Barış, dışarıdan dayatma ile olmaz

Savaş ve yokluk döngüsündeki Afganistan’da kanayan yaralardan biri de kadın, kız çocuklarının hakları konusunda... Taliban, IŞİD ve diğer pek çok cihatçı yapılanmanın tehditlerinin hedefi kadın ve kız çocukları... Eşitsizlikle, şiddet sarmalında eğitim, çalışma, ifade özgürlüğü, evlenip evlenmeme, yaşam tarzına uzanan pek çok konuda kısıtlama, yasak, yokluklarla çevrililer. Geçen haftalarda İstanbul’da bir etkinliğe katılan Afganistan’ın başta kadın hakları olmak üzere, insan hakları konusundaki çalışmalarıyla tanınmış isimlerinden Sima Samar ile ülkesindeki son gelişmeleri konuştuk.

15 Aralık 2019 Pazar, 02:00
Abone Ol google-news

SAMAR:  Kadınların görmezden gelindiği bir ortamda uzlaşı, barış sürecinin başarıya ulaşmasından nasıl bahsedebilirsiniz ki... Umarım Taliban ile yapılan görüşmelerde insan hakları, kadın hakları konusunda tavizler verilmez. Aksi halde evet,  belki savaş bitirilebilir, ateşkes olabilir ama bu gerçek bir barışa ulaşıldığı anlamına gelmez.

Bağımsız Afgan İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olan Samar, aynı zamanda ülkesinin geçmişte kadından sorumlu bakanlık görevini de yaptı. BM Genel Sekreteri’nin Yüksek Düzeyli Arabuluculuk Danışma Kurulu üyelerinden.

Afganistan’da ABD ile Taliban arasındaki görüşmeler bir ileri iki geri durumda. Peki, bu görüşmelerde sizce ülkedeki hak, özgürlükler, kadın hakları konusu da masaya geliyor mu?

SAMAR - ABD ile Taliban, en az 9 kere bir araya geldi ancak kadın hakları konusu masada olmadı. ABD’nin gündeminde Afganistan’daki birliklerini çekmek, bu topraklardan ABD’lilere yönelik saldırıların olmamasını sağlamak, ateşkes ve ayrıca Kâbil ile Taliban arasında diyaloğun oluşturulması var.  Eylülde yapılan görüşmelerde birtakım ilerleme de sağladılar. Sonra sizin de bildiğiniz gibi ipler yeniden kopar gibi oldu, görüşmeler durdu. Şimdi ise yeniden başlar gibi. 

İnsan hakları konusuna gelirsek bu Afgan halkı için, sadece dışardan dayatılan değil, kendi gündemi içinde olması gereken önemli bir konu. Ülkenin barış sürecinin ana parçası çerçevesinde görülmesi gerekiyor. Kadın hakları kilit önemde. Çünkü toplumun yarısını doğrudan ilgilendiren bir konu. Kadınların görmezden gelindiği, göz ardı edildiği bir ortamda uzlaşı, barış sürecinin başarıya ulaşmasından nasıl bahsedebilirsiniz ki... Umarım Taliban ile yapılan görüşmelerde insan hakları, kadın hakları konusunda tavizler verilmez. Aksi halde evet, belki savaş bitirilebilir, ateşkes olabilir ama bu gerçek bir barışa ulaşıldığı anlamına gelmez.

SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMALI...

Ve unutulmamalı ki, insan haklarının görmezden gelineceği bir durumda savaşın yeniden başka şekillerde patlak vermesi olasılığı her daim vardır. Süreç içerisinde insan haklarının korunmasına önem verilmemesi durumunda sürdürülebilir barış sağlanamaz. 

İnsan hakları derken sadece Taliban dışındakileri kastetmiyorum. Taliban’ın da insan hakları var. Taliban’ın karşısında duran bizlerin de. Herkesin insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama hakkı var. Bütün barış çabalarımızda, bunun sürdürülebilirliliğinin sağlanması çabalarımızda nüfusun tamamının katkı vermesi gerekiyor. Tabii ki savaşın, çatışmanın mağdurları da bu sürecin içinde yer almalı. Onların acılarını, yaralarını sarmazsanız, dindirmezseniz barış süreci yine içinden çıkılmaz bir kısırdöngüye döner.

- Gani liderliğindeki Kâbil yönetiminin kadın hakları konusundaki çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğer Afganistan’a gerçek bir barış getirmeyi istiyorlarsa kadın haklarına destek vermeleri gerekiyor. Biz kadınlar olarak haklar konusunda mücadeleyi sürdürüyoruz, sürdürmeliyiz. Haklar insanlara hediye olarak verilmiyor, ona sahip olmak için mücadele etmek gerekiyor. 

- Taliban’la varılacak bir anlaşmanın eşitlikçi olacağına inanmak ne derece gerçekçi?

İnanmak zor ama neler olacağını bekleyip görmek gerek. Taliban heyeti halihazırda kadınların da yer aldığı görüşmelere katıldı. Eşitlik konusu çok önemli. Toplumda eşitsizlik, şiddet döngüsünü kırmak şart. Bu önce aile içinde başlıyor. Tabii eğitim bu konuda kilit. Eşitlik, temel insan hakları konularını okullarda müfredata katmak gerek. 

- Afganistan’da başkent Kâbil’de yaşıyorsunuz. Kâbil haliyle ülkenin diğer bölgelerine, kırsal kesimlerine oranla daha korunaklı, modern dünyaya daha açılır pencerede... Peki, kadınlar, kız çocukların adının olmadığı ülkenin birçok bölgesinde insan hakları mücadelesinin başarıya ulaşma olasılığını nasıl görüyorsunuz?

Sanırım her ülkede başkent ve kırsal bölgeler arasında yaşam farklılıkları vardır. Kâbil’de öyle. Ne yazık ki 42 yıldır savaş yaşıyor bu ülke. Savaş hükümetin birçok yönetim unsurlarını, sistemini yıktı, zarar verdi. Haliyle eğitim, sağlık, barınma gibi temel konularda alt yapılarda çok ciddi sıkıntılar var. Ama ülkedeki eşitsizliğin en büyük nedeni çatışma, kötü yönetim. Eğer güçlü bir idare anlayışı, barış olursa bu sorunlarla mücadelede sonuç da gelir. Dünyanın birçok ülkesine bakın. Savunma bütçeleri, kendisinin geleceği için kilit önemdeki eğitim, sağlık, altyapı ihtiyacı için gerekli olandan çok daha fazla yüksek. Bizim de tüm sosyal, ekonomik, altyapı ilerlemeleri için zamana ihtiyacımız var. Ama en önemlilerinden biri de kadın ile erkeğin eşitliğinin kâğıt üzerinde kalmaması, toplumun gerçeği haline gelmesi. Uygulamayı, toplumun içselleştirmesi çok önemli. 

- Ülkedeki durumu beş yıl öncesine göre nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir ilerleme elbette sağlandı. Ülke genelinde daha çok okula sahibiz mesela, ayrıca insanların bu konuda talepleri de her geçen gün artıyor, ki bu çok olumlu. Bilgiye sahip oluyor, bilinçleniyor insanlar. Umarım beş yıl sonra daha da iyi bir noktaya geleceğiz. Çünkü küreselleşmenin, gelişen teknolojinin de etkisi, sosyal medyanın yarattığı farkındalık artıyor. 

- Taliban ya da diğer cihatçı gruplardan tehdit aldınız mı?

Ömrüm boyunca aldım. Artık bununla yaşamaya alıştım... Olaylara olumlu bakmaktan yana oldum hep. Ve ülkem için verdiğim mücadeleye bağlıyım.