Çalkantılı dönem...

Belarus, 1991’de bağımsız olduğunda uygulamaya konan liberal politikalar, zengin-yoksul uçurumunun derinleşmesine neden olmuş, dolayısıyla halk arasında Sovyet dönemine özlem artmıştı.

11 Ağustos 2020 Salı, 02:00
Çalkantılı dönem...
Abone Ol google-news

Lukaşenko da, 1994’te ilk devlet başkanlığı seçimlerini, Sovyet özlemi duyanların oylarını alarak kazanmıştı. Lukaşenko’nun 26 yıllık iktidarına, iki açıdan bakmak gerekir: Bir taraftan, iktidara geldikten sonra ülkede otoriter bir yönetim oluşturdu. Fakat diğer taraftan, Belarus’u ekonomik krizden çıkardı ve sosyal adaleti sağladı. Ayrıca, yolsuzlukların üzerine gitti ve “halkın babası” imajına kavuştu. Bu nedenle, muhalif kesimler de Lukaşenko’nun geniş bir kamuoyu desteğinin olduğunu inkâr etmiyordu.

Ancak, son yıllarda Belarus ekonomisinin krize girip küçülmesi ona yönelik desteği azalttı. Ayrıca, 26 yılda yeni bir neslin ortaya çıkması, değişim isteyenleri artırdı. Lukaşenko’ya karşı seçimlerde aday olmaya çalışanlardan bazıları ya çeşitli suçlamalarla cezaevine gönderildi, ya da ülkeden ayrılmak zorunda bırakıldı. Ama bu sırada, beklenmedik bir durum gerçekleşti ve tutuklanan adaylardan Sergey Tsihanovski’nin eşi Svetlana Tsehanovskaya, aday olduğunu açıkladı. Tasfiye edilen diğer liderler de, onu destekledi ve Tsehanovskaya, muhalefetin en güçlü adayı oldu. 37 yaşındaki Tshanovskaya, bir yabancı sivil toplum kuruluşunda İngilizce ve Almanca tercümanlık yapmak dışında, hayatının büyük kısmını iki çocuğuna bakmak üzere ev kadını olarak geçirmiş. Seçim öncesi konuşmalarında iktidara gelir gelmez siyasi baskıların kaldırılmasını sağlayacağını ve bunun ardından iktidardan çekilerek cumhurbaşkanlığını tecrübeli birine devredeceğini sıkça dile getirdi. Bunun dışında, hiçbir siyasi ve ekonomik konuya girmedi. Bu, hem sıradan vatandaşın onu kendisiyle özdeşleştirmesini kolaylaştırdı, hem de, özgürlük dışındaki konulara girmediği için, Lukaşenko’ya muhalif hemen herkesin onun etrafında birleşmesinin önünü açtı.

PUTİN’DEN TEBRİK

Seçimlerin hemen ardından Rusya Devlet Başkanı Putin, Lukaşenko’yu tebrik etti ve iki ülke arasında geçen haftalardaki krizin aşıldığını gösterdi. Batılı ülkelerin yayın organlarıysa, haftalardır muhalif Tsihanovskaya’dan yana tutumda. ABD ve AB’nin 2004 ve 2014’te Ukrayna’da yaptıkları şekilde muhaliflere açık destek verip vermeyeceklerini ve olayların nereye doğru seyredeceğini, önümüzdeki günlerde göreceğiz.