İmamoğlu'nun tutuklanması, Almanya'da nasıl karşılandı?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İBB’ye yönelik "yolsuzluk" soruşturması kapsamında tutuklanmasına yönelik uluslararası tepkiler büyüyor. Son olarak Almanya’daki siyasetçiler, İmamoğlu’nun tutuklanması kararına yönelik çarpıcı mesajlar verdiler...

İmamoğlu'nun tutuklanması, Almanya'da nasıl karşılandı?
Abone Ol google-news
Yayınlanma: 24.03.2025 - 10:20

Alman siyasetçiler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İBB’ye yönelik "yolsuzluk" soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki göstererek, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Almanya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İmamoğlu'nun tutuklanmasının "Türkiye'de demokrasi için ciddi bir gerileme olduğu" ifade edildi.

"Siyasi rekabetin, mahkemeler ve cezaevleri yoluyla yürütülmemesi" gerektiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İddiaların mümkün olan en kısa sürede şeffaf bir şekilde açıklığa kavuşturulmasını ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayalı bir yargılama yapılmasını bekliyoruz. Aynı durum tutuklu protestoculara yönelik suçlamalar için de geçerlidir. Hukukun üstünlüğü ve demokratik ilkelere uyum, Türkiye ile ikili düzeydeki ilişkilerimizin ve Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin temel bir unsuru olmaya devam etmektedir."

"ERDOĞAN, DEMOKRASİNİN PARÇALANMASINA NEDEN OLUYOR"

Almanya Federal Gıda ve Tarım Bakanı Cem Özdemir, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Türkiye'de demokrasinin parçalanmasına neden olduğunu" ifade etti.

Özdemir, "Otokratlar halktan korktuklarında, onları sindirmeye ve siyasi muhalifleri hapse atmaya çalışırlar. Erdoğan Türkiye'de demokrasinin parçalanmasına neden oluyor. Kitlesel protestolar bunu gösteriyor: Sivil toplum buna cesurca karşı çıkıyor" dedi.

Protestolara desteğini açıklayan Özdemir, "Sadece İmamoğlu için değil, demokrasi için de mücadele ediyorlar. Serbest seçim ve adil siyasi rekabet hakkı için mücadele ediyor. Desteğimizi hak ediyor. Almanya ve Avrupa sağlam bir şekilde onun (Ekrem İmamoğlu) yanında durmalıdır" diye konuştu.

"ERDOĞAN, OTOKRASİYE DOĞRU BİR ADIM DAHA ATTI"

CDU/CSU meclis grubunun dış politika sözcüsü Jürgen Hardt (CDU), ülkesinin, "Erdoğan'ın otokrasiye doğru bir adım daha attığını açıkça ortaya koyması gerektiğini" savundu.

Hardt, "Tutuklamanın zamanlaması ve siyasi bağlamı, Erdoğan'ın siyasi rakiplerinden birinin demokratik haklarından mahrum bırakılacağını gösteriyor. Almanya, Erdoğan'ın otokrasiye doğru bir adım daha attığını ve bu işbirliği yolunun kabul edilemeyeceğini açıkça ortaya koymalıdır" dedi.

CDU/CSU ve SPD arasında kurulması muhtemel koalisyon hükümetiyle ilgili olarak Hardt, "Bu, yeni bir Alman hükümetiyle gelecekteki işbirliği için çok sorunlu bir başlangıç olacaktır. Sonuçta, Türkiye ile iyi ilişkiler ekonomik, sosyo-politik ve güvenlik politikaları açısından çıkarlarımıza uygundur" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE’NİN GÜVENİRLİĞİ, ERDOĞAN’IN TEK ADAM POLİTİKASI NEDENİYLE ZARAR GÖRÜYOR"

"Türkiye'nin istikrarına ve mahkemelerinin bağımsızlığına duyulan güven ve güvenilirliğin" bu ilişkilerde önemli bir rol oynadığını dile getiren Hardt, şunları kaydetti:

"NATO müttefiki Türkiye'nin güvenilirliğine duyulan bu güven, Erdoğan'ın tek adam iç politikası nedeniyle zarar görüyor. Ankara'da konuşacak kimse olmadığı için Türk-Alman ilişkileri giderek daha fazla işlemsel anlaşmalara dayanmak zorunda kalıyor."

"Erdoğan'ın siyasi baskısının Türkiye üzerinde olumsuz bir ekonomik etki yaratacağını" belirten Hardt, "Piyasalar bir kez daha Türkiye'deki yasal kesinlik eksikliğine ve Türkiye'nin zaten çok zor olan ekonomik verilerine hassas bir şekilde tepki verecektir" diye konuştu.

"ALMANYA, ERDOĞAN’A SOMUT BASKI YAPMALI"

Yeşiller meclis grubunun dış politika sözcüsü Max Lucks, İmamoğlu'nun tutuklanması konusunda ülkesinin, Erdoğan'a artık "somut baskı yapması" çağrısında bulundu.

Lucks, "Almanya artık Erdoğan'a somut baskı yapmalı. Bugünlerde ona Türkiye'deki insan hakları ve demokrasinin bizim için önemsiz bir mesele olmadığını göstermek çok önemli. Avrupa Konseyi'ndeki ihlal davası güçlü bir şekilde takip edilmeli ve AB'nin Türkiye ile siyasi ve ekonomik ilişkileriyle yakından bağlantılı olmalıdır" dedi.

Lucks, Almanya'nın Türkiye'ye savunma teçhizatı teslimatını da "derhal durdurması" gerektiğini savundu.

"TÜRKİYE, ALMANYA’YA BAĞIMLI"

"AB'nin, Türkiye'ye bağımlı olduğu" yönündeki değerlendirmelere katılmadığını ifade eden Lucks, "Erdoğan'ın bu 'anlatıyı' başarılı bir şekilde yaydığını" söyledi.

Lucks, şöyle devam etti:

"Ancak durum tam tersi: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkeyi sürüklediği ağır ekonomik kriz göz önüne alındığında, Türkiye bize bağımlı. Kremlin'in muhalefete yönelik vicdansız eylemleri övmesi de endişe verici olmalıdır. Mümkün olan her yerde, güvenlik politikası açısından kendimizi mevcut Türk hükümetinden bağımsız hale getirmeliyiz. Türkiye, Erdoğan'dan çok daha fazlasıdır. Türkiye aynı zamanda bugünlerde sokaklara dökülen ve bizim desteğimize güvenen insanlardan oluşuyor."

"ERDOĞAN ULUSLAR ARASI ALANDA GÜVENDE DEĞİL"

AfD meclis grubu başkan yardımcısı ve Dışişleri Komisyonu sözcüsü Stefan Keuter ise "Prensip olarak başka devletlerin içişlerine karışmıyoruz" açıklamasında bulundu.

İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını "endişeyle" karşıladığını kaydeden Keuter, "Türk hükümetinin bu eylemi, Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve siyasi kültürle ilgili soruları bir kez daha gündeme getirmektedir. Erdoğan uluslararası alanda göründüğü kadar güvende değil" diye konuştu.

Keuter, "Türkiye'de süregelen iç siyasi gerilimler, ülkenin ne siyasi ne de kültürel açıdan Avrupa Birliği'ne uygun olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle bir kez daha Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin kesin olarak sonlandırılması ve tüm üyelik perspektiflerinin iptal edilmesi çağrısında bulunuyoruz. Aynı zamanda Alman hükümeti, siyasi zulmün demokratik bir tartışma aracı olmaması gerektiğini açıkça ortaya koymalıdır" dedi.

"ALMANYA, ERDOĞAN’A KARŞI TUTARLI BİR DURUŞ SERGİLEMELİDİR"

Keuter, ülkesinin, "geçmişte olduğu gibi Erdoğan tarafından şantaja maruz kalmasına izin vermemesini ve bunun yerine tutarlı bir duruş sergilemesi" gerektiğini söyledi.

Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin "özellikle göç, güvenlik işbirliği ve ekonomik işbirliği alanlarında yeniden değerlendirilmesi" çağrısında bulunan Keuter, "Son olaylar, Almanya'nın Türkiye'ye olan bağımlılığının, gerek ekonomik gerekse göç konularında, büyük ölçüde azaltılması gerektiğini vurgulamaktadır" ifadelerini kullandı.

"ERDOĞAN İŞİNE GELDİĞİNDE HER TÜRLÜ ANLAŞMAYI İPTAL EDER"

Sol Parti Eş Genel Başkanı Jan van Aken, "Erdoğan gibi bir otokratın güvenilir bir müzakere ortağı olmadığını" söyledi.

Aken, "Alman hükümeti nihayet şantaj pozisyonundan çıkmalı ve Ankara'ya, Türkiye'nin diktatörlüğe doğru ilerlemeye devam etmesi halinde bunun gerçek sonuçları olacağını açıkça ifade etmelidir. Erdoğan gibi bir otokrat güvenilir bir müzakere ortağı değildir, çünkü işine geldiğinde her türlü anlaşmayı iptal eder" dedi.

Van Aken, "Türkiye'ye silah sevkıyatının durdurulmasını ve Almanya ile Avrupa'da terör örgütü PKK'ya uygulanan yasağın kaldırılmasını" ileri sürdü.

"ERDOĞAN, İMAMOĞLU’NU DEMOKRATİK YOLLARLA DURDURAMAYACAĞINI ANLADI"

Sosyal Demokrat Partisi (SPD) meclis üyesi ve aynı zamanda Alman-Türk parlamento grubu başkan yardımcısı Macit Karaahmetoğlu, "Erdoğan sonuçta sadece en büyük rakibini susturmakla ilgileniyor. Erdoğan, belli ki İmamoğlu'nu demokratik yollarla durduramayacağını anladı" dedi.

Karaahmetoğlu, "Şimdi her şey halkın nasıl tepki vereceğine bağlı. Eğer kitlesel gösteriler devam eder ve muhtemelen daha da büyürse, Erdoğan İmamoğlu'nu serbest bırakmak zorunda kalabilir. O zaman İmamoğlu durdurulamaz hale gelir ve bu da Erdoğan döneminin sonu olur" diye ekledi.

Karaahmetoğlu, "İmamoğlu'nun tutukluluğunun bugün teyit edilmesi beni hiçbir şekilde şaşırtmadı. Artık Türkiye'de özgür ve bağımsız bir yargıdan söz etmek mümkün değil. İmamoğlu'nun adil bir şekilde yargılanacağına dair makul şüphelerimiz var. Türkiye halkının bugün dünyaya demokrasi ve hukukun üstünlüğüne olan arzularına dair güçlü ve barışçıl bir sinyal göndereceğine inanıyorum. Yetkililerin ve güvenlik güçlerinin bu seslerin duyulmasına izin vermelerini çok isterim" diye ekledi.

Yeşiller meclis grubu başkanı Britta Haßelmann, İmamoğlu'nun tutuklanmasının "korkunç" olduğunu söyledi.

Haßelmann, "Türkiye'de yaşananlar korkunç. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü için ciddi bir gerileme. Erdoğan belli ki özgürlük, demokrasi ve çoğulcu bir toplumu savunan Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyor" diye konuştu.

"İMAMOĞLU, SİYASİ BİR UMUT IŞIĞIDIR"

Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Eş Genel Başkanı Lars Klingbeil, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile diyalog halinde olduğunu söyledi.

Klingbeil, "Birlikte Ekrem İmamoğlu'nun ve onunla birlikte hapiste olan herkesin serbest bırakılması çağrısında bulunuyoruz. Türkiye otokrasiye doğru daha fazla kaymamalı. Ekrem İmamoğlu siyasi bir umut ışığıdır. Umut vaat eden cumhurbaşkanlığı adaylığı uydurma suçlamalar ve hukuki hilelerle engellenmek isteniyorsa, bu endişe vericidir" ifadelerini kullandı.

Demokrasilerde hükümetin siyasi rakipleriyle serbest seçimlerde yüzleştiğini ve onları "mahkeme salonunda ortadan kaldırmadığını" kaydeden Klingbeil, şunları ifade etti:

"Hükümetin siyasi rakiplerine karşı tutumu ülkeye yakışmıyor. Demokrasinin ve hukuk devletinin temel ilkelerinden uzaklaşmak özellikle Türkiye halkına zarar verir."

Sol Parti Eş Genel Başkanı Janine Wissler, şair ve eski Şili Senatörü Pablo Neruda'ya atıfta bulunarak, "Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ancak baharın gelişini engelleyemezsiniz" sözü üzerinden İmamoğlu'nun tutuklanmasına tepki gösterdi.

Wissler, "Gösteri yasağına rağmen demokrasi için ve Erdoğan'a karşı sokaklara çıkan herkese saygılar. Türkiye'deki demokratik güçlerle dayanışma!" diye konuştu.

"ERDOĞAN, ATATÜRK'ÜN YOLUNU TERK EDİYOR"

Eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Türkiye’de hukukun üstünlüğü, basın ve fikir özgürlüğü gibi temel demokratik değerlerin zedelendiğini belirtti.

Erdoğan’a açık şekilde eleştiriler yönelten Wulff, "Devletin kurucusu Atatürk, 'yurtta sulh, cihanda sulh' isteyen biriydi. Erdoğan bu yolu terk ediyor" dedi.

Focus'a konuşan Wulff, Türkiye’deki mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde, "Basın özgürlüğü, fikir özgürlüğü, gösteri hakkı, muhalefet hakları, kuvvetler ayrılığı, masumiyet karinesi, hukukun üstünlüğü… Türkiye’de taş üstünde taş bırakılmıyor" ifadelerini kullandı.

Alman siyasetçi, "Türk halkının geleceğine dair kararları özgürce verebilmesi gerektiğini" vurgulayarak, "Türkiye'nin çıkarları için dünya, bir geri dönüş umudunu canlı tutmalıdır. Atatürk’ün sloganı şuydu: 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'" dedi.