Barış ve iklim için

29 yaşındaki Hindistanlı barış ve çevre aktivisti Nitin Sonawane, 2016 yılından beri barış, şiddetsizlik ve iklim için dünyayı yürüyerek dolaşıyor.

28 Ağustos 2020 Cuma, 06:00
Barış ve iklim için
Abone Ol google-news

Nitin Sonawane, Hindistan bağımsızlık hareketinin öncüsü Gandhi’nin torunu olarak anılıyor. 39 ülkeyi yürüyerek geçtikten sonra Türkiye’ye gelen Sonawane, iklim krizinin dünyanın en önemli meselelerinden biri olduğuna dikkat çekerek “Doğal kaynakları yoğun şekilde sömüren insani gelişim, iklim krizinin bu kadar hızlı ilerlemesinin nedeni. Bundan biz sorumluyuz ve bu konuda ciddi şekilde düşünmemiz gerekiyor. Çünkü bunun telafisi hiç kolay olmayacak” diyor. Sonawane ile yolculuğunu, deneyimlerini ve amacını konuştuk.

- Kendinden bahsedebilir misin?

29 yaşındayım. Hindistan’ın Pune kentindenim. Mühendis ve barış aktivistiyim. Son üç yıl dokuz ayda yürüyerek ve bisikletle 39 ülke gezdim. Bir telekominikasyon şirketinde mühendis olarak çalıştıktan sonra Pune’deki Maharashtra Gandhi Anı Fonu’nda 1.5 yıl boyunca kast sistemine karşı çalıştım.

- Yolculuğun ne zaman başladı? Yola çıkarken amacın neydi?

Barış yolculuğuna, Hindistan’ın orta bölgelerinde Mahatma Gandi tarafından kurulan Sevagram Toplum Merkezi’nden 18 Kasım 2016 günü bisikletle başladım. 150. doğum gününde Mahatma Gandi’nin ilham verici bulduğum ve dünyanın dört bir yanındaki insanların hayatlarında değişiklik yaratabileceğine inandığım yaşamöyküsünü anlatmak istiyorum. Benim amacım da şiddetsizliğin önemini anlamaları ve paylaşmaları için gelecek nesillere ilham vermek.

TÜRK KÜLTÜRÜNE HAYRAN KALDIM...

- Yolculuğun sırasında ne hissettin?

Dünyanın dört bir yanındaki insanlar çok şefkatli, bu da içimdeki barış umudunu yeşertiyor. Yolculuğum boyunca her akşam rastgele 5 kapıyı çalıyorum. Bahçelerine çadır kurup kuramayacağımı soruyorum. Bazıları kabul ediyor. Bu şefkatli hareket, ertesi sabah yola çıkmak için bana ilham veriyor. Türkiye’de pandemi koşulları nedeniyle daha çok ormanlarda ve dere kenarlarında tek başıma geceledim. Birçok kişi beni yemeğe davet ediyordu. İnsanlarla aynı yemeği paylaşmak harika bir deneyim oldu. Türk kültürüne hayran kaldım.

- En çok zorlandığın şey ne oldu?

Vejetaryen yemek bulmak çok zor bir iş. 25 yaşıma kadar et yiyordum. O yıl Japonya’da Tokyo’dan Hiroşima’ya kadar yürüdüğüm bir yolculuk yaptım. Yolculuğum sırasında bu gezegende önemli olan tek varlığın insanlar olmadığını, bizim gibi hikâyeleri olan başka sevgi dolu varlıklar da olduğunu anladım. Böylece vejetaryen olmaya karar verdim. Bu arada Türkiye’de vejetaryen yiyecek bulmak kolay.

- Gezerken bir günün nasıl geçiyor?

Sabahları kahvaltı yapıp çadırımı topluyorum ve barış yürüyüşü için hazırlanıyorum. Günde ortalama 30 kilometre yürüyorum. Yol boyunca insanlar beni durdurup bir sürü soru soruyor. Bu sayede amacımı onlara anlatabiliyorum. Bazıları beni çaya, kahveye ya da yemeğe davet ediyor. Eğer bir nehir görürsem yıkanıyor ve çamaşırlarımı yıkıyorum. Çadırımı kuracak bir yer bulunca orada geceliyorum. Yürümek, zihin ve vücut için harika bir meditasyon yöntemi. Beni kendime ve evrene bağlıyor.

TELAFİSİ KOLAY OLMAYACAK

- İklim krizi hakkında ne düşünüyorsun?

Doğal kaynakları yoğun şekilde sömüren insani gelişim, iklim krizinin bu kadar hızlı ilerlemesinin nedeni. Bundan biz sorumluyuz ve bu konuda ciddi şekilde düşünmemiz gerekiyor. Çünkü bunun telafisi hiç kolay olmayacak. İklim değişikliği ortaya çıkmadan çok önce çevre konusunda konuşan Mahatma Gandi, dünyanın sürdürülebilir ve kapsayıcı şekilde kalkınması gerektiğine işaret ediyordu. Gandi’nin yaşamının temeli şiddetsizliktir ve bu, temel ihtiyaçlar karşılanırken doğaya karşı da şiddetsizliği içerir. Gandi, “Dünya herkesin ihtiyaçlarını karşılar ama kimsenin açgözlülüğünü doyuramaz” demişti.

GRETA BİR UMUT YARATTI

- Sence dünya neden iklim krizine karşı harekete geçmiyor?

İnsanlar istatistikleri ve rakamları anlamıyor. İklim krizi dünyanın her yerinde yaşanıyor ama sıradan insanların bunu gözlemlemesi ve deneyimlemesi zor. İnsanlık hâlâ yoksulluk, eğitim, sağlık, açlık, savaşlar, pandemi, eşitsizlik ve adaletsizlik gibi sorunlara takılı kalmış halde. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, iklim krizi hakkında farkındalık yaratmak zorunda. Bence Greta Thunberg’in hikâyesi bu konuda bir umut yarattı ve bize biraz umut verdi.

- Devletler iklim krizi konusunda ne yapmalı?

Devletlerin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda çok önemli rolü var. Temiz enerji kullanımı ve bu doğrultudaki endüstriyel yenilenme, daha etkin enerji kullanımı, teknolojik gelişim gibi doğru politikalarla bir şans yaratabiliriz. Yolculuğum sırasında elektrikli araçlar ve büyük güneş santralları gördüm. Ağaç dikmek de havayı temizlemek için son derece basit bir teknik olabilir.