Çarklar dönsün de... Ne olursa olsun...

07 Ağustos 2020 Cuma

Zihniyet de politikalar da tamamen bunun üzerine kuruldu: Çarklar dönsün de ne olursa olsun. Bu yüzden Covid-19 ikinci plana atıldı. Yetkililerin kuru uyarılarını kimse tınmadı. Neden tınsınlar ki? Ankara Tabip Odası’nın dediği gibi “Eğer siz toplu taşımada insanların yan yana oturmasına izin verirseniz, fabrikalarda omuz omuza çalışmasına izin verirseniz, insanları uyardığınız zaman sizi dinlemezler.

İktidar lafla COVID gemisi yürütmeye çalışıyor... Yürümez. Yürümüyor.

Sonuç: Pandemi ilk günlerine geri döndü. Üstelik vaka sayılarında çok daha vahim bir noktaya doğru koşuyoruz.

Peki ya çarklar? Nasıl dönüyor? Ne uğruna dönüyor? Nereye kadar dönebilir?

Ekonomide o milatlardan birini yaşıyoruz. Tam bir dibe vuruş durumu. Türk Lirası, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesinden bu yana dolar karşısında yüzde 32.1, Avro karşısında yüzde 32.4 değer kaybı yaşadı. Tek adam “Enflasyonun da ekonomideki tüm sorunlarında nedeni faizdir” dedi. Sonuç: 7.25’e ulaşan dolar, 8.5’i geçen Avro. Enflasyon aldı başını gidiyor. Merkez Bankası’nın döviz rezervleri dibe vurdu. Nereye kadar? Kamu bankaları üzerinden yandaşlara ucuz dolar satışı yaptırmanın sonucu eriyen rezervlerin hesabını kim soracak?

Kendimiz üretebilecekken ithal ettiklerimizle nereye kadar gerçekten?

Buğday, soya, pirinç, arpayı bile ithal ediyoruz. Cevizin anavatanı Türkiye ama dünyanın en çok ceviz ithal eden ülkesi oldu. Türkiye, 2019’da 129 milyon dolarlık ceviz ithalatı yaptı. Neden?

Bir ülkenin en önemli 2 kaynağı vardır: Biri insan kaynağı, diğeri rekabetçi üretim gücü.

Biz ikisini de bozuk para gibi harcayıp durduk. Hâlâ da devam ediyoruz.

- Nitelikli insan kaynağımızı yurtdışına kaptırdık. AKP politikaları, hukuksuzluklar, yandaş kayırmaları, özgürlüklerin baskılanması beyin göçünü iyice hızlandırdı.

- İşçiler patronlarının insafına terk edildi. Kapalı devre çalışma sistemi uygulaması ile çalışma kampları yaratıldı. Covid-19 vakalarının görüldüğü yerlerde işçiler evlerine bile gidemeden çalışmak zorunda bırakılıyor.

Covid-19 aslında şunu gösterdi: Belirsizlik durumunda ülke yönetiminde felç olmanın maliyetini. Bu maliyet giderek artıyor. Tabii bedel de... Ve burada en büyük darbeyi eğitim alacak. Yani çocuklarımız..

Halbuki pandemi daha doğru yönetilerek de çarklar döndürülebilirdi. Bir yandan da okulların açılamama durumu için hazırlık yapılırdı. Özellikle de internet altyapısı. Çünkü hâlâ interneti olmayan köyler var. Kentlerde internet erişimi olmayan evler var. Uzaktan eğitim dijital uçurumu da gözler önüne serdi. Bunun yıkıcı sonuçları olacak ve zaten var olan eşitsizlik daha da derinleşecek. 18 milyon öğrenciden bahsediyoruz. Bunların bir kısmı evinde kitaplık, bilgisayar, internet ve eğitimli bir yetişkinin olmadığı evler. Radikal bir önlem alınmaması durumunda bu iki öğrenci grubu arasındaki makas daha da açılacak. Ve telafi edilmesi mümkün olmayan sonuçları olacak.


Yazarın Son Yazıları

Uslu dur, itaat et... 24 Temmuz 2020