Kafanızın içinde kitap okuyan bir iç sesiniz olabilir

Kitap veya bir yazıyı okurken kafanızda, kelimeleri sizin için okuyan bir iç ses duyuyor olabilirsiniz. Bu sesi herkes duyuyor mu? Peki bu ses aslında kime ait?

cumhuriyet.com.tr

Bir kitap veya yazıyı okurken kafanızda bir ses duyuyor olabilirsiniz. Peki bu sesin kime ait olduğunu hiç merak ettiniz mi? Büyük olasılıkla her kelimeyi, sanki beyninizde yaşayan biri tarafından size okunuyormuş gibi deneyimliyorsunuz. Araştırmalar, insanların çoğunluğunun “içsel okuma sesi” (IRV) olarak adlandırılan bir şeye sahip olduğunu gösteriyor olsa da, herkes bu özelliği paylaşmıyor ve bu içsel yazı okuyucunun doğası kişiden kişiye değişebiliyor.

İÇSEL BİR OKUMA SESİ

Chip'in aktardığına göre bu konudaki en önemli iki çalışma, New York Üniversitesi Psikoloji Profesörü Ruvanee Vilhauer tarafından düzenlendi. Vilhauer, insanların okuma deneyimlerine dair internet üzerinde bir tarama yaptıktan sonra IRV’lerin doğasını incelemeye ve çözmeye başladı. 136 gönderiden oluşan bir diziye dayanarak, insanların yüzde 82,5’inin okurken bir ses duyduğunu ve bu IRV’lerin neredeyse her zaman belirgin kimlik, cinsiyet, perde, ses yüksekliği ve duygusal ton gibi açık konuşma özelliklerine sahip olduğunu belirledi.

IRV duyanların yaklaşık yarısı, genellikle kendi sesleri olmak üzere yalnızca bir ses duyuyordu, ancak bazı insanlar kafalarında birden fazla anlatıcıya sahip olduklarını iddia ediyordu. Örneğin bir diyalog okurken, farklı karakterler farklı seslere sahip olabilirken, arkadaşlar veya aileden gelen mektuplar, e-postalar ve diğer yazılı iletişimler gönderen kişinin sesiyle okunabiliyor.

Vilhauer, daha sonraki bir makalesinde bu olayı değerlendirmek için 570 gönüllüye anketler sundu ve katılımcıların yaklaşık beşte dördü, okurken her zaman veya bazen IRV duyduğunu bildirdi. Ancak, ilginç bir şekilde, kalan yüzde 20’lik kesim “okunan kelimeleri anlamak için içsel bir ses duymadan” sadece okuduklarını söyledi.

IRV’ye sahip olanların yüzde 34,2’si her okuduklarında bu sesi duyduklarını belirtirken, yüzde 45’i içsel okuyucularını “sıkça” duyduklarını söyledi. İlginç bir şekilde, yüzde 19, okurken IRV’lerini etkinleştirmeyi veya sessiz tutmayı seçebildiklerini söyledi.

İçsel okuma sesi kontrol edilebilir mi?

Katılımcıların neredeyse dörtte üçü IRV’lerinin belirli yönlerini kontrol edebildiklerini iddia ederken, yüzde 35,6’sı hangi sesin duyulduğunu seçebildiklerini, yüzde 36,5’i ise sesin yüksekliğini değiştirebildiklerini söyledi.

Ayrı bir çalışma da, insanların okurken genellikle kendi aksanlarını taşıyan bir içsel ses duyduklarını gösteriyor ve bu, bazen metnin kalitesinde büyük bir fark yaratabiliyor. Örneğin, şiirler ve maniler, bazı seslerin nasıl telaffuz edildiğine bağlı olarak farklı kafiyelere veya uyumlara olabilir ve sessiz okuma, bu sanat formlarının önemli ölçüde etkileyebilir.

İlgili bir şekilde, son zamanlarda internet üzerinde yapılan tartışmalar da herkesin içsel bir monoloğa sahip olmadığını gösteriyor. Bu, bazı insanların düşüncelerinin bir kısmını veya tamamını dil kullanarak sessizce anlatırken, diğerlerinin daha az sözel bir düşünme biçimine sahip olduğu anlamına geliyor. Ne yazık ki bu konuda çok az bilimsel inceleme bulunuyor ve insanların farklı düşünme biçimlerini gerçekten inceleyen araştırmacı sayısı da oldukça az.