‘Karanlık döneme geçiyoruz’

Sosyal medya ile ilgili Meclis’ten geçirilen yasa, Türkiye’de temsilci bulundurmayan sosyal ağ sağlayıcılarına 40 milyon liraya kadar idari para cezası, reklam yasağı gibi yaptırımlar içeriyor. AKP ve MHP ortaklığıyla kabul edilen yasanın nasıl uygulanacağına ve hak kayıplarının olup olmayacağına dair siber haklar uzmanı Yaman Akdeniz ve bilişim hukukçusu avukat Gökhan Ahi ile konuştuk.

31 Temmuz 2020 Cuma, 05:00
‘Karanlık döneme geçiyoruz’
Abone Ol google-news

YAMAN AKDENİZ:

GEÇMİŞİ AKLAMAK İÇİN KULLANILACAK

Bu yasanın artısı yok. Türkiye’de internetin, sosyal medyanın gelişmesi açısından karanlık bir döneme geçiyoruz. Zaten Türkiye’de internetle ilgili fazlasıyla kısıtlama ve yaptırım uygulanıyordu. Biz 10 gün önce ifade özgürlüğü derneği adına hazırladığımız “engelli web” raporunu yayımladık. Bu raporda 2019 sonu itibarıyla 408 binden fazla web sitesinin erişime engellendiği, 130 binden fazla haber ve sosyal medya içeriğini yazdık. Haberler sadece erişime engellenmeyecek, kurumlara gönderilen kararlarda ayrıca bu haberlerin kaldırılması talep edilecek. Daha önce böyle bir yaptırım yoktu. Bu çok ağır bir yaptırım. Çünkü bu kararlar sulh ceza hâkimleri tarafından yargılama yapılmadan veriliyor. Benim görüşüm, haberleri yayından kaldırma ve silme yaptırımı hükümetin kendi geçmişini aklamak için kullanılacak. İkinci konu ise sosyal medya platformlarının Türkiye’de temsilcilik açmaya zorlanması. Temsilcilik açmazlarsa eğer bu da sorun, çünkü bu defa da Türkiye ciddi para cezaları uygulayacak.

GÖKHAN AHİ:

YARGISAL DENETİM YOK

Binlerce site erişime kapalı. Sebebi sulh ceza hâkimliklerinin özellikle kamu düzeni, milli güvenlik ve siyasi iktidar talebi doğrultusunda karar vermeye çok istekli olması. Ne yazık ki sulh ceza hâkimlikleri bireyin özel hayatının gizliliğine, kişilik haklarına yönelik karar vermede çok istekli değil. Asıl olay, iktidarın istemediği içerikleri kolaylıkla kaldırmasına yol açmaktır. Bunu zaten sulh ceza hâkimlikleriyle yaptırıyorlar. Burada dikkat çekmek istediğim nokta, sulh ceza hâkimliklerine yargısal denetim yok. Bu merci dışında gidilebilecek tek yer Anayasa Mahkemesi. Burada da sonuç almak 5 yılı buluyor. Bize Almanya örneğini veriyorlar. Ama bu, Almanya’da da sıkıntılı bir konu. Orada sosyal medya platformlarının ofis açmak gibi zorunlulukları yok, sadece 48 saat içinde kişilerin taleplerine olumlu ya da olumsuz cevap vermek zorunda. Bizde öyle bir zorunluluk yok, üstüne temsilcilik açma zorunluluğu var. Google, Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya platformlarının Türkiye’de temsilcilik açacaklarını düşünmüyorum.

KABOĞLU: ANAYASAYA AYKIRI

“Sosyal medya düzenlemesi bilişim karşısında sanal kalacak” diyen Kaboğlu, düzenlemenin, anayasanın temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin hükmüne açıkça aykırı olduğunu dile getirdi.

Sosyal medya düzenlemesinin kabul edilmesinin ardından CHP, yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşımaya hazırlanırken anayasa uzmanı ve CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, sosyal medya düzenlemesiyle ilgili değerlendirme notu hazırladı. Kaboğlu, düzenlemenin sosyal medyaya sınırlamalar getirdiğini ve veri güvenliğini de ihlal ettiğine dikkat çekti. Kaboğlu, “Tekelleşme ve partizanlık yüzünden görsel ve iletişim araçlarına giriş hakkı bulunmayan yurttaşlar için sosyal medya mecrası, yeri doldurulmaz bir işlevdir” diye konuştu.

GÖRÜNMEZ KILMAK...

Düşünce ve ifade özgürlüğünün tamamen yitirildiğini ifade eden Kaboğlu, “Açık rejimlerde ahlaki sorun daha azdır, etik değerler daha yüksektir. Ama otoriter rejimler, totaliter rejimlere doğru kaydıkça toplumda ahlakilik sorunu artar ve ahlaki çöküntü başlar” değerlendirmesinde bulundu. AKP’nin bu çöküntüyü görünmez kılmak istediğini kaydeden Kaboğlu, şunları söyledi: “Öngörülen sınırlama ve yasaklar, demokratik toplumu, hak ve özgürlüklerin güvence ölçütü olarak tanıyan anayasa madde 13’e aykırıdır. Yasal düzenleme meşru olarak görülse de amaç ve araç arasında adil bir denge bulunmadığından ölçülü değildir. Düzenleme, anayasanın birçok maddesine olduğu kadar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de birçok hükmüne aykırılık içermektedir. Görsel ve işitsel iletişim özgürlüğü, iktidar güdümü ve denetiminde olduğu için sosyal medya, yurttaşların başlıca bilgilenme mecrası. Bu nedenle, geniş kitleler için demokratik toplum, sosyal medyaya sıkışmış durumda. Anayasanın demokratik devlet özelliği, Cumhurbaşkanlığı ve hükümet ile bakanlar kurulu yetkilerinin parti genel başkanının şahsında birleşmiş olması nedeniyle, uygulama, demokrasiden hayli uzak. Sanal medyaya sıkıştırılmış özgürlük alanını daha da daraltmayı amaçlayan 7253 sayılı yasanın kendisinin de yapılış tarzı ve bilişim teknolojisindeki ilerlemeler karşısında sanal kalması muhtemel.”

SON SIĞINAK!

Sınır Tanımayan Gazeteciler Almanya Temsilcisi: Bağımsız gazetecilik alanı daha da daralıyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) Almanya temsilcisi Christian Mihr, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya yasasıyla ülkede kalan son eleştirel sesleri de susturmak istediğini ileri sürdü. DW Türkçe’ye konuşan Mihr, “Türkiye’de bağımsız gazeteciliğe yönelik alan her geçen gün daha da daralıyor. Ülkede basın özgürlüğünün yoğun bir şekilde sınırlandırılması yeni bir şey değil. Özellikle 2016 yılındaki darbe girişimi sonrası birçok medya mensubu gözaltına alındı ve adil olmayan yargılamalarla uzun yıllar hapis cezalarına mahkûm edildi. Ne var ki sosyal medya, Türkiye’deki eleştirel gazetecilerin son sığınağıydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyaseten zayıflamış durumda. Türkiye’de 37 milyonun üzerinde Facebook ve 16 milyon da Twitter kullanıcısı bulunuyor. Kendini eleştirenleri susturmak için şimdi de uluslararası sosyal medya platformlarını kontrolü altına almak istiyor” dedi.

SANSÜRE DİKKAT ÇEKTİ

Sosyal medyanın kontrolüyle siyasi protestoların bastırılmasının hedeflendiğini ileri süren Mihr, sosyal medyanın kontrol altına alınmasının amacının, artan siyasi huzursuzluğu bastırmak olduğu ve bu baskılamanın özellikle de Türkiye gibi toplumun kutuplaştığı bir ülkede bağımsız bilgiye erişimi engelleyeceğini vurguladı. Mihr, yasa değişikliğinin internet haberciliğine yönelik sansürün arttığı bir dönemde yapılmasına dikkat çekti.