Çağdaş şiirimizde sık kullanılan imgeler 1: Dağ!

Çağdaş Şiirimizde en sık kullanılan imgeleri (dağ, ağaç, deniz, rüzgâr, göz…) araştırarak, Tevfik Fikret’ten günümüze dizeler arasında yolculuk yaptım. Sayfaların izin verdiği ölçüde, aralıklarla yayınlanacak bu beş yazımda her temada amaçladığım bir bakıma şiirimizin toplu fotoğrafını sunmak. Bu yazıda dağ imgesini işleyeceğim. Sanırım içinde ‘dağ’ geçmeyen çok az türkü vardır. Arguvan türkülerinde de kar ve dağ imgeleri sıladır, kavuşmaya engeldir. Çözümsüz dertlerin, kavuşulmayan aşkların, erişmeyen ellerin, dönülmeyen gurbetin, geçitsizliğin, geçimsizliğin adıdır dağ.

08 Ocak 2021 Cuma, 11:12
Abone Ol google-news

ŞİİRİN DE ZAMANIN DA BEKÇİSİ!

“Yüce dağ başından aşırdın beni / Tükenmez dertlere düşürdün beni”…

Sık kullanılan imgelere bakılarak o ülkenin yaşamı ve şiiri hakkında genel bir fikir edinilebilir. Yalnızca ‘dağ’ imgesine bakarak bile, içinde yaşadığımız yaşamın zorluğu, bireyin dertleri, umutsuzluğu ya da dağlardan imdat beklemesi görülebilir. Dağdır yaşamın, sevincin, kavuşmanın, barışmanın önünü kesen çoğu kez. Dağdır yerinden oynatılmaz, kardan, sisten yolu seçilmez. Dağdır karşımıza çıkan eşkıya… Dağdır ötesini gizleyen hayat, yarınları göstermez…

ZORLUK, UMUTSUZLUK METAFORU

Kimi zamanlarda da kapıdır açmaya. Kaçmaya, gizlenmeye yurttur. Nâzım’ın ‘Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu’ dediği Kurtuluş Savaşı günlerinde olduğu gibi savaşçılara ev olur, siper olur. İnce Memed’leri saklar, Ağrı Dağı Efsanesi’ndeki aşkları konuk eder. Gölge olur ovalara sarı sıcaklarda, su indirir toprağa…

Yaptığım incelemelerde öznesi dağ olan şiirler olduğu gibi, çoğu yerde zorluk, umutsuzluk metaforu olarak da karşımıza çıkıyor. Memleketimden İnsan Manzaralarında Nâzım Hikmet birçok dağın adını kullanırken; Dıranas uzun ve destansı bir şiir olan Ağrı’da ‘Vardım eteğine, secdeye kapandım’ der.

Dağları en sık kullanan şair belki de Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır. ‘Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil’ dediği Kızılırmak Kıyıları, ‘Dağ yok, rüzgâr var’ dediği Vücutsuz, ‘Ağrı Dağı seslenir İsfendiyar Dağlarına / Sarı mıyız yas yas al mıyız / Bunca şehir üzre ne diye dalgalanır Amerikan bayrakları’ dediği Dağların Sesi’nde ve daha birçok şiirlerinde ‘dağ’ diyecekleri için zemin oluşturur şairin. ‘Bir ulusun varlığının utanmasıdır / artık ne yüzle bakacağız of/biz bu al dağlara’ dizeleri ise Dağ Üzre Yakınmak şiirinde özgürlük simgesi olarak düşünülür.

‘Dağlarına bahar gelmiş memleketimin / Karanfil kokuyor cigaram’ diyen Ahmed Arif için dağlar mevsim gösteren, umut çağırandır. Oktay Rifat ise: ‘Dağ yollarından denize inerim’ der. İlhan Berk: ‘Dün dağlarda dolaştım / evde yoktum’ derken; Özdemir Asaf, ‘Mum yanıyor, zaman yanıyordu / Hasankale ovasında / Geceye karşıydı karlı Palandökenler’ dizeleriyle anar.

Can Yücel de: ‘Çiçek Dağlarında seyirtecek seyrim / değil mi ki burnumda kokan toprak kokusudur devrim’ dizeleriyle devrimi özler. Gülten Akın: ‘Öfkeyi suda eritir / umut yer / suyunu gözümden içer bir zaman / dağlar of dağlar’ dediği gibi halk şiirinden esinlendiği yerde dağı seçer. ‘Dağlara, ırmaklara yükleyecektim derdimi / atım nerde, bahtım nerde’ diyen Refik Durbaş da dağ imgesini yer yer seçen şairdir.

ŞAİRİN YAŞADIĞI YER VE İMGELER

Şairin yaşadığı yer kullandığı imgeler açısından önemlidir. İnceleme yapılacak olsa yaşadığı yerde dağ olanların dağı, deniz olanların denizi sık kullandığı görülecektir. Görünmeyen, bilinmeyen varlığın, olgunun imgesi olmaz. Dağların geçit vermezliğini, mevsimini; denizlerin meltemini, lodosunu yaşamadan şiire geçirmek zor olsa gerek. Cahit Külebi’de Sultan, Keşiş, Kazdağı, Kopdağı, Ararat dağlarının kullanılması yaşadığı bölgeler açısından önemlidir. Turgut Uyar: ‘Aldığın soluk verdiğin kadar olsun / Dağlar ve ateş ve kan varken / Şakaklarım Zonguldak gibi uğuldarken / Şaşıyorum gözyaşına’ dese de dağlık yollara fazla girmez.

Dün olduğu gibi bugün de dağlar dizelerden yükseliyor. Veysel Çolak, ‘İnleyen bir dağdır her kadın, kasıklarında sancı / her birimiz ondan kopmuş bir çakıl taşıyız bu dünyada’ diyerek dağla kadını benzeştirir. Haydar Ergülen ‘AĞRI dünya dağı mı / delersin / dünya ağrısı geçmez / dediler’ dizeleriyle anlamı genişletir. Genel olarak birçok ad kullanılsa da ‘Ağrı’ tüm dağların simgesi durumunda belirginleşir.

YEDİ İKLİM DÖRT MEVSİM

Çiğdem Sezer ‘Benim bu dağlarda bir geyiğim var / avcısına bıçak değmiş canı dar’ derken; Gonca Özmen, ‘Çünkü düş öldü / uzağa gidelim…Aşkın uzağına…/ Orda kül, anılar ve ölümün tortusu / ve dağların yabanıl suskunluğu’ der. Şeref Bilsel dağlara ve çavlanlara alışkındır: ‘Süslenir bir yangına gideriz seninle / Dağlardan çalı çırpı toplayan sesimiz / bayırların ve kanaviçelerin üstüne / yemin eder’ dizelerini yazar. Gökçenur Ç, ‘Sırtında bunca sözcükle çıkılmaz bu dağa/ dağlar ağlatır bizi, biz denize bakalım’ dizeleriyle dağların acı ve kedere yakınlığını söyler.

Çocukluğum Malatya - Beydağları’ndaki karı izlemekle geçti. Şiirlerimde her dönemeçte karşıma çıkar. Yedi İklim Dört Mevsim-Türkiye Destanı’nda şaman kadın, destan boyunca dağlarımızla söyleşir, onlarla bütünleşir. Ağrı İstanbul’a Benzer başlıklı şiirimde ‘Şehir mahşer ve meneviş kokuluydu / Ağrı’da bir dal oynasa / hayıt ağaçları gövdesinden vurulur / dalda puhu, inde tilki uykusu / uyumaz dağ, sezer derinden / bir kertenkelenin uykusunu’ demiştim. Başka bir dizede de ‘Dağlardan başka kim bekler zamanları…’.

Şiirin de zamanın da bekçisi dağlar… Yol ver!