‘Harem’siz selâmlık iftarlar

Eşinizle gittiğiniz iftarda harem-selamlık ayrı masalarda oturma bile yeterince can sıkıcıyken şimdi tamamen maço bir ramazan geleneği icat edilmiş.

29 Haziran 2015 Pazartesi, 18:19
Abone Ol google-news

Ramazan’da çeşitli kurum, dernek ve vakıflar tarafından verilen iftar davetlerinde tuhaf bir durum dikkat çekiyor. Bunların bazılarında erkeklerden eşsiz gelmeleri isteniyor.

Eşli verilen davetlerde zaten harem-selamlık uygulaması var, ama bazıları kendilerine göre daha kökten bir çözüm bulmuşlar. Harem-selamlık uygulamasında eşinizle gittiğiniz iftarda ayrı masalarda oturma zorunluluğu bile özellikle modern hayata intibak etmiş dindar insanlar için yeterince can sıkıcı bir durumken şimdi “maço” bir Ramazan geleneği icat edilmiş.

‘Edep’siz adaplar

Muhafazakâr kesimde küresel kapitalizmin hız kazandırdığı modernleşmenin reel politik ve ekonomik sonuçlarını bünyesine sindirse de sosyolojik ve kültürel sonuçlarına direnmeye çalışıp, taassup ipine daha sıkı sarılan büyük bir nüfus var. Bu nüfus, giderek daha fazla bölünmüş bir benlik ve çelişkili bir zihniyetle, aslında “edeb”i içermeyen bir “adap” üretiyor.

Kadınlarla toplumsal ve etik ilişkinin edebini öğrenmek yerine, onları sakınılması gereken ve salt dişi kategori olarak gören bir maço “adap” söz konusu.

Eşsiz iftar davetleri, bırakalım modern hayat tarzını, muhafazakârlığın aileye biçtiği değer açısından bile bir çelişki içeriyor. Muhafazakârlık aile kurumunu toplumun temeli olarak görür ve modernleşme sürecindeki dönüşümünü endişeyle izler. Aile, değer üreten ve eğitici bir kurumdur. Ayrıca cinsel hayatı disipline edip, denetler. Bu işlevine bağlı olarak üremeyi düzenler. Dini-milli değerlere saygılı ve bağlı nesillerin yetişmesini sağladığı için aile kutsaldır ve evlilik, ibadet olarak görülür.

Maço dindarlık

Muhafazakâr ve dini görüşün temsilcileri sıklıkla, modernleşmeyle kültür ve toplum hayatının olumsuz yönde değiştiğini, bundan aile hayatının da etkilendiğini, bu yüzden aile yapısının sarsıldığını ve boşanmaların arttığını belirtiyorlar. Gelenek, ahlak ve milli kültürümüzü dikkate almadan yayınlanan dizi filmler aile yapısındaki tahribatın baş müsebbibi sayılıyor.

Hâlbuki aile kurumunun tahribatında bilakis tutucu ve bağnaz dindarlığın payı belki daha fazla.Eşini evde bırakarak erkekler arası bir sosyalliği dayatan “maço dindarlık” evlilikteki muhabbeti yok edip, ailenin huzurunu bozmakta. Artık görücü usulü evliliğin ortadan kalktığı, aşk üzere evliliğin muhafazakâr kesimdeki gençler tarafından da tercih edildiği bir toplumda harem-selamlık uygulaması eşler arasına mesafe koyup romantizmi öldürmekte.

Ailede muhafazakâr çözülme

Bugün nüfusunun neredeyse yüzde 85’i kentlerde yaşıyor. Bu durum toplumda her kesimden insanları modernleşme ve sekülerleşme süreçlerine açıyor. Öyleyse insanların değişen ihtiyaçları ve yaşam tarzlarına uygun gelenekler icat etmek gerek.

Muhafazakâr hükümet tarafından kadın istihdamının kolaylaşması için politikalar üretilirken, muhafazakâr toplum tarafından kadının kamusal hayatını kısıtlayıcı gelenekler icat ediliyorsa, bu kesim ailenin çözülmesiyle ilgili kendi payını düşünmelidir.

Halime Toros’un “Sahurla Gelen Erkekler” adlı öykü kitabı 1990’ların sonlarına doğru hep sözü edilen ve sorgulanmayan dini değerler üzerine ve toplumsal kirlenme-bozulma süreçlerinde muhafazakârların payını aramaya dair bir çağrıydı. Bu çağrıya şimdi çok daha fazla kulak vermek lazım!..