Nuray Mert, Cumhuriyet Bayramımızı kutladı, biliyorsunuz. Kemalistlere “Ne dediniz Allah aşkına? Derde deva olacak ne dediniz?” diyerek…
Daha önce de kendisi gibi demokrasi mücadelesi verdiğini sananları “faydalı salak” olarak nitelemiş, AKP iktidarını savunarak “kandırıldığı”nı yazmış; “Kemalistler gibi darbeciliğe akıl yatırmayı, otoriterliğe savrulmayı reddettik” filan demişti.
Salaklara faydalı olsun diye, Kemalistlerin ne dediğine ve ne yaptığına ilişkin birkaç örnek verelim:
Kemalist Muammer Aksoy, Türkiye’nin en özgürlükçü, en uygar anayasasını hazırlayanlardandı. O uygar 1961 Anayasası sayesinde, sosyalist partiler kurulabilmiş, Meclis’te temsil edilebilmişlerdi.
Kemalist Muammer Aksoy, ormanların talanından tutun, ulusal petrol davamıza değin çeşitli alanlarda “derde deva” birçok mücadele vermiş, 12 Mart darbesinde tutuklanarak cezaevine konulmuş, 12 Eylül darbesine karşı da savaşım vermişti.
Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kuran Kemalist Muammer Aksoy, sonra ne mi yaptı?
Cumhuriyet devrimleri uğruna öldü, arkasından kalleşçe sıkılan kurşunlarla öldürüldü.
Örnekleri çoğaltalım:
Kemalist Nadir Nadi, gazetesi ile özgürlük ve demokrasi mücadelesi verdiği için 12 Mart faşizminde Cumhuriyet’ten uzaklaştırıldı. 12 Eylül’de “Atatürkçülük” adına hareket ettiklerini iddia edenlere “Siz Atatürkçü iseniz, ben değilim” diyerek ders verdi, gazetesi kapatıldı, kendisine soruşturma açıldı.
Kalpaksız Kuvayı Milliyeci Uğur Mumcu, bugün iktidara gelen kadroları, ta 1987’de yazdığı “Rabıta” kitabında neredeyse tek tek sıraladı. Dincilerin ve solcuların düşünce özgürlüklerine set vuran hükümlerin ceza yasasından çıkarılması için savaşım verdi.
Kemalist Mumcu, özgürlük, eşitlik, uygarlık adına tüm dertlere deva olduğu için öldürüldü!
Kemalist İlhan Selçuk, haksızlıkları yerdiği, baskıları eleştirdiği, insanlığın acılarına deva aradığı için 12 Mart darbesinde de, 12 Eylül cuntasında da, AKP diktatörlüğünde de tutuklandı, soruşturuldu, işkence gördü!
Dahası var:
Faydalı salaklar, kadına getirilen bir yasağı “türban özgürlüğü” diye savunurken Kemalist Gümüşhane Baro Başkanı Ali Günday, o “özgürlük” adına öldürülüyordu!
Faydalı salaklar ısrarla kandırılmaya devam ederken; 1923 devriminin teokratik bir karşıdevrimle yıkılmasına örgütü ile karşı duran, insanlara deva verdiği için “Uluslararası Gandhi Ödülü” alan Türkan Saylan, hastalıkla boğuştuğu günlerde soruşturmaya uğratılıyordu.
Faydalı salaklar, casusluk cemaatinin Abant toplantılarına katılıp zarf içinde ikişer- üçer bin dolarla (cemaatin eski beyinlerinden Nurettin Veren’in ifadesidir) şereflendirilirken(!) biz Kemalistler, gazetemiz Cumhuriyet’i ekonomik olanaksızlıklar nedeniyle beş kuruş, üç parayla çıkarmaya çabalıyorduk.
Yaşamları boyunca boş konuşup gericiliğin, içte ve dıştaki sömürücülerin kullanışlı salaklığını yapmış olanların; Kemalistlerin uygarlık çabaları, yurtseverlikleri, hem hümanist, hem de toplumcu olan uğraşıları ve düşünceleri konusunda söyleyecekleri tek söz olamaz.
Kullanışlı salaklar, yetmez ama evetçiler, liboşlar, 1923 devrimi ve Atatürk düşmanları, sinsi ağlakçılar, dönek simsarlar, cemaat yardakçıları; düşün artık yakamızdan, düşün!
Düşün artık yakamızdan!
Yazarın Son Yazıları
MHP lideri Devlet Bahçeli, SDG/ YPG ile PKK ilişkisini dile getirdiği son grup konuşmasında, Atatürk’ün, Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kansu’ya “Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan yakından tevessül etmemek başlıca dikkatimizi teşkil etmelidir” dediğini aktarıp partisinin tutumunu övdü...
Saray’a göre, Venezüella’da bir şeyler yaşanıyor ama kim kime ne yapmış belli değil.
Mutlaka duyumsuyorsunuzdur.
Faşist 12 Mart cuntasının Cumhurbaşkanı General Cevdet Sunay’ın o sözünü bir kez daha anımsayalım önce...
Saray’ın denetim ve gözetiminde yürütülen İmralı ve PKK pazarlığına ilişkin DEM’in hazırladığı rapor, ABD’nin sömürge valisi Tom Barrack’ın Türkiye’nin başına geçirmek istediği çuvalın çuvaldızı niteliğini taşıyor.
Milyonların acısına neden olan ABD işgali sonrası Irak’ta bir Amerikan mandası kuran feodal aşiret reisi Mesut Barzani’nin Şırnak’ta devlet töreni ile karşılandığını biliyoruz.
Ülkenin batısında belediye başkanlarından gazetecilere kadar birçok kişi cezaevlerine atılmışken doğusunda çok düşündürücü gelişmeler oluyor.
CHP’deki kimileri dahil, herkesin dilinde bir “eşit yurttaşlık” sözüdür, gidiyor.
Öcalan’ı “önder” diye niteleyen MHP lideri Devlet Bahçeli, gerekirse tek başına İmralı’ya gitme peşinde olduğunu belirterek kendince bir ısrar içinde.
Futboldaki bahis bataklığına yönelik operasyonlarda eski Kasımpaşaspor Başkanı Mehmet Fatih Saraç ifadesi alınıp hemen birkaç saat sonra serbest bırakıldı.
Saray’ın şahin takımından Mehmet Uçum, “Türkiye’nin bekası olan Cumhur İttifakı ile oynamayın, tutmaz” diyor. Cumhur İttifakı milliymiş, dahası kurucu ittifakmış.
Bu ülke çok sıkıyönetim gördü, ancak sivil sıkıyönetimi ilk kez yaşıyor.
Kıbrıs’ı Çürütme Göstergesi
Dünya sömürgenlerinin, Ortadoğu’da kirli-kanlı oyunları hiç bitmez.
Nereye varacaklar böyle?
Hanedan jetinde gezen uçan gazeteciler vardır; soru soramazlar; belleri, boyunları bükük tutanak tutarlar.
Özgür Özel, CHP’nin içini karıştırmaya yönelik kararı veren İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi yargıcı için ne demişti?
Şekspir’in Hamlet’indeki ünlü “Çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda” repliğini alıp bugüne getirin Türkiye’nin başına koyun, cuk oturur.
Sattılar savdılar, perişan ettikleri ülke ekonomisine para bulabilmek için halen satmaya da devam ediyorlar.
12 Eylül 1980, yurt, can ve demokrasi kırımının günüdür.
O fotoğrafları içime sindiremiyorum.
Cumhuriyetin ölüm kalım mücadelesi
Süreç dedikleri şeyi başlatan MHP lideri, pazarlık yapılmadığını söylüyor, ancak öbür yana bakıldığında durum hiç de öyle gözükmüyor.
Epeydir bir Karagöz-Hacivat oyunu içindeydik.
Odak, sevgisizlik sözcüğünde.
Türkiye bir çukur içinde debeleniyor.
Üniter yapı ile dertleri var. Ulus ve yurttaşlık tanımıyla didişiyorlar.
Anayasa değişikliği istekleri, uygar Cumhuriyeti kurmuş CHP’ye yönelen baskılar, İmralı’daki ile pazarlıklar...
Bize barıştan ve kardeşlikten söz edenlere bakınca İmralı’dakinin PKK’yi hangi koşullarda kurduğunu anımsamak gerekiyor.
Bir yanda terör örgütünün üç beş silahı teslim etme törenleri düzenlenirken diğer yanda İmralı’daki büyük büyük konuşmalar yapıyor, “komünalist yoldaşlık hareketi”nin son aşamasını açıklıyor!
Ankara’daki yüksek gerilim, Türkiye’yi sonu belirsiz bir siyasi ve sosyal ortama sürüklüyor.
Yinelemeye gerek yok: Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasından bu yana, Saray iktidarının pekiştirilmesine, dolayısıyla ülkenin dünya egemenlerinin sözünden çıkmayan bir tek belirleyici tarafından yönetilmesini sağlamaya yönelik gelişmeler yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.
Mehmet Uçum, Türkiye’de siyaseten yaşanan kurguların ardında yer alan Saray’daki şahin takımının başı olarak nitelendiriliyor.
Abdülhamit dönemine benzer istibdat jurnalciliğine soyunan başdanışman Oktay Saral’ın son açıklamaları, Saray’da solunan havayı özetliyor.
Devlet Bahçeli, “Bir kurucu anayasa anlayışı içerisinde yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu kabullenilmelidir” diyor.
Cumhuriyet okuru bilinçlidir, ufukludur, kül yutmaz...
Beklenen oldu: Saray’ın yeniden seçilme uğruna CHP’ye boyun eğdirmek, diz çöktürmek için kurguladığı “iç kavga” çıkarmaya yönelik senaryosu çerçevesinde, Özgür Özel’in CHP genel başkanı seçildiği kurultay hakkında dava açıldı.
Yaşananların tek bir nedeni, anlamı, gerekçesi var: Saray’daki AKP’li, Saray’ından kesinlikle ayrılmak istemiyor.
“Türkiye Yüzyılı”, Cumhuriyetin 100. yılında, Saray’ın propaganda bakanlığının 1923 Devrimi’ni sözüm ona yok saymak için türettiği bir söz.
Siyasi dinciler, etnikçi Turancılar ve etnikçi ayrılıkçılar, Türkiye’yi bir “sayım, suyum yok” mızıkçılığına doğru sürüklüyorlar.