Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Okan: Kimse nefes alamıyor

Okan Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı, “Şu anda ortam belli. Bu kadar yüksek faizlerle yeni yatırım düşünülmez ki. Ortam bir normalleşsin yatırımlara bakarız. Türkiye ekonomik bir krizle karşı karşıya geldi, bunlar aşılacaktır. Moralleri daima yüksek tutmak gerekiyor” dedi.

Şehriban Kıraç

 

Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Yükseköğretim Meclis Başkanı Bekir Okan, Türkiye’nin yarına güvenle bakmayı sağlaması gerektiğine işaret ederek, “İnsanların yarın ben ne olacağım dememeleri lazım. Sadece ekonomi değil, demokrasi, hukuk ve her açıdan herkesin ülkesine güvenmesi gerekiyor” diye konuştu.

Küba Onkoloji Enstitüsü ile yaptıkları işbirliği kapsamında, İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nde Kübalı onkologların mart ayından itibaren hasta kabulüne başlayacağını anımsatan Okan, holding olarak bundan sonra yatırımlarda ağırlığı sağlık ve eğitime vereceklerini, Okan Üniversitesi’nde 26 bin öğrenciye ulaştıklarını söyledi. Enerjiden, gıdaya, eğitimden turizme ve sağlığa kadar pekçok alanda faaliyet gösteren Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Okan ile ekonomiyi, holdingin yeni yatırım alanlarını, Türkiye’nin eğitim sistemini konuştuk.

100 hasta başvurdu

Yakın zamanda kanser tedavisinde dünyada bir numara olan Kübalı doktorları hastanenize getirmek için anlaştınız. Kolay oldu mu, ne zaman gelecek doktorlar?
- Onkoloji konusunda Küba dünyada bir numara. Küba ile 2 yıldır görüşmeler yapıyoruz. Ocak başında protokoller yaptık. Bu iş için 4-5 kere Küba’ya gittim. İlk aşamada 3 doktor gelecek. İhtiyaca göre bu sayı artacak. Şu ana kadar 100 hasta başvurdu. İlk önce dosyalarına bizim doktorlar bakıyor. Kübalı doktorlar gelince birlikte tedavi yöntemleri geliştirecekler.
Biz bir vakıf üniversitesiyiz. Kâr amacı gütmüyoruz. Bu ülkede doğduk, çalıştık, para kazandık. Bu ülkeye de bir şeyler vermemiz lazım. Üniversiteyi o amaçla kurduk. Hastaneyi de o amaçla kurduk. Halkımıza çevre, ülkelere de hizmet olsun dedik.
Eğitim ve sağlıkta büyüyeceğiz

Sizin enerji, turizm, gıda alanında da yatırımlarınız var, holding olarak bundan sonra ağırlığı sağlık ve eğitime mi vereceksiniz?
- Evet sağılık ve eğitim ağırlık olacak. Bir de yurtdışında Hilton oteli ve Miami’de 70 katlı büyük bir projemiz var. Miami’de 300 milyon dolar yatırım olacak. Bu yıl içinde inşaata başlamayı planlıyoruz. 4 yıl içinde bitirmeyi hedefliyoruz. 389 daire olacak bunların yaklaşık 40 tanesi satıldı. Türkiye içinde şu anda başka yatırım düşünmüyoruz. Enerji, hayvancılık, turizm alanlarında yatırımlarımız var. Sağlıkta yeni hastaneler olacak. 5 yıl içinde yeni bir hastane kurma planımız var.
Krizlere karşı dayanıklıyız

Neden sadece eğitim ve sağlık, diğer alanlarda artık potansiyel yok mu?
- Şu anda ortam belli. Bu kadar yüksek faizlerle yeni yatırım düşünülmez ki. Ortam bir normalleşsin yatırımlara bakarız. Biz hiç umutsuzluğa kapılmayız. Çünkü çok kriz gördük. Ben iş hayatına 1972’de başladım. 10’dan fazla kriz yaşadım. Dolayısıyla krizlere karşı dayanıklılığımız var. Tedbirlerimiz de var. Türkiye’ye ümidimizi yitirdiğimiz hiçbir dönem olmadı. Girişimcilik dersinde ben öğrencilere de söylüyorum, hayata her zaman zorluklar var ve karşımıza çıkacaktır. Umudumuzu hiç kaybetmeyeceğiz. Türkiye ekonomik bir krizle karşı karşıya geldi, bunlar aşılacaktır. Bu dönemde iş dünyasının hedeflerinden kopmaması gerekiyor. Moralleri daima yüksek tutmak lazım.

İki lisan bir diplomayla olmaz

TOBB Yükseköğretim Meclisi başkanısınız, eğitimin geldiği seviyeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Eğitimde kaliteye önem verilmeli. Çok fazla gelişigüzel üniversiteler açıldı. O da imajı bozuyor. Bir üniversitenin üniversite olabilmesi için labaratuvarları, öğrenci yurtları sosyal tesisleri, kampusu ve güçlü öğretim kadroları olmalı. Vizyonu olmalı. Mesela bizim vizyonumuz iş dünyasına en yakın üniversite. Üniversite sanayi işbirliği. Bizim Ar-Ge birimimiz yılda 50 milyonluk proje yapıyor. Türkiye neyi üretecek. Tonu 50 dolara olan çimento mu üretecek yoksa 200 gramı 1000 dolar olan cep telefonu gibi yüksek teknoloji ürün mü üretecek? Bunu sanayi yapamaz bu ancak üniversite sanayi işbirliğiyle olur. Üniversiteler sadece 2 lisan öğreten bir diploma veren kurumlar olmamalı. Çevreyi de kültürel sanat yönünde de geliştirmesi gerekiyor. Şu anda 26 bin öğrencimiz var. 1000’i aşkın yabancı öğrencimiz var.

Her daim umutluyum

Şu anda yatırım yapılmamasının nedeni yüksek faizler mi?
- Faizler yüksek, istikrarsızlık var. Kimse nefes alamıyor. Bankacılık sektörü kilitlenmiş. Kamu bankaları dışında hiçbir banka kredi vermiyor. Bıçak gibi kestiler kredileri. Ne yapsınlar şimdi yüzlerce firma konkordato ilan ediyor kimse ister mi konkordato ilan etmeyi. Bunların yanında Türkiye’nin büyümesini istemeyen dış güçler de var. Ama Türkler girişimci. İçeriden ve dışarıdan önümüzü açsalar Türkiye’nin daha çok büyüyeceğine inanıyorum. Şimdi bir de seçim sürecine girildi. Ekonomide seçimden sonra daha iyi olacak diye inanıyorum.

Ama uzmanlara göre tam tersi görüşler var, seçimlerden sonra kriz derinleşecek diyorlar, buna ne dersiniz?
- Ben hiç umudumu kaybetmedim. Her daim umutluyum. En önemlisi sanayimiz, insan gücümüz var.

Sanayi var diyorsunuz ama yeni yatırım yok, işsizlik artıyor?
- İşte onu çözmemiz lazım. Genel olarak sanayiyi üretimi artırmamız gerekiyor. Türkiye’nin çıkışı üretimde. Ancak üretim artarsa istihdam sorununu çözeriz. Son yıllarda inşaat ağırlıklı yatırım yapılması çok yanlıştı. İnşaat yapıldığı anda piyasayı canlandırıyor, ama kalıcı değil. Tamam senin 1 evin varsa 3 evin olacak ama ötesi yok. Ama o yatırımlar sanayi tesislerine yapılsaydı üretimimiz ihracatımız, döviz girdimiz istihdamımız artacaktı, devamlılık arz edecekti. Ama herkes inşaatçı oldu, şimdi de hepsi durdu.
Türkiye’ye 
güveniyoruz

Son dönemlerde yaptığınız yatırımlar kredi mi öz kaynak mı?
- Özkaynak ağırlıklı çalışıyoruz. Tabii hastaneyi yaparken bir miktar kredi kullandık. Ama o dönem faiz yüksek değildi. Ayağımızı yorgana göre uzatıyoruz. 10 kriz yaşadım tecrübe edindim artık. Türkiye’ye geleceğine güveniyoruz.

Son dönemde borç yapılandırmaya gidenler de köklü kuruluşlardı, onlar nerede yanlış yaptı?
- Mesela 100 gücün var 500’lük yatırım yaparsan böyle krizlerde çok etkileniyorsun. Ama 100’ün var 150-200’lük yaparsan çok etkilenmiyorsun. Sorun bu. Öz kaynak ağırlıklı olmak gerekiyor. Bir de piyasalar hakikaten kötü. Büyük dev firmalar bile konkordatoya gidiyor. Çok üzücü şeyler. Onları mutlaka devletin desteklemesi lazım. Tekrar üretime katkı sağlamaları gerekiyor. Kötü niyetli olanlar varsa da bunların sayısı çok azdır.

Şu anda uygun kredi bulsanız hemen yarın yatırım yapacak bir ortam görüyor musunuz?
- Antep’te bir söz var; önce ağzındaki cevizi kır. Şimdi biz sağlıkta yatırım yaptık ileride onu çoğaltacağız. Kolej sayısını çoğaltacağız. Bir de Miami’deki yatırımımız çok önemli. Bir Türk firmasının ABD’de yaptığı en büyük yatırımlardan. Onu başardık mı tamam diyoruz.

 

Hormonlu büyümeyiz

Eğitime yatırımlarında neler var hedefinizde?
- Biz topluma faydalı şeyler de yapmayı düşünüyoruz. Fazla da büyümek istemiyoruz. Şu anda iki tane Okan Koleji var. 5 yılda sayıyı 10’a çıkarmayı hedefliyoruz. Hormonlu büyümek istemiyoruz. Çünkü eğitim kalite işi. Kaliteli eğitim bir vizyonla fiziki şartlarla ve iyi kadrolarla olur. 2 koleji zor yürütüyoruz. Kadroları oturtmak zor iş. Ama bazıları gidip 20 tane açıyor, 50 tane kolej aynı anda açıyor, böyle olunca kalite de gidiyor.

Artık yönümüz Batı

Bundan sonra yurt-içinde daha çok sağlık eğitim, yurtdışında başka alanlar mı olacak?
- Kazakistan’da ve ABD’de yatırımlarımız var. Şu anda başka ülkede yeni yatırım düşünmüyoruz. Benim yönüm artık Batı. Batı’da başka ülkelere de bakabiliriz. Oralarda epey uğraştık. Sultan markasıyla Kazakistan’da gıda üretim işimiz de var. Kazakistan’da 25 yıldır çalışıyoruz. Ama artık oralarda başka yatırım düşünmüyoruz.

Son dönemlerde çok fazla beyin göçü yaşanıyor, insanlar niye gidiyorlar?
- Gelenler de var bir taraftan da giderler var. istikrarsızlık var. Çalkantılar belirsizliklerden yurtdışına gidenler de var. En önemli şey Türkiye’nin yarına güvenle bakmayı sağlaması lazım. Yarın ben ne olacağım dememeleri lazım. Sadece ekonomi değil, demokrasi hukuk, her açıdan herkesin ülkesine güvenmesi lazım. Biz güveniyoruz.

Yap boz tahtası gibi
 Eğitim sistemi de Eğitim Bakanı da çok sık değişiyor, bu durumu ne gibi riskler barındırıyor?
- Yap boz tahtası gibi. İngilizce işini çözmek lazım. Çocuklar anaokulu, ilkokulu, lise üniversitede İngilizce okuyor. Ama okul bitiyor bakıyorsunuz İngilizce öğrenmemiş. Diğer ülkeler bunu nasıl çözmüş. Mesela Finlandiya onlara bakalım. Sürekli kadroları değiştirmek iyi değil. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok, iyi örneklere bakalım, onlardan uygulayalım.

El ele verirsek düzelir

2019’u nasıl görüyorsunuz?
- El ele verdik mi ekonomi düzelir. Ama bizim dış dünya ile ilişkilerimizi düzeltmemiz lazım. ABD, AB ve İsrail ile. Dışarıda problemimiz olmadığı zaman içerideki sorunları çözeriz. Dış borcumuz var onu çevirmemiz lazım. Üretimi ihracatı artırmamız lazım. Bunlar da istikrar ile olur. Bu faiz oranıyla şimdi kimse yatırımı düşünmüyor, düşünemez de. Enflasyon belli bir düzene girmeli. Yatırım olursa işsizlik sorunu da çözülür. Yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim.