Ev Sineması: ‘The Old Guard’

Başrolünde Charlize Theron’ın yer aldığı yeni Netflix filmi “The Old Guard”, en önemli özellikler ölümsüzlük olan bir grup savaşçının maceralarını anlatıyor. Bir çizgi roman uyarlaması olan filmin yönetmen koltuğundaysa Gina Prince-Bythewood var.

12 Temmuz 2020 Pazar, 18:24
Ev Sineması: ‘The Old Guard’
Abone Ol google-news

Masal bu ya, meğer yüzyıllardır, hatta binyıllardır dünya tarihine yöne veren bir çok savaş, çatışima ya da olayın içinde ölümsüzlüğün sırrına vakıf, öldürüldüklerinde ya ra yaralandıklarında kısa sürede iyileşip yeniden savaşmaya başlayan bir avuç becerikli asker varmış. Bu askerler yaşadıkları bu olağanüstü uzun hayatı iyiler adına mücadele ederek ve uygarlığı ileriye götürecek bazı olay ve kişilere doğrudan müdahale ederek (kurtardıkları bir çocuk ileride önemli bir buluşa imza atıyor örneğin, ya da öldürdükleri bir adam aslında çok büyük bir katliam planlıyor vb.) geçiriyorlar ve birbirlerini asla terk etmiyorlar. İşte bu hafta Netflix’te başlayan “The Old Guard” böyle bir masaldan yola çıkıyor.

Gerçi bazı düzeltmeler yapmak gerek; mesela aslında liderliğini Charlize Theron’un canlandırdığı İskitli Andromache’ın (Andy) yaptığı 4 kişilik bu tim gerçekten de öldürülemiyor ama bunun nedenine hiç de vakıf değiller. Filmin sonlarına doğru bu ölümsüzlüklerine bir neden bulacaklar belki ama nasılını ne onlar anlayacak ne de biz. Fantastik filmlerin zayıf noktalarından biri de bu işte, bazı şeyleri açıklamakta eksik kalıyorlar; öte yandan fantastik filmlerin avantajlarından biri de bu, açıklamaya çoğu zaman gerek olmuyor. İzleyici inanıp kabul etsin yeter. 2017 tarihli çizgi romanın yazarı Greg Rocka tarafından senaryolaştırılan “The Old Guard” tam da inanıp kabul edeceğiniz kimi fantastik ve gizemli unsurlara sahip ve filmin akıcılığı içinde bunları sorgulamak gibi bir ihtiyaç duymuyorsunuz.


AYRILIK ÖLÜMDEN BETER

Tahminen 5000 yıldır (hatta daha fazla belki) ölmeyen Andromach yüzyıllar önce yoldaşı, silah arkadaşı ve muhtemelen sevgilisi Quynh’dan kopmuş ve tabut benzeri bir kafese konarak denizin derinliklerine yollanan dostunu bir türlü bulamadığı için de bu bitimsiz hayattan yorulmaya başlamıştır. Filmi izlerken, ölümsüzlüğü (hem de yaşlanıp, güçten kuvvetten düşmeden) yakalamış bu kadının yüzü neden hiç gülmez, nedir bu kederinin sebebi diye sorarsanız, işte budur. Cadı sanıldıkları için (defalarca idam edildikleri halde yeniden dirilmelerini cadılık diye yorumlamışlar 500 yıl önce onları yakalayıp tutsak edenler) lanetlenen Andy ve Quynh’un hikâyesi filmde çok yer tutmasa da muhtemel devam filmleri için açık bir kapı bırakılmasına yarıyor, siz de izleyince anlayacaksınız zaten.


Daha önce “Love and Basketball”, “The Secret Life of Bees” ve “Beyond the Lights” gib aşk ve drama filmleri çeken Gina Prince-Bythewood aksiyon türündeki bu ilk denemesinde sınıfı geçiyor. Koreografileri iyi kotarılmış, kadın kahramanların ön planda olduğu ve iyi ile kötü arasındaki kadim savaşın insanlık tarihinin lokomotifi olduğu tezini de es geçmeyen bir filme imza atmış 51 yaşındaki Gina Prince-Bythewood. Son yıllarda Marvel ya da DC gibi süperkahraman evrenlerine bulaşmayan ender yıldızlardan olup da aksiyon türünde istikrarlı bir şekilde parlayan Charlize Theron elbette filmin en büyük kozu. Güney Afrikalı yıldıza filmde Chiwetel Ejiofor, Kiki Layne, Matthias Schoenaerts ve Harry Melling (ki belki filmin kötü adamı Steven Merrick rolünde daha güçlü bir oyuncu daha iyi olabilirdi) eşlik ediyor. Bu arada filmde Türkiye’ye dair de bir iki gönderme var, ıskalamayın.

FİLMİN NOTU: 7/10