Yarım kalan hikâye

Fotoğraf sanatçısı Eda Emirdağ’ın, eline geçen bir kutu fotoğraf üzerinden yola çıkarak oluşturduğu son projesi GALİP, 19 yıl önce bir cümlelik veda mektubu bırakarak yaşamını sonlandıran Galip Caner’in hikâyesine bakıyor.

Ayça Han

Sanatçı Eda Emirdağ, dönem gazetelerinde ve Devrimci İşçi Sendikası’nda fotoğrafçı olarak çalışmış Galip Caner’in arkasında bıraktığı bir kutu fotoğrafa ulaşıyor. Emirdağ, Galip’in ailesi aracılığıyla eline geçen arşivle miras - intihar - buluntu nesne - yok ol(ama)ma - ölüm gibi konular hakkında düşünmeye başlıyor. Sanatçının eline geçen bu “miras”ı farklı disiplinlerde çalışan sanatçı arkadaşlarıyla paylaşıp, arşivin sanat objesine dönüşmesini hedeflemesiyle ortaya çıkıyor GALİP projesi. Sanatçıların bir araya gelip, Galip’in hayatından ilhamla üretecekleri işler ve çalışmalar 16 Mart’a kadar Pasajist’te devam edecek. Fotoğraf ile hayatını idame ederken 48 yaşında, bir cümlelik veda mektubu ve fotoğraflarını bırakarak yaşamına son veren Galip’ten yola çıkan projeyi Emirdağ anlatıyor.

Galip’le karşılaştığımda hikâyesinin görünen kısmı bana Vivian Maier’i hatırlattı. Kimdir Galip? Nasıl bir hayat yaşadı, fotoğraf çekmek o hayatın neresindeydi? Hayatı terk edişi nasıl oldu ve neydi ardında bıraktığı tek cümle?
Galip, Sarıkamış’ta doğmuş. Ablasının 7-8 yaşlarında hediye ettiği fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekmeye başlamış, sonra bu Galip’in mesleği olmuş. Bir dönem Cumhuriyet Gazetesi’nde, Devrimci İşçi Sendikası’nda da fotoğrafçı olarak çalışmış ve hayatını idame ettirmeye çalışmış. 48 yaşında ise “Aslında ben hepinizi seviyorum ama sevgide yetersizim, herkesi sevmek için” diyerek 19 yıl önce hayatına son vermiş.

Sizin Galip’le karşılaşmanız nasıl oldu, fotoğraflar nasıl geçti elinize?
İlk olarak “Bununla Cumhuriyet gazetesine fotoğraflar çekti” denilerek halen komşularım olan, Galip’in kız kardeşlerinden bana fotoğraf makinesi hediye edildi. Sonrasında ise Galip’in fotoğraflarını görmek istediğimde son kalan bir kutu içinde bazı hatıra fotoğrafları ve negatiflere de ulaştım.

Neler düşündürdü size fotoğraflar, nasıl böyle bir çalışmaya dönüştü?
Fotoğraflarına bakınca bir Vivian Maier keşfettiğinizi düşünmeyeceğiniz çalışmaları mevcut elimizde. Fotoğraflarının sanatsal değerinden ya da tekniğinden çok onun bende yansıyan hikâyesiyle ilgiliyim; Galip, aslında günümüzde de rastlayabileceğimiz bir karakter. Arşivinin ya da çalışmalarının muhafaza edilmesine pek de lüzum görülmeyen, bu ekonomik düzende sanatçı ruhuyla barınmakta zorlanan, sanat galerileri tarafından temsil edilemeyen ya da sanat piyasasında yer alamayan -belki de bilinçli olarak yer almak istemeyen- insanların bir temsili benim için. Geçen yıl fotoğraflar elime geçtiğinde, sosyal medyada hikâyeyi, böyle bir küçük bir arşivin elime geçtiğini ve bunu bir projeye dönüştürmek istediğimi paylaştım. Sanatçı arkadaşlarımdan gelen ilgi ve merak beni daha çok heyecanlandırdı. Bu yıl PASAJ adlı bağımsız sanat alanından gelen teklif ile projenin teması belirlendi ve belki de ilk ayağı başlamış oldu. PASAJ, mekânını sergileme alanından ziyade sanat atölyesi, söyleşi ve etkinlik yapılacak bir deneyim alanına da dönüştürmek istediğini belirtti. Galip’ten kalan mirası, farklı disiplinlerden sanatçı arkadaşlarımla paylaşıp, onun hikâyesinden, fotoğraflarından, yaşantısından ilhamla işler üretilmesine, PASAJ ile olan ortak çalışmamızla olanak sağlama hedefindeyiz.


Pasajist’te sürüyor

Zine Lab: Hilal Can, Melike Koçak, Rafet Arslan 15-16 Şubat
Sanatçı Stüdyosu: Leyla Emadi, Merve Dündar 22-23 Şubat
Karanlık Oda Lab: Ege Kanar 26 Şubat, katılım kısıtlıdır
Açık Stüdyo: Karbon, Yusuf Murat Şen 1-2 Mart, katılım herkese açık ve ücretsizdir.
Görsel Konuşmalar Atölyesi: Arzu Arbak 7 Mart, katılımcılar sanatçı tarafından açık çağrı ile belirlenecektir.
Fotokitap Lab: Erdem Varol, İbrahim Karakütük 8-9 Mart, katılım herkese açık ve ücretsizdir.
Performans: Batu Bozoğlu - Ebru Sargın 12-13 Mart, katılım herkese açık ve ücretsizdir.
Açık Stüdyo: Cansu Topaloğlu, Esen Küçüktütüncü 15-16 Mart, katılım herkese açık ve ücretsizdir.