-ı mucibesi ise şu: Her gün en yukarıdan başlamak suretiyle tam bu delik boyutlarında ve üstünde envai çeşit yemeğin bulunduğu bir platform inerek her odayı sırayla geçiyor ve kısa bir süreliğine herkes buradaki yiyecekleri yiyerek besleniyor. Haliyle en üsttekiler bol bol yemek bulurken aşağı indikçe yiyecekler azalıyor ve bir noktadan sonra kimseye yiyecek kalmıyor. Alt kattakiler bir süre sonra açlıktan birbirlerini yemeye başlıyor hatta. Bu arada kimse bu bölüşümde tam olarak şanslı değil, zira her ay herkesin katı yeniden belirleniyor ve bir ay üstlerde olan birisi diğer ay alt katlara düşebiliyor.


YUKARIDAKİLER, AŞAĞIDAKİLER VE DÜŞENLER

Çok fazla ayrıntıya girmek gereksiz, ama bu kadarından bile anlamışsınızdır, “Platform” akla biraz “The Cube” ve “Saw” (Testere) gibi filmleri getiren bir yapım. İlki kadar gizemli değil belki ve ikincisi kadar da şiddet yüklü değil ama gerilim ve şiddet dozu azımsanmayacak ölçüde yine de. “İnsanlar üçe ayrılı; yukarıdakiler, aşağıdakiler ve düşenler” cümlesiyle açılan filmin en belirgin özelliği ise katlar arasındaki eşitsizliğin ön plana çıkardığı bir sınıf çatışmasını anlatıyor oluşu. Aslında bu gökdelen ve katlar sayesinde billurlaşan kast sistemi tipik bir alegori sunuyor bize ve nihayetinde bir sistem eleştirisine çıkıyor. Bunu da ustaişi bir anlatımla ve içeriye kendi isteğiyle giren (yanında da “Don Kişot” romanını getiren) bir karakteri başrole taşıyarak yapıyor. İzleyicinin özdeşlik kuracağı bu karakter katlar arasında inip çıktıkça türlü sınavlardan geçiyor ve insanlığını yitirme noktasına kadar geliyor. Sonrasını ise söylemeyelim de bir zahmet izleyiverin.

Filmin Notu: 8/10