Ahmet Güneştekin doğduğu kente müze kuruyor: ‘Çağdaş müzecilikte çok gerideyiz’

Batman’da bir çağdaş sanat müzesi kurmak için yola çıkan sanatçı Ahmet Güneştekin “Batman benim için bir bellek mekânı, müze açma hayalim de bu mekâna bir dönüş” diyor. Güneştekin ile müzeyi ve Türkiye’deki müzeciliği konuştuk.

19 Ağustos 2020 Çarşamba, 10:23
Ahmet Güneştekin doğduğu kente müze kuruyor: ‘Çağdaş müzecilikte çok gerideyiz’
Abone Ol google-news

Birkaç gün önce sosyal medyada dolaşmaya başlayan ve sanatseverleri ziyadesiyle heyecanlandıran kısa bir video var. Video Türkiye’nin birçok anlamda en çok ihmal edilmiş bölgesi Güneydoğu Anadolu’nun il statüsüne 1990’dan sonra yükselen kentlerinden Batman’da kurulacak bir çağdaş sanat müzesini anlatıyor. Güneştekin Art Refinery adındaki bu devasa müzenin mimari projesi ise dünyaca ünlü mimarlarımızdan Emre Arolat’a ait. Batmanlı sanatçı Ahmet Güneştekin’in şahsi çabalarıyla başlattığı ve çeşitli desteklerle büyüttüğü projeyi ilk elden öğrenmek ve detaylarını size de aktarmak üzere Ahmet Güneştekin’e bağlandık….

Batman’da bir çağdaş sanat müzesi açmak için çalışmalarınız olduğunu daha önceden biliyorduk zaten, ancak son günlerde sosyal medyada dolaşan bir görüntü artık müzenin açılma vaktinin de yaklaştığını hissettirdi ve bir hayli de heyecan yarattı. Nedir son durum? 

Güneştekin Art Refinery için yer seçimi bir yıl önce yapıldı. Batman Valiliği konsept projeyi inceledikten sonra şehir merkezinde ama yoğunluklu olarak tarım arazisi olmayan bir yer önerdi. Arazinin bir tarafı şehrin sınırına dayanıyor ve buradan Dicle nehrinin bir kolu olan Batman çayı geçiyor. Biz de hem ulaşım açısından hem de lojistik açıdan doğru olacağı düşüncesiyle bu öneriyi destekledik. Müze ve yakın çevresindeki açık sergileme için ayrılan alan 600.000 m2 Art Refinery toplam kapalı alanı 25.500 m2. Alanın tümü ise 1.700.000 m2. Projenin bu kadar geniş bir alana yayılacak olmasının nedeni müzenin tasarım fikri ve amacıyla ilgili. Art Refinery ile gerçekleştirmek istediğimiz bir yandan içinde yer aldığı çok özel coğrafyanın özgül fiziksel dokusunu sonuna kadar değerlendirmek ve onun bir parçasına dönüşmesini sağlamak, diğer yandan da bir tür land art olarak kendi özel bağlamını oluşturmak. Tasarım fikriyle amaçladığımız doğal olanla insan eliyle var edilen arasında, yapıyı kurulacağı alanla türdeş bir hale getirmek. Çevredeki tarımsal ağırlıklı dokunun uyarlanarak sürdürülmesi ile güçlenen bir atmosfer yaratmak. Yerin belirlendiği bu karar aşamasından sonra Emre Arolat ve proje ekibi projenin tasarımına başlamıştı. Proje ve maket aşaması henüz tamamlandı.  Küresel salgın nedeniyle hızlı başlayan ilerleme ivmesini kaybettik ve halen yakalayabilmiş değiliz. Ama bütün süreçleri eş zamanlı olarak ilerletmeye odaklandık ve çalışmaya devam ediyoruz.  

Proje tamamlandığında yukarıdaki gibi görünecek.

Müzenin içeriğinden de bahsedelim biraz. Nasıl bir sergi planı yapıldı ve bu konuda kimler işe dahil oldu ya da olacak? 

Müzede farklı ölçek ve mekânsal özelliklere sahip 16 galeride sürekli ve geçici sergiler olacak. Bu galerilerde Ahmet Güneştekin eserleriyle birlikte ulusal ve uluslararası çağdaş sanatçıların eserleri sergilenecek. Genç sanatçılar için ayrı bir proje ve sergi alanı planladık. Öğrenciler için de eğitim programları üzerinde çalışacağız. Koleksiyonu ve araştırma olanakları geniş bir kütüphane kuruyoruz. Sergi programı için pek çok uluslararası sanat müzesiyle ve kültür kurumlarıyla işbirliği yapıyoruz. Müze ortaya çıkmaya başladığında detaylı çalışmalara başlayacağız. 

Devasa bir alana yayılna müzenin yukarıdan görünüşü (maket).

‘KÜLTÜR PROJELERİ KENTLERİ DEĞİŞTİRİR’

Müze fikri ne zaman ve nasıl doğdu ilk? Ve tabii finansman bulmak zor oldu mu? 

Batman’da çağdaş sanat müzesi kurmak çok uzun süredir düşündüğüm bir şey. Batman benim için bir bellek mekânı. Burada bir müze açma hayalim de bu mekâna dönüş. Düşüncelerimi somutlaştırmaya birkaç yıl önce başladım. Kültür projeleri kentlerde değişimler yaratır, müzelerin bu değişimde stratejik öneme sahip olduklarını düşünüyorum. Batman kültürel geçmişiyle çok özel bir yerleşim. Kültürle insanın iç içe olduğu katmanlı bir coğrafya. Bu müze kentin görünür ve erişilebilir olmasını sağlayarak bölge için önemli dönüşümler başlatabilir. Ama müze düşüncesinin en önemli kavramı benim için rafineri sözcüğünün anlamında saklı. Sanat rafinerisi de tıpkı bir petrol rafinerisi gibidir. Aynı petrolün yani yeryağının işlendiği gibi burada işlenecek olan hammadde düşüncelerdir. Kültürü taşıyanın insan olduğu bilinciyle hazırlanan bir proje. Müzenin uluslararası ölçekte ilgi odağı olacağını ve sadece Batman’a değil çevre bölgesine de kültürel açıdan yararının olacağı düşünüyorum. Bu büyüklükteki diğer müze projelerinde olduğu gibi ulusal ve küresel sanat finansmanlarıyla ilerlemeye çalışacağız. Yönetsel ve finansal çalışmalarla ilgilenmesi için bir vakıf kuruyoruz. Aynı zamanda danışma kuruşumuzu oluşturmaya başladık. Ulusal ve uluslararası kültür sanat aktörlerinden oluşacak. Emre Arolat, Murat Pilevneli ve ben projenin kurucuları olarak danışma kuruluna başkanlık edeceğiz. 

Müze maketinin yandan görünüşü.

‘ARAZİNİN TARIMA UYGUN YERLERİNDE DOĞAL TARIM YAPACAĞIZ’

Alanın tarım arazisi olduğu konusundaki eleştirilere ne yanıt vermek istersiniz? 

Müze için belirlenen alan kamusal ve tarıma kapalı bir alan. Projenin en önemli özelliklerinden biri müzenin kimliğiyle örtüşecek şekilde üzerine kurulacağı arazinin doğal dokusunu bozmayacak olması. Gerekli alanları doğal tarım alanına dönüştürmek istiyoruz. Kuracağımız vakfın oluşturacağı bir tarım kooperatifi ile yerel üreticilerle işbirliği yapmayı planlıyoruz. Arazide ekilebilecek ürünlerle doğal tarım yapmak ve ayrıca hayvancılık gibi girişimlerimiz olacak. Arazinin tarıma uygun olan hiç bir yeri başka bir amaçla kullanılmayacak. Proje kapsamında sergileme ve eğitim alanlarının yanında çeşitli servis mekanları, lokanta ve kafeler ve müze mağazası de yer alacak. Müzenin farklı alanlarından elde edilen gelirin tamamı vakfın yararına kullanılacak, genç sanatçıların ve öğrencilerin eğitimi gibi alanlara aktarılacak. Müzenin doğal iç avlusu da araziye ve coğrafyaya uygun bir şekilde tasarlandı. Birbirinden farklı sergi salonları ve istasyonlar arasındaki geçişler doğal bir yerleşim içinde olacak. Projenin hemen yanından Dicle nehrinin kollarından biri geçiyor, debisi yüksek olduğu için de proje kapsamındaki göletlerle entegre edilebilecekler. Göletlerin oluşturulma nedeni insanların doğal bir ortamdan kopmamasını sağlamak. 

‘MÜZELERİN ÇOĞU İSTANBUL’A SIKIŞMIŞ DURUMDA’

Bir müze açmak aslında müzeciliğe dair de bazı öneriler getirmek anlamına gelmiyor mu? Bu konuda nasıl bir perspektifiniz var?

Türkiye’de çağdaş müzecilik ne yazık ki gelişemedi. Az sayıda açılan müzenin çoğu İstanbul’a sıkışmış durumda.  Ankara dahil olmak üzere büyük şehirlerin hiçbirinde çağdaş bir müze açılmamış. Son yıllarda Anadolu’da sanatçı ve iş insanları tarafından açılan çağdaş müzeler oldu. Bayburt’taki Baksı Müzesi. Eskişehir’deki Odunpazarı Modern Müze gibi. Ama bunların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Klasik tanımıyla müze eğitim, çalışma ve eğlence amacıyla insanlığın ve çevresinin somut ve somut olmayan mirasının sergilendiği mekânlardır. Bugün bu tanımın sorgulanmaya başladığı, müzenin insanlar için klasik tanımından daha fazlası olabileceğine dair tartışmaların yaşandığı bir zaman diliminde, müzecilikte olduğumuz yer çok üzücü. Dünya artık müzelerin kapsayıcı ve çok sesli alanlar olduğunu, adalete ve küresel eşitliğe katkıda bulunabileceğini konuşuyor. Bu gelişmelerin gerisinde kalmanın yaşamın dışında kalmak olduğunu düşünüyorum. Batman’da kurulacak bir uluslararası çağdaş sanat müzesine kültür dünyasının bir yanıtı olacaktır.   

Kültür projeleri finansal ve sosyolojik değişimlerin belirleyicisidir. 1997 yılında açılan Bilbao Guggenheim Müzesi bu duruma örnek projelerden biri. Bizim açacağımız müzeyle de hem bu bağlamda hem de yapısal olarak benziyor. Bilbao Guggenheim Müzesi Kuzey İspanya’da bir liman ve sanayi kenti olan Bilbao’da kurulmuştu. Gerileme sürecinde olan kent çarpıcı kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği, yüksek teknolojiye dayalı bir sanayi ve finans merkezi olarak kendini yeniden icat etme çabasında olan bir kentti. Müzenin kurulması bu amaca hizmet etti. Nervion nehri kıyısındaki metruk rıhtım alanını tümüyle değiştirdi ve Bilbao’nın tam anlamıyla çarpıcı simgesi haline geldi. Güneştekin Art Refinery Batman’da aynı etkiyi yaratarak bir kültür hareketinin başlamasına yardımcı olabilir ve içinde yer aldığı geniş coğrafyada büyük dönüşümlerin kapısını aralayabilir.