Bir kediciği bile yok
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Bir kediciği bile yok

16.03.2020 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kapı ardımdan kapandı. İçeri baktım, “Yok” dedim, “burası erkeklerin kaldığı bir koğuş olamaz.” Yatılı okul hayatı, askerlik ya da hapislik yaşamış olanlar bilir. Erkeklerin toplu olarak yaşadığı yerin, anlatması zor bir kokusu vardır. 

Girişte bulunan mantar panodaki izlere baktım. İhtiyaç listesinde saç boyaları sıralanmıştı. Üst kata çıktım. Unutulmuş bir naylon çorap gördüm. Evet, emin oldum. Burası önceden kadınların kaldığı bir koğuştu. Yatak başında elle çizilmiş bir kedi resmi görünce, parçalar birleşmeye başladı. Duvara tahliye günü kazınmış not ise kesinleştirdi. Adnan Oktar’ın “kedicik” dediği üç kadının ismi yazıyordu. 18 ay tutuklu kaldıklarını belirttikten sonra not düşmüşlerdi: “Allah sabredenlerle beraberdir.” Savundukları dava ve usulleri, beni daha çok güldürüyordu. Ama kesin olan bir şey var ki benden önce bu yatakta yatanlar ona inanmıştı. 

Oturdum. İlerideki koğuşlardan slogan sesleri geliyordu. Devrimci bir grup tutuklu açlık grevindeydi. Aylardır eylemde olanlar vardı. Kiminin sesinden sanki hissediliyordu. Aç olsalar da slogan atmaya devam ediyorlardı. Belli zamanlarda koğuşlarının kapısına vurarak cezaevini inletiyorlardı. Yöntemleri benden farklıydı. Ama kesin olan bir şey var ki yaptıkları şeye inanıyorlardı. 

Diyelim ki avukatın geldi. Onunla görüşüp geri dönene kadar tam dört kez aranıyorsun. Üçünde ayakkabılarını çıkarıyorsun. Tutuklular arasında, haberini gazeteden okuduğunuz Çağdaş Hukukçular Derneği’nden avukatlar da var. Aranırken protesto ediyorlar: Keyfi aramaya hayır! İnsan haklarına aykırı her uygulamaya o an tepki veriyorlar. Duruşları benden farklı. Ama kesin olan bir şey var ki, verdikleri mücadeleye inanıyorlar. 

Avludaki tellerin arasından görülen gökyüzüne bakıp düşünüyorum: Acaba kendi yandaşları savundukları iktidara bu kadar inanıyor mu?

Dava partisinden çıkar örgütüne

Dokuz yıl önce hapse girerken, Barış Pehlivan ile ABD Dışişleri kriptolarındaki sızıntıları içeren kitabımızı yazıyorduk. İçeri düştük, her şeye baştan başladık. En çok ABD’lilerin AKP’yi nasıl tanımladığını merak ediyorduk. Tek başına iktidar olduğu ilk yıllarda AKP’yi “Koalisyon” olarak okuyorlardı. Muhafazakârların, İslamcıların, liberallerin, sağ milliyetçilerin, merkezdekilerin, tarikatların ittifakı…

Bu, parti gibi olmayan parti, zaman içinde homojenleşti. Omurgasını Milli Görüş’ten kopanların oluşturduğu, 1923 Cumhuriyeti ile hesaplaşmaya kilitlenmiş bir “dava partisi” haline geldi. 

Ancak parti, iktidara tam anlamıyla yerleştikten, devleti fethettikten sonra “yeni bir aşama”ya geçti. Partinin vitrinine konan isimler birer birer tasfiye oldu. AKP liderliği, Erdoğan ve diğerleri olarak tanımlanıyordu. Yalnız AKP mi? Devlet, yasalar, kurumlar Erdoğan’a göre yeniden şekilleniyordu. Tepesinde Erdoğan’ın tek başına tahtta oturduğu sistem; aşağıda hiziplerin, grupların, çetevari oluşumların Erdoğan adına düzen kurduğu bir rejime dönüştü.

Siyaset aynı zamanda çıkarları yönetme işidir. İktidar, çıkarın kendisini bile yeniden tanımlayan formdur. Davanın yerine, Erdoğan’ı, örgütün yerine hizipleri koyan sistem; rantın dağıtımını bir kez daha düzenledi. Kamu kaynakları, hizipler arasında bölüşüm savaşında harcandı. İhaleler, iktidar içindeki grupları besleyen sınıfların serpilmesine yaradı. Devlet kadroları, parti dışında kendi özel gündemleri olan yapılanmaların örgütlenme alanına dönüştü. İBB’nin kaybedilmesinin ardından hükümet medyasında rant için verilen iç savaşa bakın. Erdoğancı görülen bir medya grubu, kamu kurumları eliyle yaratılan geliri Reisçi olan öteki grupla bölüşmediği için kapanan gazeteler oldu. Nihayetinde “dava partisi”, grupların birbirini dengelediği “çıkar örgütü” halini aldı. 

Fotoğraflardan geriye ne kaldı

Bu dönüşümün insan tipini de başkalaştırması kaçınılmazdı. Örnek olsun, hemen aklıma gelen ilk üç ismi sayayım: Metin Külünk, Mehmet Metiner, Aydın Ünal. Üçü de Erdoğan’ın farklı dönemlerinde “dava şuuru” dedikleri formda onu savundular. Külünk’ün Akıncı Gençlik yıllarında Erdoğan’ın yanı başında, Metiner’in İstanbul Belediyesi günlerinde Erdoğan’la omuz omuza, Ünal’ın Erdoğan iktidarının sıkıntılı gecelerinde ağzında sigara ve taşmış bir küllükle konuşma metinleri yazdığı anların fotoğraflarından geriye ne kaldı? Külünk’ün İstanbul’da yerel seçim sürecinin örgütlenmesine müdahale etmemesi için parti içinde bir ekip mücadele etti, başarılı da oldu. Ünal, “dava” dediği toprağın heyelanla kaydığını söylüyordu. Pelikan denilen gruba dokununca ağır ifadelerle saldırıya uğradı. Sonunda Yeni Şafak’ta yazmayı bile bırakmak zorunda kaldı. Erdoğan’a bağlılığını en net ifadelerle dile getiren Metiner, bir süredir parti içinde yaptığı eleştirilerin ardından AKP yönetiminin hedefi oldu. “İhanetçilerin ve davayla alakasızların ödüllendirildiğini” söyleyen Metiner’e, Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “Gelecekte ‘biz demiştik’ diyebilmeyi umutla bekleyen bu yanlış zihniyetin partimize hiçbir katkısı yoktur” ifadeleriyle yanıt verdi. Birbirinden farklı perspektifleri olan üç isim, çözülmeyi anlatmak için genel içinden seçilmiş bir örnek küme. Partinin “dava”dan “çıkar”a dönüşünün kurbanları.

Yukarıdan aşağıya ‘davasızlık’

Sovyetler Birliği’nin ardından sol, yıllarca çöküşün nedenini sorguladı. Hemen her tez ortaya atıldı, tartışıldı. Yalçın Küçük’ün yanıtı ise sistemi taşıyan elitlerin rejime olan inancını yitirmesiydi. Ona göre çöküş aşağıdan yukarı değil, yukarıdan aşağıya bir tür “dava terki”nin sonucuydu. Sahiden de sosyalizmden ilk vazgeçen halk değil, düzeni ileri doğru taşıması beklenen partinin yöneticileriydi. 

Çöküşün her düzen için bir kuralı var mı? “Davasızlık” içten çürümenin işareti mi? İnancını yitirmiş çıkar birliği ne kadar ayakta kalabilir? Eminim, bu soruları bu tek kişilik koğuştan başka yerlerde de soran vardır. Belki de tam hatırlayamadıkları o dizeleri söylüyorlardır:

“Bir kediciği bile yok!”

Yazarın Son Yazıları

Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025
‘Size miras kaldı’ sürprizinden çıkan örgüt

Koca ağaca bakıp dalındaki eksiği görüyorsan haksız değilsin.

Devamını Oku
25.09.2025
İçeridekilerin aileleri neler yaşıyor

Kendi gülünün dikenini çıkarmak kolaydır. Başkalarının acılarını anlamak ise uğraş ister.

Devamını Oku
22.09.2025
Netanyahu’nun Erdoğan’a salladığı parmak

Tek kişide hastalık dedikleri, milyonlarda ideoloji oluyor.

Devamını Oku
18.09.2025
Dananın kuyruğu kopacak derken...

Siz bu yazıyı okurken belki bütün kelimeleri eskimiş olacak.

Devamını Oku
15.09.2025
Erdoğan’ın CHP planı

Sen ardına dönüp bakmazken geçmiş bir gölge gibi seninle birlikte yürüyor.

Devamını Oku
11.09.2025
İBB operasyonunu başlatan AKP’li

Adli yıl açılışında İstanbul cumhuriyet başsavcısı gazetecilerle buluştu. İlginç bir ifade kullandı: “İBB operasyonunu ilk öğrenen kişi Murat Kapki oldu. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. O, malları kaçırmaya başlayınca biz de harekete geçtik.”

Devamını Oku
08.09.2025
‘Terörsüz Türkiye’nin kabağı

Dünya değişiyor ama senin çektiğin çile hep aynı kalıyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Başörtüsünü çıkaran Fethullahçı

İnsanın çektiği çilelerin sonucu tecrübeleridir.

Devamını Oku
01.09.2025
Topuk kırıldıktan sonra

O çok bildiğimiz gerçekleri her şey görünür olduktan sonra anlatmayı ne kadar çok severiz.

Devamını Oku
14.08.2025