Ameliyatsız tedavi yöntemi: Girişimsel radyoloji

Radyoloji Uzm. Dr. Özgür Çakmak, ameliyatsız tedavi yöntemi olan girişimsel radyolojinin, hastaya ve işlem yapılan dokuya en az zarar veren, hastanede kalış süresini kısaltan, bakımı kolay, genel anestezi ihtiyacı genelde gerekmeden gerçekleştirilebilen bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi.

15 Eylül 2020 Salı, 17:43
Ameliyatsız tedavi yöntemi: Girişimsel radyoloji
Abone Ol google-news

Radyoloji Uzm. Dr. K. Özgür Çakmak, girişimsel radyolojinin, radyolojinin tedavi edici bir bölümü olup son yıllarda hızla ilerlediğini, cerrahi operasyonlara alternatif bir tedavi yöntemi olduğunu aktardı. Dr. Özgür Çakmak, “Günümüzde hastaya ve işlem yapılan dokuya en az zarar veren, hastanede kalış süresini kısaltan, bakımı kolay, genel anestezi ihtiyacı genelde gerekmeyen, işlem sonrası normal hayata dönüşün kısa sürede gerçekleştiği, komplikasyon (hastanın ya da doktorun elinde olmadan gelişen, istenmeyen yan etki) oranı düşük bir tedavi yöntemidir" dedi. 

NEDEN TERCİH EDİLİYOR

Girişimsel radyoloji tedavi yöntemi hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Özgür Çakmak, girişimsel radyolojinin avantajlarını da şöyle açıkladı: 

“Genellikle cerrahiye alternatif bir tedavi yöntemidir. Cerrahiye göre çok daha küçük bir kesiden veya sadece bir delikten girerek tedavi etmek mümkün olup, kesi izi olmuyor. Genel cerrahiye göre tedavi süreci kısa olmakla birlikte hastadan hastaya göre değişebilmektedir. Bir bacaktaki tıkanıklık girişimsel yöntemle 20 dakikada çözülebilirken bir başka hastadaki damar tıkanıklığı 2 saati de bulabiliyor. Mesela şah damarı tıkanıklıklarında, iki taraflı çok belirgin bir tıkanıklık varsa cerrahi pek mümkün olmuyor. Ya da beyinde ulaşamayacağınız noktalardaki anevrizmalarda cerrahi şansı yokken hastayı endovasküler olarak girişimsel tedavi yöntemiyle tedavi etmek mümkün. Hastaya biz genellikle genel anestezi vermeyiz, işlemleri lokal anestezi ile yaparız. Cerrahiye göre bir diğer avantajı da budur. Damar hastalıklarında sadece kasık bölgesini uyuşturuyoruz, hasta o sırada hiçbir şey hissetmez. Anevrizma embolizasyonu gibi hassas durumlar istisna olup, genel anestezi kullanılır. Hastanın hiç hareket etmemesi gerekir. Girişimsel işlemlerde hastanede kalma süresi kısadır. Normal hayata hemen dönebiliyorsunuz. Ameliyatsız bir tedavi yöntemidir."

KULLANILDIĞI ALANLAR

Girişimsel radyolojinin iki ana başlık altında toplanabileceğini söyleyen Dr. Özgür Çakmak, “Damar hastalıkları ve damar dışı hastalıklar. Bunlar vasküler ve nonvasküler olarak ayrılır, girişimsel radyolojinin iki alt başlığıdır. Damarlarla ilgili hastalıklarda vücutta herhangi bir yerdeki damar problemine bağlı oluşan rahatsızlığı gidermek için vücuda belli giriş noktalarından girerek tedavi ediyoruz. Kasık, koltuk altı veya dirseğin ön tarafındaki damarlar seçilerek vücuda giriş yapılıyor. Vücudun içerisinde damar yolları izlenerek hastalıklı bölgeye ulaşılıyor. O bölgede hastalığın durumuna göre endovasküler yani damar içi yöntemle tedavi etmek mümkün. Girişimsel radyolojide tek bir amaç yok. Damarsal problemlerde damarı açma, tıkama gerektiğinde yeni stent koyarak başka yollar oluşturma gibi çeşitli amaçları da vardır" açıklamalarında bulundu. 

ANEVRİZMA 

"Girişimsel nöroradyolojinin en sık uygulandığı alanlardan bir tanesi de anevrizma adı verilen ve damar duvarında zayıflamış bir noktada oluşan baloncuk benzeri yapılanmaların tedavisidir" diyen Dr. Çakmak, “Burada ise kasık bölgesinden girip beynin içindeki o anevrizma bölgesine ulaşılıp anevrizmanın içerisine platiniumdan oluşmuş teller doldurularak o anevrizmanın kapanması sağlanıyor. Bunun alternatifi olan cerrahi yönteme bakacak olursak; Aynı bölgedeki anevrizmaya ulaşmak için hastanın kafatasını kesip beyin dokusunu aralayarak oraya girip bir klips koymamız gerekir. Bu da beyin dokusu için hasar verici bir yöntem. Riskleri çok yüksek" dedi. 

BACAK DAMARLARINDA TIKANIKLIK 

Bacağa giden damarlarda da tıkanıklık olabileceğini belirten  Dr. Özgür Çakmak, “Bacağa giden damarlarda tam ya da kısmi tıkanıklıklar olabiliyor. Girişimsel radyoloji, buradaki darlıkları veya tam tıkanıklıkları açarak normal damar yatağının oluşmasını sağlar. Yine kasık bölgesinden ya da koldan girilerek bacağa giden damarlara ulaşıyoruz ve tıkalı bölgeyi teller aracılığıyla geçiyoruz. Orada bir balon ve stent uygulayarak o damarı normal çapına ulaştırıyoruz. Buradaki görevi tıkanmış olan damarı açmak ve daha uç noktalara kan akımının ulaşmasını sağlanmaktır" dedi. 

DAMAR DIŞI GİRİŞİMSEL TEDAVİLER

Dr. Özgür Çakmak, damar dışı girişimsel radyolojide yaptıkları işlemler hakkında şu açıklamalarda bulundu:

“Kanser tedavilerinde ağrıyı engellemek adına çeşitli gangliyon blokajları yapılabilir. Tümörlerin de ciltten tedavisi mümkün. Vücuttaki çeşitli sistem tıkanıklarında da rol alabiliyoruz. Bunlardan bir tanesi safra yolları tıkanıklarıdır. Burada ciltten direkt karaciğer içerisinden safra yollarına ulaşarak oradaki tıkanıklığı açıyorsunuz veya safrayı dışarıya alıyorsunuz. Böbrekteki idrar yolları tıkanıklıklarında ise yine aşağıdan üroloğun ulaşması mümkün değilse ciltten böbrek içerisine girip oradan idrar yollarına ulaşarak stent koyabilir ya da idrarı dışarı alabilirsiniz. Diğer uygulama alanı ise biyopsilerdir. Önemli bir nokta; vücudun hemen hemen her yerindeki kitlelerden, lezyonlardan girişimsel radyoloji ile tomografi ya da ultrason kullanarak nokta atışı şeklinde parça almanız mümkün. Tanı koydurucu ve tedaviyi yönlendirici bir yöntem. Örnek vermek gerekirse akciğerdeki bir kitleden başka bir yöntemle biyopsi alamak çok mümkün değilken tomografi altında 1 santimik lezyona girip parça alınabilir. Apse drenajlarında ise karın bölgesinde bir apseyi boşaltmak için karnı açmak yerine yine ultrason ya da tomografi görüntülemesi altında oraya bir iğneyle girerek, drenaj kateteri yerleştirip o apseyi dışarı boşaltabiliyoruz. Çok etkin bir tedavi yöntemidir."