Fırat Kalkanı adıyla neden savaşa sokulduk?
El Bab’da çocuklarımız neden ölüyor?
Askerimiz kim adına orada?
Amerika mı, İsrail mi, Rusya mı?
Kimin güvenliğini sağlıyoruz?
Amaç ülkemizin güvenliğini sağlamak ise, tüm Suriye sınırımız güvenli de, yalnızca El Bab ile Rakka mı güvensiz?
Türkiye’nin hemen dibinde sıram sıram dizilmiş kantonları güvenli yerlerden mi sayıyoruz?
El Bab’ı, Rakka’yı kurtarınca kime devredeceğiz?
PYD’ye mi, ABD’ye mi, Rusya’ya mı, İsrail’e mi?
Ak kaşık
Emekli Mülkiye Müfettişi Mahmut Esen bir hesap yapmış;
“Terör örgütlerine veya devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı” olduğu ileri sürülen 3 bin 721 yargı, 4 bin 821 TSK, 2 bin 815 jandarma, 35 sahil güvenlik, 20 bin 672 emniyet personeli, 67 bin 177 kamu görevlisi olmak üzere toplam 98 bin 626 kişinin görevlerine son verilmiş...
AKP’nin son uygulamalarından şu sonucu çıkarabiliriz:
15 yıldır 100 bin “terör”le bağlantılı olduğuna karar verdiği kamu görevlileriyle iş yapan AKP’nin; milletvekilleri, bakanları, başbakanları ve saraydakileri ile baştan aşağı “ak” kaşık kalmış olabileceği varsayılıyor.
Buna bir de Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş kapı gibi “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı davranma kararını ekleyin!
İşte bu partidir, anayasayı değiştirme peşinde olan...
MHP’nin ‘Evet’ dediği
MHP yönetiminin sözcüleri, “devletin bekasını güvenceye almak ve güçlendirmek” için “milli üniter yapının korunduğu anayasaya evet dedikleri”ni açıklıyor.
Oysa Atatürkçü Düşünce Derneği, tam tersini saptamış:
“Cumhurbaşkanına, kararname çıkararak merkezi idare alanında geniş düzenlemeler yapabilme ve sınırsız şekilde kamu tüzel kişilikleri kurabilme yetkisi tanınmıştır.
Değişiklikler, Cumhurbaşkanına yetkilerini kullanarak üniter yapıyı değiştirecek idari düzenlemeler yapma imkânı vermektedir. Bu, federasyona geçiş hazırlığıdır.”
Yemece
Hiçbir denetim olmadan bir briyantinliye devredilen varlık fonunun Batı’daki işlevini Harita Mühendisleri Odası çok güzel özetlemiş:
“Fon, harcanmayan ya da harcanamayan bir varlığa, bütçe fazlasına dayanır. Bu varlık ve kaynakların yatırımlara yönlendirilmesi suretiyle gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanır.”
Bizde, öncelik yemece olduğu için şimdiki kuşaklar bile göz önüne alınmaz.
Çağ değişikliği
Bağımsız gazeteciliklerini mesleğe verdikleri yıllar ile kanıtlamış Turhan Günay, Hakan Kara cezaevinde sağlIk sorunlarI ile boğuşuyor.
Bilinçli kalemleri ile topluma sıradışı çözümlemeler yapan Güray Öz ile Kadri Gürsel yazamıyor, Musa Kart çizemiyor.
Ortaçağın izbe, vebalı karanlığındayız.
Yeter
Karşıdevrim şakşakçıları, hem yetmezciler, hem evetçiler...
Peşinizden sürükledikleriniz de; hukuksuz, kuralsız uygulamalarla işinden gücünden ediliyor.
Yetmedi mi?
El Bab’da ne işimiz var?
Yazarın Son Yazıları
MHP lideri Devlet Bahçeli, SDG/ YPG ile PKK ilişkisini dile getirdiği son grup konuşmasında, Atatürk’ün, Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kansu’ya “Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan yakından tevessül etmemek başlıca dikkatimizi teşkil etmelidir” dediğini aktarıp partisinin tutumunu övdü...
Saray’a göre, Venezüella’da bir şeyler yaşanıyor ama kim kime ne yapmış belli değil.
Mutlaka duyumsuyorsunuzdur.
Faşist 12 Mart cuntasının Cumhurbaşkanı General Cevdet Sunay’ın o sözünü bir kez daha anımsayalım önce...
Saray’ın denetim ve gözetiminde yürütülen İmralı ve PKK pazarlığına ilişkin DEM’in hazırladığı rapor, ABD’nin sömürge valisi Tom Barrack’ın Türkiye’nin başına geçirmek istediği çuvalın çuvaldızı niteliğini taşıyor.
Milyonların acısına neden olan ABD işgali sonrası Irak’ta bir Amerikan mandası kuran feodal aşiret reisi Mesut Barzani’nin Şırnak’ta devlet töreni ile karşılandığını biliyoruz.
Ülkenin batısında belediye başkanlarından gazetecilere kadar birçok kişi cezaevlerine atılmışken doğusunda çok düşündürücü gelişmeler oluyor.
CHP’deki kimileri dahil, herkesin dilinde bir “eşit yurttaşlık” sözüdür, gidiyor.
Öcalan’ı “önder” diye niteleyen MHP lideri Devlet Bahçeli, gerekirse tek başına İmralı’ya gitme peşinde olduğunu belirterek kendince bir ısrar içinde.
Futboldaki bahis bataklığına yönelik operasyonlarda eski Kasımpaşaspor Başkanı Mehmet Fatih Saraç ifadesi alınıp hemen birkaç saat sonra serbest bırakıldı.
Saray’ın şahin takımından Mehmet Uçum, “Türkiye’nin bekası olan Cumhur İttifakı ile oynamayın, tutmaz” diyor. Cumhur İttifakı milliymiş, dahası kurucu ittifakmış.
Bu ülke çok sıkıyönetim gördü, ancak sivil sıkıyönetimi ilk kez yaşıyor.
Kıbrıs’ı Çürütme Göstergesi
Dünya sömürgenlerinin, Ortadoğu’da kirli-kanlı oyunları hiç bitmez.
Nereye varacaklar böyle?
Hanedan jetinde gezen uçan gazeteciler vardır; soru soramazlar; belleri, boyunları bükük tutanak tutarlar.
Özgür Özel, CHP’nin içini karıştırmaya yönelik kararı veren İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi yargıcı için ne demişti?
Şekspir’in Hamlet’indeki ünlü “Çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda” repliğini alıp bugüne getirin Türkiye’nin başına koyun, cuk oturur.
Sattılar savdılar, perişan ettikleri ülke ekonomisine para bulabilmek için halen satmaya da devam ediyorlar.
12 Eylül 1980, yurt, can ve demokrasi kırımının günüdür.
O fotoğrafları içime sindiremiyorum.
Cumhuriyetin ölüm kalım mücadelesi
Süreç dedikleri şeyi başlatan MHP lideri, pazarlık yapılmadığını söylüyor, ancak öbür yana bakıldığında durum hiç de öyle gözükmüyor.
Epeydir bir Karagöz-Hacivat oyunu içindeydik.
Odak, sevgisizlik sözcüğünde.
Türkiye bir çukur içinde debeleniyor.
Üniter yapı ile dertleri var. Ulus ve yurttaşlık tanımıyla didişiyorlar.
Anayasa değişikliği istekleri, uygar Cumhuriyeti kurmuş CHP’ye yönelen baskılar, İmralı’daki ile pazarlıklar...
Bize barıştan ve kardeşlikten söz edenlere bakınca İmralı’dakinin PKK’yi hangi koşullarda kurduğunu anımsamak gerekiyor.
Bir yanda terör örgütünün üç beş silahı teslim etme törenleri düzenlenirken diğer yanda İmralı’daki büyük büyük konuşmalar yapıyor, “komünalist yoldaşlık hareketi”nin son aşamasını açıklıyor!
Ankara’daki yüksek gerilim, Türkiye’yi sonu belirsiz bir siyasi ve sosyal ortama sürüklüyor.
Yinelemeye gerek yok: Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasından bu yana, Saray iktidarının pekiştirilmesine, dolayısıyla ülkenin dünya egemenlerinin sözünden çıkmayan bir tek belirleyici tarafından yönetilmesini sağlamaya yönelik gelişmeler yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.
Mehmet Uçum, Türkiye’de siyaseten yaşanan kurguların ardında yer alan Saray’daki şahin takımının başı olarak nitelendiriliyor.
Abdülhamit dönemine benzer istibdat jurnalciliğine soyunan başdanışman Oktay Saral’ın son açıklamaları, Saray’da solunan havayı özetliyor.
Devlet Bahçeli, “Bir kurucu anayasa anlayışı içerisinde yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu kabullenilmelidir” diyor.
Cumhuriyet okuru bilinçlidir, ufukludur, kül yutmaz...
Beklenen oldu: Saray’ın yeniden seçilme uğruna CHP’ye boyun eğdirmek, diz çöktürmek için kurguladığı “iç kavga” çıkarmaya yönelik senaryosu çerçevesinde, Özgür Özel’in CHP genel başkanı seçildiği kurultay hakkında dava açıldı.
Yaşananların tek bir nedeni, anlamı, gerekçesi var: Saray’daki AKP’li, Saray’ından kesinlikle ayrılmak istemiyor.
“Türkiye Yüzyılı”, Cumhuriyetin 100. yılında, Saray’ın propaganda bakanlığının 1923 Devrimi’ni sözüm ona yok saymak için türettiği bir söz.
Siyasi dinciler, etnikçi Turancılar ve etnikçi ayrılıkçılar, Türkiye’yi bir “sayım, suyum yok” mızıkçılığına doğru sürüklüyorlar.