Sancar rüzgârı ne sonuç verir - 2

17 Aralık 2015 Perşembe

Önce Durmuş Kökatmış okurumuzun mesajı ile başlayalım: “Sancar’ın ödül alması ülkemiz adına gurur verici... 8 yaşında kızım var. Öğretmenleri sınıfta ödülden bahsetmiş, belli ki çocuklar etkilenmişler, akşam okuldan gelince bize heyecanla anlattı. Ben de bilim adamı olacağım, dedi.” İşte sonuçlardan biri. Tabii 8 yaşındaki kızımızın o tarafa yönlendirilmesi de gerekir. Belki o bilim insanı olmayacak. Ama gençlere böyle bir bakış açısı sunmak, içinde bilime yönelik cevher olanları öne çıkartacaktır. Bence üniversite öncesi eğitimin çeşitli basamaklarında okuyan gençlerimize yönelik, Sancar’ı anlatan ve Nobel törenlerine de yer veren 1520 dakikalık video okullarda gösterilmeli... Bu işin eğitim kısmı... Sancar rüzgârını eğitimin alt kademelerine yönlendirmek, orta ve uzun vadeli sonuçları bakımından anlamlı olur. “Fizikte Nobel’e ilk adım” bilimsel proje yarışmasında onur ödülü alan Eyüboğlu Koleji öğrencilerinin, Stockholm’de Nobel Müzesi’nde Sancar’la buluşturulmalarını ilgiyle izledim. Fakat sorun büyük. Eğitim sisteminde toptan bir nitelik ve anlayış değişikliği olmadan ülkenin bilimde öncü hedeflere ulaşması mümkün değil. Nobel ödülü kazanabilecek veya sonuçları itibarıyla yüksek değer yaratabilecek ve sorun çözecek çalışmaları, bilim insanlarımız ne yazık ki yurtdışında yapabiliyor. Aziz Sancar özel bir insandı ve hocası ünlü tıp insanımız Muzaffer Aksoy’un yönlendirmesiyle gittiği ABD’de büyük başarıya ulaştı. Kolay da olmadı, onu da belirteyim. İlköğretimden başlayarak öğrencilerin önüne dinsel öğretiyi, İslam müktesebatını ana örnek olarak koyan bir anlayışla bilimi teşvik edemezsiniz.

Bilimi bölemezsiniz
Bilimi bölemezsiniz, biyoloji ve daha pek çok bilimin can damarı olan evrimi dışlayarak, kötüleyerek ulaşabileceğiniz nokta bir sıfırdır. Bilimi dinin tahakkümü altına sokmayacaksınız. Sokarsanız, beyinler yarılır. İnsanlar inançlarında özgür olmalı.
Üniversitelerde, benim adamım  senin adamın ayrımına kesinlikle son vereceksiniz. Bilimsel liyakatı esas alacaksınız.
İster inançlı ister sosyalist ister kesin muhalif olsun...
Türkiye Bilimler Akademisi’ne yaptığınız bölücü saldırının yanlış olduğunu kabul etmelisiniz. Hükümetin akademisi olmaz. Olursa orası bilim akademisi olmaz. “Kontrol etmek” anlayışı çöpe gitmeli.
“Mutlaka para getirecek araştırma” anlayışını, politikasını değiştireceksiniz. Sancar 33 yılda 45 milyon dolar harcadı, amacı teknoloji üretmek değildi, ama sonuç her şeye yol açar niteliktedir. Nobel alamayan tonla bilim insanı, daha az veya daha çok para harcıyor Batı’da. Ama nitelikli araştırmaların sonuçlarından herkes yararlanıyor.
Mesela 1980’lerde atmosferin ozon tabakasının delindiğini ortaya çıkartanlar, bu işi para kazanmak için yapmadı. Tersine müthiş para harcandı. Bu sayede iklimi değiştirdiğimizi ve yeryüzünün bizlerin yaşayamayacağı bir noktaya gittiğini öğrendik.
Tabii, katma değeri yüksek teknoloji de üretiliyor. Mesela Bilim-Teknoloji dergimizin yazarlarından Ali Akurgal, salı günkü Sancar rüzgârı ne sonuç verir sorumuza başka bir açıdan yanıt veriyor:

Hangi özgürlük ortamıyla?..
“a) Türk insanı, ‘know-why’ kavramı ile tanışmadığı ama teknolojik oyuncaklarla iç içe olduğu için, ara aşamaları bilmeden ve merak etmeden sonuca sıçramayı bir ‘yol’ olarak biliyor. İşi bu düzeye indirdiğinizde de, kaç para harcarsanız harcayın, sonuç alamazsınız.
b) Elbette, Nobel almaya yetecek akıl düzeyinde gençler, Nobel’i kendilerine bir gizli hedef olarak koyacaklardır. Ama, hem günümüz koşulları, hem de Sancar Hoca’nın oluşturduğu örnek, onları ‘yurtdışına gidip, Nobel için orada uğraşmak’ serüvenine itecektir.
c) Bence, Türk üniversitelerine düşen, bu aşamada, ‘gelin, birlikte Nobel’e yürüyelim’ diyerek, daha fazla araştırmacı çekmek olmalı. Ama hangi bütçeyle?”
Daha önemlisi, hangi akademisyen maaşıyla, hangi üniversite yönetim anlayışıyla, hangi özel sektör yaklaşımıyla, hangi özgürlük ortamıyla, hangi birleşmiş barış içinde bir milletle?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları