Aile kadar kutuplaştırıcı: ‘Balina’
Zorlu PSM’de kapalı gişe oynayan “Balina” izleyiciyi duygusal anlamda zorlayan bir oyun.
Deniz Ülkütekin“Balina” bir aile hikâyesi. Ancak bir aile olarak nasıl doğru davranılacağını öğretmek gibi bir derdi yok.
Aksine tüm karakterlerini “çıplak” ruhlarıyla sahneye atıyor ve
“gerçeği gösteriyor. 9 Şubat’ta Zorlu PSM’de sahne alacak oyunu, yönetmen
İbrahim Çiçek ve Elder Thomas rolündeki Yağız Can Konyalı ile konuştuk.
-
"Balina" izlemesi epey zorlayıcı bir yapım. İçinde bir kutsiyet
teması var, affetmeye değiniyor, Farklı sosyal eleştirileri karakterlerin
sırtına yüklemiş ve görsel açıdan zor sahnelerle tüm bunları aktarıyor. Böyle
bir oyunu yönetmek duygusal anlamda nasıldı?
Oyun ile ilk
buluşmam 2021 yılında oldu. Kendi adıma şöyle diyebilirim bir oyunu yönetme
isteğimin en büyük kısmı oyunun derdinin benim de derdim olması. Karakterlerin
sırtına yüklenmiş o “eleştiriler” benim için ses çıkarılması gereken konular.
Öteki olmak bizler için maalesef olağan bir durak ve bu durakta bekleyen
herkesin sorumluluğunu üstümde hissettiğimden zorlu ve bir o kadar da iyi
hissettiğim bir dönemi yaşattı “Balina” bana.
- Şahsi fikrim,
"Balina" son derece kutuplaştırıcı bir oyun. her karakterin kendi
açmazları var ve kimi seyirci kimi karaktere hak verip tolerans gösterirken tam
tersi de yaşanabiliyor. Böyle bir oyunu bir yönetmen olarak ele almak zor olsa
gerek çünkü metin yönetmen yorumlamasına açık diye düşündüm.
Aileyi merkezine
alan ve ailedeki konumuna göre her insanın kendinden bir şey bulabileceği,
ailesindeki bireylerle ilişkilerini sorgulayabileceği bir oyun Balina, evet.
Ben de kendi bulunduğum hayat, aile içindeki konumuma, bu zamana kadar olan
deneyimlerime ve söylemek istediğim sözlere göre yorumladım oyunu. Zaten kendi
üretim yolculuğumda birinci önceliğim tiyatroda doğruyu söylemek ve öğretici
olmak değil. Kariyerimin çoğunda yaptığım gibi bir aile hikâyesi anlatmayı
seçtim bu oyunu yaparak. Aile ne kadar kutuplaştırıcıysa bu oyun da o kadar
kutuplaştırıcı.
- Tiyatro metinleri
sinemaya uyarlanmışsa oyuncular ve yönetmenler pek film hakkında konuşmaktan
hoşlanmıyor ama söz konusu Darren Aronofsky olup filmin vizyonu da henüz taze
sayıldığı için sormak istedim. Filmi izlediniz mi ve karakterlerinizin filmdeki
yansımaları size ne düşündürmüştü?
Oyunun çıkmasına kısa bir süre kala izlemiştim. Açıkçası izleme sebebim de rejisel bir benzerlikten kaçınmak içindi. Sonuçta aynı metin ve benzerlikler kaçınılmaz olacaktı ama izlediğimde sanırım kültürel farklılığımız nedeniyle başka yerlerden metne yanaştığımızı, ekip olarak Akdeniz insanı olmanın getirdiği bir sıcaklıkla oluşturduğumuzu, daha çok karakterlerin arasındaki ilişkilere odaklandığımız bir oyun yapmış olduğumuzu; filmin ise “Charlie” merkezli bir anlatı olduğunu gözlemlemiştim.
‘PARAMPARÇA OLDUK
DAĞILDIK’
Yağız Can
Konyalı’yla “Balina”nın sahnede yarattığı duyguları konuştuk.
- Böyle bir oyunda
sahnede olmak nasıl bir deneyimdi?
Tabii ki gülme
reaksiyonları anlık olarak salonda yankılanıyor bu müthiş bir his. Oyun sonunda
da selamda gözyaşları içindeki seyircileri görmek, birlikte bir katarsis
yaşamak büyük haz veriyor. Ancak bu oyunda seyircinin sürprizli yerlerde “Aaa!”
diye şaşırma reaksiyonlarını duymak işte bu çok güzel bir deneyim
- Elder Thomas bir
misyoner ve misyoner kimliğini gizliyor. Kimliği açığa çıktıkça da karakteri
çözülmeye başlıyor. Ancak onun da ailesi, mensup olduğu toplulukla ilgili
sorunları var ve üstesinden gelmeye çalışıyor.
Bir kere tercih
yapamayacak kadar kapalı bir yapının içinde büyümüş bir genç. Yanlışlarını
tecrübe edecek kadar bir özgürlük alanı içinde değil Elder Thomas. Bütün bu
primitif karakterinin içinde onun aklı ermeye başlayıp kendi yolunu çizme
cesaretini göstermek istemesi takdiri hak ediyor.
- Bu oyunda yer
almak kariyeriniz açısından nasıl bir anlam taşıyor?
Çok güzel bir
ekiple çok iyi bir iş çıkardık. Bu zaten bir oyuncunun kariyeri için en önemli
şeylerden. Büyük bir ilgi oldu. Aylar öncesinden biletlerimiz tükeniyor, bu
kariyerim açısından daha da büyük bir anlam taşıyor.
- Oyunun seyircide
bıraktığı hissi tek kelime ile özetleseniz...
Bunu seyircilere sormak lazım tabii. Ama onlardan duyduğumu söyleyeyim, “Paramparça olduk, dağıldık” diyorlar.