ArtDog İstanbul’un ‘Nefes Alamıyoruz’ başlıklı, özel dijital sayısı çıktı

Merkezine güncel sanatı alan, basılı ve online kültür sanat dergisi ArtDog İstanbul’un ‘Nefes Alamıyoruz’ başlıklı, özel dijital sayısı çıktı.

25 Haziran 2020 Perşembe, 06:00
Abone Ol google-news

ArtDog İstanbul, basılı ve dijital çağdaş sanat dergisi... Merkezine güncel sanatı alan ArtDog İstanbul özel dijital sayısında “Nefes Alamıyoruz” diyor. Hangimiz nefes alabiliyoruz ki... Bir bilinmezliğe sürüklendiğimiz bu dönemde nasıl bir dünyada yas¸ayacagˆız bilmiyoruz. Tek bildigˆimiz yine kültür ve sanat sayesinde nefes alabilecegˆimiz.

Derginin son sayısı, ücretsiz ve çevrimiçi. İki ayda bir yayımlanan basılı sayının dışında her gün güncellenen bir web sayfasıyla birlikte Facebook, Twitter ve Instagram kanalları mevcut. ArtDog İstanbul’un sloganı, “Contemporary Deductions” yani “Güncel Çıkarımlar” aslında bu anlayışı ortaya koyuyor. Derginin en dikkat çeken sayısı ise ikinci sayısı. Türkiye’de hiçbir yayında yer almayan bir konuyu kapağa taşıyan ArtDog İstanbul ekibi, “Türkiye’ye Kültürel Boykot” başlığı ile çıktı. Konusu ise çarpıcı.

Dünyada tanınan ve aralarında Noam Chomksy gibi isimlerin yer aldığı yüzlerce akademisyen, yazar ve sanatçı, Türk devleti tarafından desteklenen her türlü kültürel ve akademik aktiviteyi boykot etme çağrısı yaptıkları bir bildiriye imza attılar. ArtDog İstanbul’u, derginin İstanbul Genel Yayın Yönetmeni ve kurucu ortağı Şebnem Kırmacı ile konuştuk.

‘TÜRKİYE’YE KÜLTÜREL BOYKOT'

- ArtDog İstanbul’u kendi alanında diğer yayınlardan farklı kılan nedir?

Bir vizyon farkı var. Biz, bize sunulanı değil, kendi arayıp “çıkarttığımızı” kendi bakış açısıyla ortaya koyan bir yayınız. Kendi rüzgârımızdayız, rüzgârlar bizi savurmuyor demek istiyorum. Bienalle eşzamanlı çıkarttığımız ilk sayıda, Türkiye’nin İstanbul başta olmak üzere yepyeni bir kültür sanat dalgasının içine girmek üzere olduğu tespitini yaptık.

“Türkiye’ye Kültürel Boykot” başlıklı ikinci sayımızda, Türkiye’de hiçbir yayının haber bile yapmadığı bir konuyu kapağa taşıdık. Yüzlerce akademisyen, yazar ve sanatçı, Türk devleti tarafından desteklenen her türlü kültürel ve akademik aktiviteyi boykot etme çağrısı yaptıkları bir bildiriye imza attılar. Kapağa taşıdığımız bu mesele, bence ana akım medya dahil tüm ülkenin gündeminde baş sıralara oturması gereken bir içeriğe sahipken kısa haber olarak bile yer almadı...

Üzerine tartışılması gereken bir konu fark edilmedi bile ve hâlâ buna şaşırdığımı söylemeliyim…...

“Kıyamet” başlıklı sayı, iklim krizine, “Kadın” temalı sayıda eşitsizlik üzerinden kadın sanatçının durumuna bakıyordu. ArtDog İstanbul olarak, kendi gündemimizi yaratıyoruz, çıkarımlar yapıyoruz. Bize sunulanı değil, sis içinde saklananı bulup çıkarıyoruz. Bir arşiv oluşturup zamanı kayıt altına alıyoruz.

ARŞİV NİTELİĞİNDE

- ArtDog İstanbul’un içeriğinden bahseder misiniz?

ArtDog İstanbul, merkezine güncel sanatı alan, ama bunun dışında sinema, tiyatro, edebiyat, müzik, tasarım, mimari ve moda gibi kültür sanatın diğer dallarını da kapsayan bir yayın. Instagram sayfamızı adeta ayrı bir sanat yayını gibi gündeme göre, güncel sanatçıların işlerini yansıtan daha renkli bir alan olarak kullanıyoruz.

YouTube’da da video söyleşiler yaparak adım adım bir arşiv oluşturmaya başladık. ArtDog İstanbul, haberler özellikle dosya haberler, makaleler, köşe yazıları, eleştiriler ve söyleşilerle Türkiye’de ve dünyada kültür sanat alanında neler olup bittiğinin kaydını tutan bir yayın. ArtDog zaten bu bilinçle ortaya çıktı:

Arşiv oluşturmak... Evrensel olmak önemli, bu yüzden iki dilde (Türkçe-İngilizce) yayın yapıyoruz. Batı’dan Türkiye’ye akan tek taraflı bir bilgi akışı var, ancak Türkiye’den Batı’ya giden bir bilgi akışı yok. Biz bunu yapmayı hedefledik ve yavaş ama emin adımlarla varmak istediğimiz duraklardan biri bu

- Bu koronavirüs zamanlarında neler ve nasıl ürettiniz?

Mart-nisan sayımızı yeni çıkarmıştık ki pandemi gündeme oturdu. Koronavirüs dönemiyle birlikte iki önemli gelişme oldu. Dergiye başından beri katkıda bulunan iki tecrübeli gazeteci Ceren Çıplak Drillat ve Özge Tabak ekibe katıldı. Ekip derken yayın yönetmeni olarak ben, Ceren ve Özge çekirdek yazıişleri kadrosuyuz.

Pandemi döneminde malum dijital dönüşümler tüm sektörlerin önceliği oldu. Biz de hemen hedefimizi belirledik ve dijital dünyanın algoritmalarına hâkim olmak amaçlı online eğitimler aldık. Bu yeni dili öğrenmeye ve kavramaya başladık. Ancak geleneksel medya ve yeni medya arasındaki bağı koparmadan ilerliyoruz. Pandemi döneminde web sayfası ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden her gün çılgın bir tempoda Türkiye ve dünyadan haberler verdik. Bir taraftan da çok kapsamlı dosya konularıyla bir pandemi sayısı hazırlamaya başladık.

Sanatçılardan galericilere, sanat kurumlarının temsilcilerinden müzayedelere ve piyasanın dinamiklerine kadar pandeminin güncel sanata etkisini her alanda inceledik. Sadece güncel sanat değil, salgının tiyatro, sinema, edebiyat, tasarım, moda ve mimariye nasıl bir etkisi olduğuna baktık.

FREYJA SEWELL...

- Başka sanat alanlarına da bu süreçte değindiniz.

Evet, salgınla beraber yepyeni bir dünyaya adım attık. Önemli olan bunu yayına yansıtmaktı. Öyle bir eşikteyiz ki bu tarihsel süreci, kültür sanat boyutuyla birlikte keşfetmek çok ciddi bir sorumluluğu da beraberinde getirdi ve bu sorumluluğu yerine getirdiğimizi düşünüyorum. Özel dijital sayı, çok kapsamlı bir arşiv niteliğinde hazırlandı. Sosyal medyada, yeni sayımız olan pandemi sayısının kapağı oldukça ilgi gördü. Kapakta yer alan maskeli kadın görseli, Londralı Freyja Sewell adlı bir tasarımcıya ait.

Bu görselle birlikte “Nefes Alamıyoruz” başlığını attık. Aslında “Nefes Alamıyoruz” başlığı sadece Floyd’un ölümüne değil, koronavirüs salgınıyla beraber iyice hissedilen, dünyanın içinde bulunduğu içler acısı duruma bir gönderme.

SAĞLAM VE BAĞIMSIZ...

Şebnem Kırmacı, 2000’lerin başından beri kültür sanat dalında gazetecilik/dergicilik yapıyor. Ayrıca Harpers Bazaar’da sekiz sene konu editörlüğü yapmış dolayısıyla moda ve kültür-sanat olmak üzere çoklu disipline sahip. Londra’da medya üzerine yüksek lisans yaparken aklında hep aynı şey varmış: Bir gün kendi yayınını kurmak ya da hayalindeki gibi bir yayın yapmak... Kırmacı, “Kültür sanat yayınları, genellikle, prestij amaçlı olarak çıkıyor ve sanat kurumları tarafından sunulan basın bülteni metinleriyle ilerliyor. Böyle bir sistem mevcut. Halbuki bir yayın kendi gündemini oluşturmalı, neyin önemli olup olmadığını ortaya koymalı. En önemlisi bir referans olmalı! Sorgulamalı ve kendi gündemini yaratmalı” diyor.

Ve bir yayının içerik olarak sağlam olması için olabildiğince bağımsız olması gerektiğinin altını çiziyor. Eski düzenin sonuna geldiğimizi hissettiğini de söyleyen Kırmacı, “Bir yazarın/bir gazetecinin içeriği her şeyin üstünde tutarak bir adım atması gerekiyordu” diyor. Bu düşünceyle, 2019’da yılında, yirmi yıllık tecrübesiyle, aklındaki dergiyi ortaya koyabilmiş Kırmacı. Ancak bunu finanse edecek durumu yokmuş.

Bu noktada, ODTÜ fizik mezunu genç bir girişimci Buğra Kaya devreye giriyor. Kaya’nın İstanbul’da 10 senedir başarıyla yürüttüğü bir event şirketi var. Başta çok şaşırdığını söyleyen Kırmacı, Türkiye gibi bir yerde bir kültür sanat yayınına maddi yatırım yapmanın pek akıl işi olmadığını ama Kaya’nın bu işe güvendiğini ve ortaklık yaparak dergiyi çıkardıklarını belirtiyor.