Kadın hem şair hem itaatsiz olunca zulüm

Kadınların okumaya cesaret ettikleri için hâlâ kafalarından vuruldukları dünyada kadın ve itaatsiz olmanın bedeli ağır ödeniyor.

29 Temmuz 2020 Çarşamba, 02:00
Abone Ol google-news

“Ah, ah, çok pişman olacaksın bu sözü söylediğine! / Kitabımı geri ver ve öpücüğümü al yerine. / Dostum muydu duyduğum, düşmanım mı, / “Ne kalın kitap küçük bir kafa için böyle!” / Gel, sana şimdi en yeni şapkamı göstereyim, / Dudak büzüp süslenişimi izleyebilirsin hem de! / Ah, her şeye rağmen, devam edeceğim seni sevmeye. / Bir daha asla düşündüğümü söylemeyeceğim sana. / Tatlı ve düzenbaz olacağım, nazik ve kurnaz; / Beni okurken yakalayamayacaksın bir daha: / Örnek bir eş olarak anılacağım; / Ve bir gün kapıyı çalıp ittiğinde; / Tam gününde, ne çok fırtınalı ne de çok güneşli / Gitmiş olacağım, o zaman ıslıkla çağırabilirsin beni.” 

Seçim, güçlendirme, ırk ve cinsiyet, annelik ve dayanışma ağları arasındaki ilişkiyi tartıştığımız oturumda tarihteki itaatsiz kadınlardan da söz ettik. Sappho, Norwichli Julian Ana, Sylvia Plath, Anne Sexton, Gwendolyn Brooks, Muriel Ruckeyser, Alice Notley, oturum sırasında yukarıdaki şiirini okuduğum Edna St. Vincent Millay gibi.

Slyvia Plath, Anne Sexton gibi şairlerin de etkilenmiş olduğu Amerikan şair Edna St. Vincent Millay’in (1892–1950) 1900’lerin başında yazdığı bu şiiri 2007’de kıymetli Cevat Çapan’ın Cumhuriyet Kitap’taki köşesi Şiir Atlası’nda yayımlamıştım. Aradan onca zaman geçmiş, değişen bir şey var mı diyerek. Ya 2007’den bu yana değişen bir şey var mı? 25 Temmuz’da katıldığım “İtaatsiz Kadınlar: Bugün Feminist Şiir” adlı uluslararası çevrimiçi açıkoturumun küratörü Hindistanlı Somrita Urni Ganguly’nin oturumun amacına ilişkin söyledikleriyle yüzyıl önce yazılmış bu şiirdeki örtüşen derde, özellikle de bire bir bazı sözcüklere bakılırsa... yine yok. Ganguly “Kadınların okumaya cesaret ettikleri için hâlâ kafalarından vurulduğu bir dünyada yaşıyoruz. Kadınlar bedenleri, arzuları, yaşamları hakkında yazmayı seçtikleri için hâlâ zulüm görüyorlar. Bu açıkoturumda Türk şair Nurduran Duman, İngiliz Tiffany Atkinson, Galli Natalie Ann Holborow ve Amerikan Eleni Sikelianos ile özünde hâlâ ataerkil olan bir endüstride ve toplumda kadın olmak hakkında ve itaatsizlikleri adına kadınların ne kadar bedel ödemesi gerektiğini konuşacak” demişti oturum çağrısında. Öyle de oldu. 

MESELELER ORTAK

Oturuma katılan Asya, Avrasya, Avrupa, Amerika gibi gezegenin dört ayrı bölgesinden, izlenimlerini, görüşlerini aktaran şair kadınların meseleleri neredeyse ortaktı. Eleni Sikelianos, bir kadın, bir zamanlar da bir kız çocuğu olarak her hareketinde bir tür itaatsizlik hissettiğini vurguladı. 1960, 1970’lere denk gelen çocukluğunda, önemli ya da havalı ya da akıllı olan her şeyin erkekler tarafından yapıldığından, kadın rol modellerinin neredeyse hiç olmadığından, bir pilot ya da asker ya da bir ülkenin başbakanı olmak istiyorsan, erkek olmalısın diye düşünerek büyüdüğünden söz etti. Erkek olursa istediği her şeyi seçme özgürlüğü vardı. Şimdi kendisi de kız çocuğu annesi olan Eleni “dünyanın en eski cumhuriyeti -Amerika Birleşik Devletleri- henüz bir kadın başkan seçmedi” diyerek de bu konudaki beklentisini dile getirdi. Tiffany Atkinson’e göre -sahsımın da düşündüğü gibi- yazmanın kendisi zaten itaatsiz bir eylem. Tiffany’nin anlattığı bir anekdot ise kadın yazarların endüstrideki durumuna ilişkin sorulara zihin açıyor. Bir erkek arkadaşının evine gittiğinde kitaplıkta sadece erkek yazarların olduğunu görmüş. “Belki de bilinçsizce bir karar” diyor. Yine de bu anlayışlı tavır havada uçuşan sorularını adil bir yere kondurmuyor: “Kimler kadın yazar yayımlıyor? Onları kim okuyor? Kadın olarak yayımlanmak yeterli mi? Onların okunmasını sağlamak gerekli değil mi?” Böylece sözcükler yitip gitmez... Ürünlerinden çok makyajının, saçının, giysisinin konuşulmasından rahatsız olduğunu belirten Natalie Ann Holborow, verilmiş etiketlerden kurtulmaya çalışmamız ya da kadın şairleri tanımlayan yeni etiketlere sahip olmamız gerektiğini vurguladı. Örneğin “itirafçı şair” diye etiketlenenlerin hep kadınlar olduğunu, erkeklerin böyle etiketlerle uğraşması gerekmediğini ekleyerek. Ki itirafçı şiir Anne Sexton gibi örnekleriyle şiir sanatının önemli, saygın bir alanıdır. 

İTAAİTSİZ KADINLAR

Ayrıca seçim, güçlendirme, ırk ve cinsiyet, annelik ve dayanışma ağları arasındaki ilişkiyi tartıştığımız oturumda tarihteki itaatsiz kadınlardan da söz ettik. Sappho, Norwichli Julian Ana, Sylvia Plath, Anne Sexton, Gwendolyn Brooks, Muriel Ruckeyser, Alice Notley, oturum sırasında yukarıdaki şiirini okuduğum Edna St. Vincent Millay gibi. Şair Nigâr, Gülten Akın, Ressam Mihri’ye de topraklarımızdan selamımızı, teşekkürümüzü sundum. 

Oturum sırasında Eleni'nin, yalnız bir anne olarak 1940, 1950’lerde hayatını dans ederek nasıl kazandığını anlattığı büyükannesi hakkındaki şiir çok dikkat çekiciydi. Tiffany’nin okuduğu şiirlerden biri ise bizi taciz eden erkeklerin oldukça kibar adamlar olduğuna ilişkindi. Natalie’nin şiiri ise Kalküta’nın sokaklarında gördüğü dilenci kadınla yanındaki bebeğine ilişkindi. Ben de “gök yerleşmiş göle” ile “yeti” şiirlerimle “insan artı biridir dünyanın” demeye çalıştım. İnsan olduğumuzda kadın da adam da olabiliriz, hatta o zaman artı bir sayılabiliriz çünkü. 

17 ÜLKE 100 KONUK

Böylece Hindistan, Türkiye, ABD, BAE, İngiltere, Galler, Avustralya, Bangladeş, Pakistan dahil 17 ülkeden şair, akademisyen, müzisyen ve sanatçıdan oluşan yaklaşık 100 konuk çevrimiçi etkinliklerle, bu yıl ilki düzenlenen Glass House Festivali’nde (23-26 Temmuz) buluşmuş olduk. Bangalore (Hindistan) merkezli olan uluslararası çevrimiçi festival, 1999'dan beri sanat ve sanatçılar için çalışan ArtMuseum Trust tarafından düzenleniyor. Yumna Hari Singh Jawa’nın festival direktörü olduğu buluşma, bu yıl Rochelle Potkar, Somrita Urni Ganguly, Prateeti Punja Ballal, Aditi Angiras, Chandramohan S. gibi alanında uzman küratörlerle desteklendi. Man Booker, Padmashree, Sahitya Akademi Ödülü gibi birçok uluslararası ödüle sahip isimlerin bir araya geldiği buluşmada açıkoturumlar, şiir filmi gösterimleri, şiir okumaları, müzik başarımları, yüksek ses gelişine şiir (spoken word poetry) gösterileri yer aldı. ArtMantram Trust'ın kurucusu Jija Harisingh festivale ilişkin şunları söyledi. “Şiir, edebiyat, müzik dünyasındaki en etkili seslerden bazılarını bir araya getirmeye karar verdik. Bu mücadeleci sanatçıların mücadelelerine ilişkin için farkındalık yaratmak ve destek toplamak için. Görünen o ki, çağrımız yüreklerine çarptı ve katılan şairlerden aldığımız yanıtlar çok etkileyici oldu.”