Denediğim bütün çıkışlar....

Çıkmaz Sokak, İlker Karakaş’ın dördüncü kitabı. Kitapta savrulan, uyumsuz, kadınlarla ilişkisi yüzeysel ve sorunlu, hep yalnız ve kendinden hoşnutsuz, evrende kendine yer bulamamış orta yaşlı bir erkeğin dilinden on iki kısa öykü anlatılıyor.

24 Ekim 2020 Cumartesi, 13:04
Abone Ol google-news

Çıkmaz Sokak, Bodrumlu avukat ve yazar İlker Karakaş’ın dördüncü kitabı. Kitapta orta yaşlı bir erkeğin dilinden on iki kısa öykü anlatılıyor. Öykülerin genelinde yaşamdan kopma, kalabalıklardan kaçma, sosyal dağılmışlık, içki bağımlılığı ve yaşamın anlamını arıyor gibi görünmeden gerçekten o “anlamı” sorgulamaya odaklanıyor Karakaş.

Öyküler, birbirinden bağımsız gözükse de dil, içerik ve anlam bütünlüğü bakımından birbirini izler nitelikte. Okurken aynı kahramanın gözünden ve yaşamından kesitlere tanıklık ettiğiniz duygusuna kapılıyorsunuz.

Kendini evrensel akışa bırakan, savrulan, ne kendisiyle barışık ne çevresine uyum sağlayabilmiş, uyum sağlayabilenlere de hep mesafeli yaklaşmış, kadınlarla ilişkisi ise yüzeysel ve sorunlu ama en çok da hep yalnız ve kendinden hoşnutsuz bir kahraman anlatılan.

NE MELEK NE ŞEYTAN!

Bu kahraman antisosyal, toplumsal gelişmeleri özümsemede yetersiz, hasta bilinçli biri. Bir öyküde bir akademisyen, başka bir öyküde ailesinden ve geleneksel değerlerinden kaçan iç dünyasına mülteci, başka birinde uzak bir dağ köyünde münzevi, diğerinde alıp başını uzaklara gitmekten geri durmayan bir deniz yolcusu. Bir başkasında da ev sahibinin merhametine sığınan bir kiracı.

Duygularını yitirmiş. Nereye giderse gitsin, nereye sığınırsa sığınsın onun için dış dünya neredeyse yok. O, nedense, yaşamın hep kıyısından, köşesinden geçiyor. Hiçbir yere ait değil. Bu durumu Eugenie İonesco’nun deyişini anımsatıyor: “Gülünç bir yaratık bu. Ne melek ne şeytan. Evrende kendine yer bulamıyor.”

Ne kendini vurduğu sokaklara ne ailesine ne içkiye ait. İçki sadece hiçliği, yaşamın anlamsızlığını bir süre için kolay ve katlanılabilir kılan bir çeşit acı ilaç. Kekremsi. Etkisi geçtiği zaman farkına vardığı tek gerçek, girdiği sokakların onu hiçbir yere götürmeyeceği. Denediği bütün çıkışlar, “çıkmaz sokak.”

Yazar, postmodernizmin çoğu zaman saplandığı imgeli yer yer argolu dilden ayrılıyor. Sade, yalın, konusu gibi etkili bir dil yaratıyor.

Kaotik dünyada yalnızlığa mahkûm olmuş insan realitesi, bütün bunalımı, kaygı, umutsuzluk ve uyumsuzluklarıyla bir itiraflar monoloğu şeklinde okuru sürüklüyor. Öykülerde çöken modernite mi yoksa bir kahramanın psikolojisi mi? Yoksa o sıradan karakter, ruhunun özgürlük patikalarını mı arıyor? Okumaya ve sorgulamaya değer.

Çıkmaz Sokak / İlker Karakaş / Notos Kitap Yayınları / 79 s.