Tuncay Mollaveisoğlu

Yakın tehdit: Korona ile savaş!

23 Aralık 2020 Çarşamba

Yeni yıla sayılı günler kala dünya, İngiltere’den gelen “mutasyon” haberi ile sarsıldı.

İnsanlığın Covid-19’dan kısa süre sonra kurtulacağına dair iyimserlik büyük yara aldı.

Çok güvendiğim, aralarında uluslararası üne de sahip olan bilim insanlarına sordum.

Vardığım sonucu özetliyorum:

- Covid-19, Covid-21 olarak devam edebilir.

- Pandemi süresi uzadıkça virüs daha tehlikeliye doğru mutasyona uğrar. Daha iyiye gitmesi de olasıdır ancak Covid-19 için tablo şimdilik ürkütücü...

- Bu virüse karşı geliştirilen aşılar mutasyon sonrası bilim insanlarına “sil baştan” yaptırabilir.

- Batılı ülkelerde yaşayanların başını çektiği 500 milyon insan için 2 milyar doz aşı stoku planlanmış. Yani dünyanın geri kalmış ülkelerine yeterince aşı temin edilemezken “kaymak tabakası” aşıyı ihtiyacından fazla stoklayacaktı. Ancak virüsün mutasyona uğraması, stok aşıların “çöp” olma riskini yarattı. Yani Covid-19’un şekil değiştirmesi, stokçulara bir anlamda ilahi bir mesaj olarak da yorumlanabilir!

- Anlaşılan o ki bu virüsü ortaya çıkaranlar daha uzun süre dünya ekonomisi ve düzeni ile ilgili “görünmez silahı” kullanmaya devam edecekler.

- İnsanlık virüsü kontrol altına alabilmek için 28 gün durmalı, frene basmalı...

Dünyamız, en az bir ay süre ile insanın elini eteğini çekip evine kapandığı bir zamanı geçirmek zorunda...

Tesadüf!..

Küresel ısınmanın etkilerine karşı dünya nasıl kurtulur” sorusuna yanıt arıyordum... Bulduğum cevap şuydu: Dünyada tüm üretimin; balık avlamaktan petrol çıkarmaya kadar, üretimin ve aşırı tüketimin bir süreliğine durması gerekiyor... Bilim insanları yerkürenin kendini onarması için ona nefes alacak bir zaman yaratmanın şart olduğunu söylüyor.

Küresel ısınmaya karşı önerilen çözümün, korona mücadelesi ile örtüşmesi ne ilginç bir tesadüf... İnsanlık evine kapandığında dünya kendini yenilemeye fırsat bulacak...

Türkiye ne yapmalı?

- İktidarın en öncelikli meselesi vatandaşının can güvenliğini en yüksek düzeyde sağlamaktır. 

- Türkiye yerli aşı üretimi için tüm olanaklarını en üst seviyede harekete geçirmelidir. Virüsün yarattığı tehdit büyüdükçe ülkeler kendi içine kapanacaktır. Ülkemiz kendi özkaynakları, kendi bilim insanları ile bu sorunun altından kalkmalıdır. Türkiye, halkına doğruları söyleyen, liyakat ve bilime önem veren bir hükümet anlayışı ile bu kâbustan daha az yara ile kurtulabilir. 

- Ülkeyi yönetenler bir an önce Covid-19 ve benzer olası tehditlere karşı tarım politikasından güvenlik politikasına kadar, değişen dünya düzenine uygun strateji ve planlama yapmak zorundadır. 

- En öncelikli adım 28 günden az olmamak kaydı ile vatandaşın eve kapanması ve eşzamanlı olarak aşılama sürecinin nüfusun büyük bölümünü kapsayacak şekilde gerçekleştirilmesidir. 

- Parça parça, zamana yayarak toplumu aşılamak, aşı olmamış nüfusta virüsün mutasyona uğramasına neden olacak ve mutasyona uğramış virüs, aşı olmuş hastaları yeniden etkileyebilecektir... Bu kâbus döngüsünü kırmanın yolu Çin’in yaptığı gibi tam ve uzun süreli kapanma ile tüm toplumu aşılamaktan geçiyor. Virüsün mutasyona uğraması da böylece önlenebiliyor. Çin, dış dünyaya kapılarını kapayarak içerde pandemiyi şimdilik çözmüş görünüyor.

NATO ülkesinden NATO ülkesine yaptırım!

Başlık kendi içinde büyük çelişkiyi barındırıyor ama gerçek bu!

ABD, NATO’nun en önemli ülkelerinden olan Türkiye’ye yaptırıma hazırlanıyor. Öyle ki bu yaptırımlar Türkiye’nin savunma sanayiine büyük zarar verebilir ve olası bir savaşta ülkemizin savunmasında zafiyet yaratabilir.

Oysa NATO’nun en öncelikli amacı ittifakta yer alan ülkelerin güvenliğini sağlamaktır!

Balyoz mağdurlarından, emekli Tümamiral Dr. Deniz Kutluk ile konuştum. ABD’nin haksız yaptırımlarına en yüksek perdede yanıt verilmesi gerektiğini düşünüyor.

Kutluk, “NATO ülkelerinin birbirlerinin güvenliğini zarara uğratacak faaliyette bulunması, birliğin kuruluş amacına terstir” diyor. Emekli Amiral, Rus yapımı füzeleri NATO üyesi başka ülkelerin de kullandığını ancak onlara yaptırım uygulanmadığını belirtiyor.

Dış ilişkilerde deneyimli Amiral’e “örtünün altında ne var” diye soruyorum... “İsrail” diyor... İsrail, hem Ege’de Yunanistan’ın tarafında yer alıyor hem de ABD’de ve Çin’de güçlü şirketleri ile Türkiye aleyhine çalışıyor...

Atatürk’ü keşfetmek!

Dünyada azgelişmiş ve gelişmenin başlangıcındaki ülkeler, Covid-19’un da etkisi ile büyük bir ekonomik bunalımın içinde.

Türkiye, yoksulluğu, krizi, geçim sıkıntısını kötü yönetimin de etkisi ile en ağır şekilde yaşayan ülkelerden...

AKP’nin neden olduğu ekonomik bunalımın üzerine korona günleri eklendi!..

Dünyayı ve Türkiye’yi iyi analiz eden isimlerden CHP’li Haluk Pekşen ile konuşuyorum. Batılı ekonomistler kalkınma için “dar koridor” adını verdikleri bir teze sarılmış. Dar koridor; devletin ekonomideki ağırlığı ile özel sektörün ağırlığı ve etkisinin bir arada, denge içinde yürütülmesiymiş...

Pekşen, 1929 İzmir İktisat Kongresi’ni hatırlatıyor... “Bugün İsveç modeli diye dünyaya pazarlanmaya çalışılan ‘dar koridor’ formülünü Atatürk karma ekonomi modeli adını vererek o dönemde ortaya koymuştu diyor...

Yani Büyük Önder, yaklaşık 100 yıl öncesinden günümüze söz söylemeye, fikirleri ile yaşamaya, aydınlatmaya, çözüm olmaya devam ediyor...


Yazarın Son Yazıları