Bir vaha: Patara

Türkiye’nin en uzun plajlarından birine sahip Patara, tatilcilerin büyük ilgisini çekiyor

28 Ağustos 2019 Çarşamba, 11:07
Abone Ol google-news

Resmi adıyla Gelemiş Köyü, Likya dilindeki adıyla ise Patara, Fethiye ile Kalkan arasında kalan örenyerlerinden biri... Likya uygarlığının en önemli ve en eski şehirlerinden biri olan Patara, günümüzde uçsuz bucaksız plajıyla tatilcilerin akın ettiği lokasyonlar arasında yer alıyor. Patara’yı diğer tatil bölgelerinden ayıran bir diğer özelliği ise 10 kilometrekarelik bir alanı kapsayan antik kent. Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında Akdeniz kaplumbağaları caretta-carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahip.

Patara Plajı köy merkezinden yaklaşık 3 km uzaklıkta bulunuyor. O nedenle yürümek yerine aracı olanlar araçlarıyla, aracı olmayanlar ise çoğunlukla plaja kadar giden minibüsleri kullanarak veya plaja giden diğer insanların araçlarına “otostop” çekerek dev kumsala ulaşıyorlar. Plaja gelmeden önce bir noktada durmanız gerekiyor. Çünkü tarihi bir miras olan Patara Sahili’ne antik kentin arasından geçiyorsunuz. Bu nedenle girişte para ödemeniz gerekiyor. Eğer müze kartınız varsa ücretsiz olarak plaja doğru ilerleyebilirsiniz, ancak yoksa ve sadece plaja gitmek istiyorsanız bunu belirtmelisiniz. Çünkü antik kenti gezmek ayrıca ücretleniyor. Plaja gitmek için ise günübirlikçi değilseniz ücreti 30 TL olan 10 girişlik kart almanız en mantıklısı. Bu 10 girişi arkadaşlarınızla paylaşabilir veya günlere yayabilirsiniz.
 
Plaja ulaştığınızda sizi ayaklarınızın altına serilen incecik kumlar, çöl manzaralarını andıran kum tepeleri ve Akdeniz karşılıyor. Patara Plajı, Kaş Belediyesi tarafından işletiliyor. Şezlong ve şemsiyelerin her biri 10 TL. Ancak sahile kendi kamp sandalyeleriyle, şemsiyeleriyle gelenlerin sayısı da oldukça fazla. Belediyenin işlettiği bölüm haliyle oldukça kalabalık. İsteyenler, plajın sağ ve sol taraflarına doğru biraz daha yürüyerek denize girilecek sessiz sakin yerleri tercih ediyorlar. 
Yukarıda çölü andırdığını söylemiştik, hatta rivayet odur ki, Yeşilçam filmlerinde çöl sahnelerinin çekildiği konumların başında geliyor Patara Sahili... Plaj boyunca ayağınıza taş değmiyor, denizde de aynı şekilde. Sığ bir denizi var; suyun boyunuzu aşması için oldukça fazla ilerlemeniz gerekiyor. Bu noktada bir dipnot düşmek gerekli: Sabahın erken ve akşam saatleri haricinde denizdeki dalgalar sert ve yüksek. Girişte de yazdığı gibi biz de yenileyelim, yüzme bilmeyenler için tehlikeli olabilecek bir deniz. Uyarılara ve cankurtaran olup olmadığına dikkat etmekte fayda var. Dalgalar çok zorlamadığında üzerlerinden atlamak veya salıncak gibi sallamaları için kendinizi onlara bırakmak çok keyifli. Patara’nın kumsalı çocuklar için de büyüleyici. Kumlarla oynayan, kaleler yapan, kumları kazıp içerlerine giren çocuklar zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyor bile. Bir not daha: plaj caretta carettaların yuvalama alanı olduğu için koruma altında. Saat 20.00’ye kadar vaktiniz var. Plaj o saatten sonra kapatılıyor. Etrafı çevrilmiş caretta caretta yuvalarını siz de görebilirsiniz, ancak yuvalara zarar gelecek davranışlarda bulunulmasının yasak olduğunu hatırlatalım. 
Patara’da yapılması gerekenler konusunda herkesin dilinden düşmeyen bir başka konu da kum tepelerinde güneşi batırmak... Bunun için kısa bir araba yolculuğu yapmak gerekiyor. Köy merkezinde yemek yemek veya eğlenmek için de birçok mekân mevcut. 
 
 
ULAŞIM: 
 
Patara, Fethiye’ye 70 kilometre uzaklıkta, Kalkan’a 18, Kaş’a ise 43 km. Eğer arabasız gelmeyi düşünüyorsanız, önce Dalaman Havaalanı’ndan Fethiye Otogarı’na giden otobüslere binmeniz gerekiyor. Ardından ise Kaş’a giden Batı Antalya otobüslerinden Patara Kavşağı’nda iniyorsunuz. Burada son bir aktarma daha yapmanız gerekiyor. Kaş’tan Patara Sahili’ne kadar giden minibüslerle konaklayacağınız yere ulaşabilirsiniz. Beklemek istemezseniz hali hazırda tek yön olan köy yolundan gidecek arabalardan biri sizi köye bırakabileceğini söylemek için mutlaka yanınıza yanaşacaktır. Siz de “otostop” çekerek 5 dakikalık yolu katetmek için uzun süreler beklememeyi tercih edebilirsiniz. Doğrusunu söylemek gerekirse, bütçe derdiniz yoksa, bir arkadaş grubuyla gidiyorsanız, ama aracınız yoksa havaalanından araç kiralayıp Patara’ya ulaşmak daha az yorucu olacaktır. Böylece Fethiye’den Patara’ya kadar karşınıza çıkacak birçok örenyerinden istediğinizi ziyaret etme ve koylarında denize girme şansını da yakalayabilirsiniz. 
 
KONAKLAMA:
 
Patara’ya birçok kişi Kaş veya Kalkan’dan günübirlik olarak gelip, geri dönmekte. Ancak siz bunun tam tersini yapıp Kalkan ve Kaş’a günübirlik gidebilirsiniz. Zaten sakinliği, doğayla iç içe olmayı ve sessizliği seviyorsanız böylesi daha mantıklı. Patara, saydığımız yerler kadar büyük ve kalabalık bir nüfusa sahip değil. Yazın nüfusu da Kalkan ve Kaş kadar artmıyor haliyle. Yine de çok sayıda konaklanacak mekân ve kamp alanı bulunuyor. Bunlardan biri de Çeyrek Camping & Bungalows. Doğayla iç içe bungalov evleri ve çadır alanıyla kendine has bir müşteri kitlesi bile edinmiş Çeyrek... Öyle ki, giderseniz siz de mutlaka en az ikinci kez gelen ziyaretçilerle karşılaşacaksınız. Mekânın resepsiyonu yok, gittiğinizde sahibi Engin Ağabey’i veya oğlu Arın’ı bulmanız yeterli. Çeyrek, hayvan dostu bir işletme ve evcil hayvan kabul ediyor. Engin Ağabey’in peşinden ayrılmayan köpeği Şila ve kedileri de hemen kendilerini size sevdirecektir. Eğer konaklamaya karar verirseniz, Engin Ağabey’in anılarını dinlemeyi de unutmayın. Çeyrek’in bungalovlarında gecelik 250 TL’ye, çadır getirecekseniz de gecelik kişi başı 60 TL’ye kalabiliyorsunuz. Oradaki mevcut çadırlardan kullanmak isterseniz de fiyat 70 TL oluyor. Bu ücretlere kahvaltı dahil. Çeyrek, köye giriş yaptığınızda hemen solunuzda kalıyor. Gitmeden “ceyrekcamping” isimli Instagram hesabından fotoğraflarına göz atmanız önerilir...