Ankara’nın rakına bak!!!

Bu yılın başında, 24 Ocak tarihinde Ankaralı topluluk Dr. Skull çeyrek asır sonra If Beşiktaş’ta sahneye çıkmıştı. Memleketlerinden otobüsler dolusu insan bu konsere gelmiş, geceyi şehirlerinde bir konser talebiyle bitirmişlerdi.10 ay sonra bu kez Jolly Joker Ankara’da yapılan konserde İstanbullular iadeyi ziyarette bulundular. Biz de bir grup arkadaş aralarındaydık.

11 Kasım 2019 Pazartesi, 23:44
Abone Ol google-news

FOTOĞRAF: MELİS GÖZÜYUKARI

Jolly Joker’in bulunduğu Kocatepe Kızılırmak Caddesi, biraz ağır abi bölgesi. 312 adında bir barmış burası doksanlı yıllarda, sonra Ankapol Sineması olmuş, 2011 yılında da Jolly Joker. 

Sokakta insan seli, aralarında 10 yıldır görüşememiş olanlar hasret gideriyor. Deplasman kaçırmayan futbol fanatikleri misali; İstanbul’dan iki otobüs kalkmış, onlarca araç yola çıkmış, sayısız insan trenlere doluşmuş gelmiş. Farklı şehirlerden akın edenler var. Popçuları hasedinden çatlatacak bir izdiham. Sadık izleyicisi hepsi, örgütlü militan seviyesinde bir tayfa. Girişte upuzun bir kuyruk, sanırsın içeride Rolling Stones çalacak.  

Mekân yaklaşık 2 bin kişi alıyor. 1300 kadar bilet kesilmiş, davetlilerle birlikte içerisi dolmuş. 

Konser alanı iki kat aşağıda. Tavan yüksek, üç tarafı balkon: Klasik sinema salonu. Büyük ve yüksek bir sahne, sağlı sollu barlar, duvarlar kırmızı ve ortaçağ çağrışımlı dekor. 

Zaman sekmiyor, kapı açılışından bir saat sonra tam 21:00’de ilk konserde olduğu gibi yine Razor çıkıyor. Tabanca gibi çalan topluluğun güçlü performansı, bir anlamda bir hafta önce çıkan albümlerinin lansmanı gibi oluyor. Sahne değişimi davul setindeki bir sorun nedeniyle 32 dakika sürüyor. Saatler 22:35’i gösterirken Rimsky-Korsakov’un Flight of The Bumble Bee’si ve seyircilerin tezahüratları eşliğinde Dr. Skull ufukta görünüyor, orijinal kadrosuyla: Davulda Alper, gitarlarda Murat ile Ersöz, basta Mustafa. 

Bas davulun üzerinde sembolleri kurukafa Vehbi, tepesinde kırmızı çim adam saçlar. “Gate of Brandenburg” ile başlıyorlar. İlk bir iki parçada biraz yalpalasalar da, hemen ahenk buluyorlar. “Metal on Metal”de Alper rap vokali yapıyor. “Lonely Nights”da Alper’in oğlu Ada ritim gitar çalıyor. Iron Maiden stili çift gitar varyasyonları ve arka arkaya sololar, uzun tekrarlara dayalı melodik temalar; bazı şarkılar koşarcasına, Punk hızında...

Üst üste dört Türkçe parçayı (“Her Şey Yolunda”, “Yaşamak İstiyorum”, “Sen” ve “Elim Cebimde”) Kıbrıslı solist Serdar söylüyor. Ses sistemi boğucu, sahne ışıkları ise izleyiciyi kör edercesine, migren tetiklercesine gözlere sıkılıyor. Bunlar seyir keyfine limon sıksa da hararetli izleyici irtifa kaybetmiyor. 

Hammer Müzik ve Çağlan Tekil işbirliği ile rekor izleyici önünde gerçekleşen gecede, Dr. Skull muhtemelen son kez sahneye çıkıyor, ama ihtişamlı kalabalık onları layığıyla uğurluyor. Doksanlı yıllarda Ankara barlarında, konserlerinde gençliğini metal müziği ile süslemiş bir kuşağın ikinci baharı oluyor bu gece. Evlerinden yıllardır müzik için çıkmamış, sistemin anaforuna kapılmış, kurumsal hayata karışmış sayısız insan var aralarında. Gençlik günlerine soluk vermiş bu topluluğun hatırına buradalar. 

Saatler tam gece yarısını gösterdiğinde, bisteki “Everyday Everynight” ile konserin bitmesiyle salonun bir bölümü imza töreni münasebetiyle boşaltılıyor ve masalar kuruluyor. Şehrin sakinleri evine, dışardan gelen yorgun bedenler kalacakları yere yollanırken dudaklardan bir mırıltı yükseliyor: Ankara’nın rakına bak, gözlerimin (sevinçten) yaşına bak... 

[email protected]