Yazgülü Aldoğan

Sen hâlâ iki ağaç san...

20 Şubat 2020 Perşembe

Salı günü Gezi duruşmasında nefesler tutulmuştu. Uzun anlatmayacağım; herkes elinden geldiği kadar izledi; kimi gitti, gidemeyen sosyal medyadan. Daha önce izlediğim Silivri davalarının bir kopyası yaşandı. Hâkimler sert, avukatların ve sanıkların bütün isteklerine ret veriliyor, jandarmalar tertip alıyor. İçimde bir korku: Eyvah, tutuksuz yargılananlara bile tutuklama kararı çıkarır, derdest eder bunlar, subaylara yaptıkları gibi. Ne beraat kararı beklediğim var, ne Osman Kavala’ya tahliye. Çünkü artık umut yok, ortada adalet yok, kusura bakmayın. O adamı 800 küsur gün orada tutuklu yargılamışsınız, ne adaleti? Adalet başta yok ki! Ve sonra o müthiş haber geldi; herkese toptan beraat! Ağlayan, gülen, sevinen. İnanamadık. Nasıl inanacaksınız, savcının ağırlaştırılmış müebbet istediği davada hâkim doğru dürüst savunma bile almadan, üstelik de dava sırasında esip gürlemiş, ne beraatı? Yine de seviniyoruz tabii, eşeği kaybettik, bulduk hesabı! Benim sosyal medyada atıp da hiç beğeni almamış, “rt” edilmemiş tweetimdir: Osman Kavala’yı dışarıda görmeden inanmam, tahliye edileceğine! Temenni değil, öngörü maalesef. Önsezi. Ne yazık ki! Efendim işlemler uzun sürdü, bekleniyor. İşlemlerin ne kadar kısa sürdüğü durumları gördük, uçak bekliyordu havaalanında, apar topar götürüp Almanya’ya yolcu ettiklerinde kimilerini! Artık her şey telefonla, emir komutayla yürüyor, utanç verici. Papazın serbest bırakıldığını Trump açıkladı, biz daha bilmezken. Uzun lafın kısası, ne oldu? Serbest bırakmayacaktınız da niye beraat verdiniz? Osman Kavala’nın Gezi’nin tek ve en önemli sorumlusu olmadığını kargalar biliyor. Ayrıca Gezi’nin suç olmadığını da! Osman Kavala’nın hiç gerekmediği, hiç aslı astarı olmadığı halde, “Gezi Direnişi onurumuzdur”, “Sen Gezi’yi hâlâ iki ağaç mı sanıyorsun” diyen bütün muhaliflere, yani bütün demokratlara, bütün laiklik savunucularına, bütün insan hakları aktivistlerine, ülkenin adil, demokrat, laik, sosyal hukuk devleti olmasını isteyenlere gözdağı olarak üç yıla yakın tutuklu kaldı. Rehindir, örnektir, semboldür. Yani sizin de sadece iyi niyetli olmanız bir şeyi değiştirmez, kulağından tutar, içeri atarız, unutulur gidersin demek bu. Bir korkutma, bir tehdit unsuru! Sus, sesini çıkarma, yoksa görürsün. Peki, niye beraat etti de serbest bırakıldı, bu komedi niye? Aynen Demirtaş’a yaptıkları gibi. AİHM’den uyarı geliyor, serbest bırakın diye. Bırakıp başta suçtan tutuklama yapıyorlar. Osman Kavala için de aynısı. Serbest bırakılsın denildi. Serbest bırakır, bu sefer 15 Temmuz’dan tutuklarız. Osman Kavala ve 15 Temmuz! Yan yana gelmesi bile komik. Ben 15 Temmuz’dan ne kadar sorumluysam, o da o kadar sorumludur.

***

Peki, niye bütün bu komedi? Çok basit. Çünkü 15 Temmuz’un bütün sorumluları, o yola gidişin bütün siyasi yol göstericileri hâlâ ülkeyi yönetiyor! Şu FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmasının saçmalığına bakar mısınız? Asker, erinden öğrencisine FETÖ’cü. Polis, binlerce FETÖ’cü. Yargı? Eğitim? Sıradan insanlar, küçük memurlar, esnaf. Hepsi FETÖ’cü. Ama siyasetçi yok! Hadi ya! Darbeyi erlerle öğrenciler yaptı, en tepedeki komutanlar hâlâ tepede. Özür dilerim, aldatılmışım diyenler ülkeyi yönetiyor, en alttakiler işten atıldı, içeri atıldı, sürünüyor.  

Aslında şunu anlamaları lazım: Siyasi İslam projeniz çökmüştür! Bunun ortaya atıldığı bütün ülkelerde iç savaş çıktı, milyonlarca insan öldü, liderler yerlerde sürüklendi, linç edildi. Oralara hâlâ düzen gelmedi. Türkiye, bütün uğraşmalarınıza rağmen ne fıkıhla yönetilecek, ne şeriatla! Kindar ve dindar nesil projeniz de çöktü. İnternet ve teknoloji çağında, gençleri kafaya alamazsınız. Ekonomi de çöktü. Siz Kanal İstanbul masalıyla ortalığı karıştırırken yüz binlerce insanı depremde yıkılacak binalar öldürecek, ona önlem alın. İstanbul Belediyesi’yle uğraşacağınıza yardım edin. İş Bankası hisselerine çökeceğinize israftan, saray yaptırmaktan, uçak almaktan, yandaşlarınıza beş maaş vermekten vazgeçin. Gezi sadece iki ağaç değildi, anladığınız zaman çok geçmiş olacak. Osman Kavala, varlıklı bir ailenin çocuğu. Malını mülkünü, gözünü kırpmadan kültür işlerine harcayan, kitapla, sanatla uğraşan biri. Başka türlü yaşayabilir, adliye sayfalarında değil, “Cemiyet” sayfalarında yeni aşklarıyla boy boy fotoğrafları çıkabilirdi, hiç umuru olmadı. Gereksiz yere ödetilen bedeli, sabırla çekiyor, daha da çekmesi ona sadece şan şeref getirir. 


Yazarın Son Yazıları

Medyada orta saha boş 3 Eylül 2020