‘Kadınların söyleyecek sözleri var’

Müzede Sahne bu yıl erkek şiddetine karşı sesini yükseltiyor, tiyatro aracılığıyla kadınlarla ve sanatçılarla dayanışıyor.

04 Ağustos 2020 Salı, 06:00
‘Kadınların söyleyecek sözleri var’
Abone Ol google-news

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM), Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla başlattığı Müzede Sahne etkinliğinin dördüncüsü SSM’de 7-15 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.

Emre Koyuncuoğlu’nun sanat yönetmenliğini üstlendiği Müzede Sahne’nin bu yılki teması, özellikle pandemi döneminde daha da artarak şiddet gören, zorlanan, tehdit altında yaşayan ve hayatını kaybeden kadınların sesi olması amacıyla “Adı Sanı, İsmi Cismi’ olarak belirlendi.

Müzede Sahne bu yıl, salgın nedeniyle büyük bir kriz yaşayan sahne sanatlarıyla da dayanışma ortaya koydu ve Tiyatro Kooperatifi’ne destek oldu.

Program ve bilet satışı için:www.sakipsabancimuzesi.org/tr. Programda tiyatro oyunlarının yanı sıra panel ve söyleşiler de var. Konuştuğumuz Emre Koyuncuoğlu, paneller ve etkinliklerde “Özellikle kadına şiddet, taciz ve hak arama konularını sahneye taşıma biçimlerini irdeleyeceğiz. Bu sorunların hikâye aktarımları ve seyirciye aktarma çeşitliliği çok önemli. ‘Kadının Sahnedeki Temsiliyeti’ni tartışacağız” diyor.

‘DENEYİMLER TEMAYI BELİRLEDİ’

- Tema nasıl ortaya çıktı?

Müzede Sahne tematik bir gösteri sanatları festivali. Bu yıl salgın nedeniyle, birçok alanda dayanışma öne çıktı. Sahne sanatları adına çok zor bir süreç devam ediyor. Yıllardır tanık olmak zorunda kaldığımız kadına karşı erkek şiddeti, baskısı, tacizi ve son olarak da İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme isteminin açıklanması, Covid-19 salgını döneminde kadının evde artan sorumluluklarının görmezlikten gelinmesi doğal olarak bu yılın “temasını” belirledi. Bir yandan da, gösteri sanatlarının her alanında “kadın” dili, estetiği, hikâyesinin çeşitliliği arttı.

15-20 yıl öncesinde, tek tük kadın sanatçının bu konulardaki işleri üzerinden konuşulurken, ya da kadın yazarların oyunlarındaki “güncel”, “yaşayan”, “birbirinden farklı” kadın karakterleri üzerine değerlendirilmeler yapılırken, şimdi sezonda 30’a yakın “kadın temalı” diyebileceğimiz oyun/gösteri ile ekipler seyirci karşısında. Bir önceki nesil şimdiki genç nesille dirsek temasında ve dayanışma içinde.

Genç nesil kadın yazarlarımızla birlikte sahnede, birbirinden farklılaşmış, bireyselleşmiş, kadın bedeni, düşüncesi, duygusu, kültürü; her bedenin kendine ait özgünlüğü, cinsel yöneliş tercihi görünür olmaya başladı. “Adı Sanı, İsmi Cismi” ironik bir başlık. Aslında, yaptığı iş, yaşamı, tercihleri, kendisini tanımlama biçimi, hepsi bir bütün olarak kadını var ediyor. Bu toplumda, her anlamda, her yerde, her şekilde, her cinste, her öneride vs. kadının var olduğunun ironik bir şekilde altını çizmek adına bu tanımı koydum.

DAYANIŞMA...

- Müzede Sahne’de tiyatrocularla dayanışmak için neler yapılıyor?

Öncelikle programımızı destek amaçlı genişlettik, sekiz güne çıkardık, geçen yıllara kıyasla davet ettiğimiz ekip neredeyse iki katı. Covid-19 dönemi için alınan tedbirler doğrultusunda müzenin açık alanlarında seyircimizi ve oyuncuları riske atmayacak bir düzen planladık. Salgın döneminde bir araya gelmiş ve İstanbul’daki 59 tiyatroyu temsil eden Tiyatro Kooperatifi temsil ettikleri üyelerinden, az oyuncuyla sahnelenmiş, 60 dakikayı geçmeyecek tek perdeli oyun başvuruları aldılar. O listedeki oyunlardan temamıza uygun olanlarını davet ettik. Ayrıca, Tiyatro Kooperatifi’nin kampanyası “Bizde Yerin Ayrı”ya da bütçeden bir miktar ayrıldı. Tiyatro Kooperatifi’nin ilk kez bizimle süreçte geliştirdiği bu dayanışma modeli bundan sonra yapacakları diğer organizasyonlar için de bir örnek oluşturacak.

‘EŞİT TEMSİL YOK’

- Cinsiyet eşitsizliği, tiyatroda ne derecede yaşanıyor?

Tiyatroda kadınlar kesinlikle eşit derecede temsil edilmiyor. Genelde onlara iş önerileri daha az geldiğinden, daha az ücret talep edebiliyorlar. Yönetici kadınlara daha çok emek ve zaman gerektiren işler, rejisör kadınlara genellikle kadın oyunları, çocuk oyunları ya da küçük prodüksiyonlar öneriliyor. Tiyatroda kadınlar, destekleyici alanlarda: dramaturgi, koreografi, kostüm, eğitim, organizasyon, halkla ilişkiler gibi alanlarda daha fazla varlık gösteriyor. Sahnede ise, kadın oyunculardan çoğunlukla, “bilindik-kabul gören” kadının temsiliyeti isteniyor. “Adı Sanı İsmi Cismi”, bildiğim kadarıyla gösteri sanatlarında “kadın temalı” gerçekleşecek ilk festival olacak. Diğer gösteri sanatlarında kadın platformlarında da bir çok etkinliğin hazırlıklarının yapıldığını, bizden sonra da “kadın temalı” etkinliklerin arkasının geleceğini düşünüyorum.

‘KÜLTÜR VE SANAT İYİ BİR İLAÇ’

Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer, Müzede Sahne’yle ilgili “Bir hafta boyunca oyunlarla, panellerle, etkinliklerle kadını konuşacağız. Umuyorum ki bu derin toplumsal yaramıza tiyatro aracılığıyla da dikkat çekmeyi başaracağız. Kültür ve sanat, global ölçekte hayatı durma noktasına getiren dönemlerden çıkmak için her zaman iyi bir ilaç olmuştur. Oluşan kasvetli havanın sanatın ışığıyla aydınlanması dileğiyle tiyatroseverleri müzemize bekliyoruz” dedi. Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan ise “Sabancı Vakfı olarak, bugüne kadar erken yaşta ve zorla evliliklerin engellenmesi, kız çocuklarının eğitimi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik projeler geliştiren sivil toplum kuruluşlarına verdiğimiz desteklerle kadınların güçlenmesine katkı sunmaya çalışıyoruz. Bu doğrultuda Müzede Sahne’nin bu yıl kadını odağına alması, Türkiye’de maalesef artık kökleşmiş ve acilen çözülmesi gereken bir sorun olan kadına yönelik şiddetin sahne sanatları aracılığıyla gündeme getirilmesini son derece kıymetli buluyorum” diye konuştu.