Zor zamanlarda umut sözcüklerde

28 Haziran 2020 Pazar

Perşembe ve cuma... O iki gün 9. Türkiye Yayıncılık Kurultayı vardı...

(O iki gün Barış’ları birbirinden ayırma kararı alındı ve uygulandı... “Üçünü salıverin, üçü biraz daha içerde kalsın!” Neden olmasın? Kura mı? Yazı - tura mı?)

Türkiye’den ve dünyanın birçok ülkesinden elliyi aşkın yazar-çevirmen-yayıncının katıldığı kurultay, dünyanın yeni gerçekleri karşısında masaya yatırıldı. Yayıncılığın sorunları, tüm ayrıntılarıyla tartışıldı... Elbet bütün bunlar dijital ortamda, çevrimiçi yapıldı... İki günde kurultayı 500 kadar insan izledi. Salon tutulup yapılsa 50 kişi ya izler ya izlemezdi!    

(İki Barış: Barış Terkoğlu’nun tahliyesine, Barış Pehlivan’ın tutukluluğun devamına... Bir sonraki duruşma eylül ayına... Gözdağı sürsün diye mi?)

Kurultay günlerinde tartışılan konu, telif haklarıyla ya da okuma kültürümüze ilişkin olsun, gözlerimi bilgisayar ekranına dikmiş, kulağım konuşmacılardayken bir yandan da iç sesim, vicdanım, yüreğim, hapishanede zulme uğrayan gazetecilerde, yazarlardaydı. O nedenle PEN Türkiye Başkanı olarak açılış konuşmalarından birini yapmam istendiğinde, pandemiden bin kat zararlı ve zalim öteki virüse, ayırımcılığa, nefret, kin, öfke ve şiddetle beslenen öteki virüse; zulme, haksızlığa, baskılara dikkati çekmem doğaldı. (Konuşmamın tümünü http://www.pen.org.tr/ de bulabilirsiniz)

Herkes farkında

Zaten tüm konuşmacılar da durumun farkındaydı. Yani, bu kurultayın “Dünyanın en büyük gazeteciler ve yazarlar hapishanesi” diye anılan Türkiye’de yapıldığının farkındaydılar. Belki de bu nedenle Amin Maaloufderinlemesine düşünceyi, yararlılığı, işlevselliği” savunuyor; Amerikan Yayıncılar Birliği Başkanı Maria Pallante, “Okuma ve yaratıcılık, belgelemek, tarih ve siyasi kararlar için hiç bu kadar önemli olmamıştı” diye vurguluyordu.

(Kurultayın ilk gününde gazetemiz yazarı Barış Terkoğlu, “açılan demir kapıdan geçip, duvarsız bir hapishaneye yürürken...” aynı gerekçelerle tutukluluğu süren arkadaşlarını hapiste bırakmanın acısını söylüyordu. Herkesin okuması gereken “İki gözün sığdığı pencere” yazısında: “Herkesin, her şeyi bildiği bu hikâyede ben yalnız istikbaldeki ışığı görüyorum. Bu ülke yalnız sınır boylarında duman çıkan bacalarda, çocuk seslerinin duyulduğu okullarda yaşamaz. Bir memleket dikene, ateşe ve demire çıplak elle dokunan aydınlarıyla da yaşar.”)

Çocuk kitapları satışları arttı

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, kurultay günlerinde verdiği bilgiler arasında iki noktanın altını çiziyordu: Yayıncılık sektöründe online satışlar yüzde 100 artmıştı... Bir de: Evde kalınan süreçte çocuk kitabı satışları yüzde 200 artmıştı...

Bunlar hepimiz için önemli veriler. Çocuk kitaplarının daha çok okunması, gelecek için, cehaletten uzaklaşmak için, ileride “aldatıldık” demeyi önlemek için en umutlu gösterge!

Yeter ki alışmayın

(Kurultayın 2. Gününde Barış Pehlivan’ın, yoldaşı Barış’a demir parmaklıklar gerisinden mektubu geldi... Barış Pehlivan bizler için OdaTV Genel Yayın Yönetmeni ve usta bir yazardan öte, aynı zamanda Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı yönetim kurulunda omuz omuza çalıştığımız bir nefer... Mektubunda şöyle diyordu:

“İçeriden bakmayı da, dışarıdan görmeyi de, yarım kalmayı da çok iyi biliriz ikimiz de. Vedalaştık bağırarak. Ben yanınıza yoldaşımı uğurladım. Şimdi içeride daha güçlüyüm. Bu zulmü, o şiirdeki gibi bir gün mutlaka yeneceğiz. Siz yeter ki alışmayın!”)

İki gün süren Yayıncılık Kurultayı’nı, bu iki günde birbirinden ayrı düşen iki Barış’ın yazılarındaki her satırı içselleştirerek yaşadım. Ortak anıları düşünüm, gülümsedim, bolca da ağladım (yaşıma verin!.)

Murathan Mungan’ın harika konuşmasıyla sona eren kurultayın aksamadan, geniş katılım, değerli bildirilerle yapılabilmiş olması büyük bir başarıydı. Geleceğe umut veriyordu. Emeği geçen herkesi kutlarım. Sonuçlar önümüzdeki günlerde yayımlanacak.

Bu zor zamanlarda umut sözcüklerdeydi, edebiyattaydı, kitaplardaydı.

Umut, dikene, ateşe ve demire çıplak elle dokunan aydınlardaydı.

Umut, siz okurların yeter ki, zulme, baskıya, ayırımcılığa alışmamasındaydı!


Yazarın Son Yazıları

Beyrut acısı 13 Ağustos 2020
İnsan sorumluluktur 9 Ağustos 2020
‘Zat’ hastalığı 2 Ağustos 2020
Gençliğe sesleniş 30 Temmuz 2020
Aziz Nesin’i anarken 5 Temmuz 2020
Gazetecilik yargılanırken 25 Haziran 2020