Fıkıh hayattan çıkar

Nihat Hatipoğlu tamamen çıplak seks ve banyo yapmanın dini edep bakımından caiz olmadığını söylediğinde muhafazakâr kesimde bile bıyık altından gülmeye neden oluyor

Süreyya Su
06 Temmuz 2015 Pazartesi, 19:28

Bugün Müslüman çiftlere tarım toplumunun edebiyle yaklaşan fıkıh, hayatla çelişir.

Fıkıh ve sosyoloji arasında karşılaştırmalı çalışmalar yapan Recep Şentürk, geleneksel İslam toplumunda sosyal bilimlerin rolünü fıkhın oynadığını söyler. Fıkıh, toplum hayatının açıklanması, anlaşılması ve toplumun sorunlarına çözümler üretilmesi konularıyla ilgilidir. Yani sadece ibadetlerle ilgili ilmihal bilgisini içermez; hukuk, ekonomi, siyaset ve yönetim bilimlerini de kapsar.

Fakat Batılılaşma/ modernleşmeyle Müslümanların düşünce dünyasında Batılı sosyal bilimlere ait kavramlar ve teoriler giderek daha fazla yer aldı. Fıkıh söyleminin yerine sosyal bilimler söylemi geçti ve böylece Müslümanlar zihinsel olarak modernleşmeye başladı. Çünkü fıkıh henüz sanayi toplumunun sorunlarına çözüm üretecek bir söz dağarcığına bile sahip değildi. Dolayısıyla fıkıh kendini dönüştüremeyince Batılı sosyal bilimlere yerini bırakmak zorunda kaldı.

Anlamın çokluğu

Müslümanların yaşam biçimi modernleşip, toplum sekülerleşirken fıkhın kavramları anlamsızlaşmaktadır. Amerikalı pragmatist felsefeci Richard Rorty, “anlam”ın kullanımda ortaya çıktığını söyler. Yani kavramların anlamı, yaşam biçiminde saklıdır.

Anlamın, kullanımda ortaya çıktığını söylemek, hakikatin kesinliğini reddedip, göreceliğini onaylamak, anlamın çokluğunu kabul etmek demektir. Bu bağlamda dilden bağımsız bir hakikat yoktur. Farklı söz dağarcıkları dünyayı farklı betimler; sosyal bilimlerin söz dağarcığı fıkhın söz dağarcığından farklı olarak dünyayı daha kolay ve daha iyi anlamamızı sağladığı için tercih edilmiştir.

Bu dönüşüm, Müslümanların metafizik açıklamaları terk etmeleri anlamına da geleceği için güçlü bir direniş ortaya çıktı. Düşünce ve siyaset alanında modernliğe tepkisel bir muhalefet olarak İslamcılık gelişti.

İslamcılık, bir yandan sanayi toplumunun eleştirisinden beslendi ve modernliğin kavramsal aletleriyle geleneğin savunusunu yapmaya çalıştı, ama romantizm kadar bile güçlü bir felsefi estetik tavır ortaya koyamadı. Modernlikle ilişkisi teknolojinin nimetlerini kullanmakla sınırlı, ama tarım toplumuna özgü dar bir etik-töreye sıkışmış olarak maalesef bir “köylü ideolojisi”nin adı oldu.

İnternet devrinde ‘çerçilik’

Aynı şekilde, fıkıh da tarım toplumunun kültüründen doğmuş pratikleri sanayi devriminden doğmuş seküler toplumun yaşam biçiminde savunmakla, “internet mağazacılığı devrinde çerçilik” yapıyor. Örneğin, Nihat Hatipoğlu tamamen çıplak seks ve banyo yapmanın dini edep bakımından caiz olmadığını söyleyip muhafazakâr kesimde bile bıyık altından gülmelere neden oluyor.

Çünkü bu edep anlayışı, başka bir kültürün ürünüdür. Tarım toplumunda, kırsal kesimde genellikle evlerde oda yoktur. Bir hanede geniş ailenin tüm fertleri bir arada yaşar ve tüm işlerini aynı mekânda görürler. Yemek de aynı mekânda yapılır, banyo da. Ebeveynler çocuklarla aynı mekânda yatarken yaramazlık da yaparlar. O yüzden tamamen çıplak olmamak gerekir.

Ama bu edep kuralını bugünün ebeveyn banyolu yatak odalarında sevişen ve yıkanan eşlere söylediğinizde fıkıh hayatla çelişir.