Özdemir İnce

Soysuz yalan

04 Ağustos 2020 Salı

Son yılların muzır adamlarından Francis Fukuyama’nın Yeni Muhafazakârlar Nereden Geliyorlar? adlı bir küçük deneme kitabı var. Fransızcası D’où viennent les néoconservateurs? adıyla Grasset Yayınevi (2006) tarafından yayımlandı. Deneme “America at the Crossroads. Democracy, Power, and the Neoconservative Legacy” (Yale Univercity Press, 2006) adlı kitabında yer alıyormuş.

***

Bu sunumu “Soylu Yalan” (Noble Mensonge) deyişi hatırına yaptım:

“Kitlelere yalan söyleyin, çünkü sadece sayısı sınırlı bir entelektüel topluluk yalan söylediğinizi anlayabilir.”

Bush ve yandaşlarının özellikle Irak savaşında kullandıkları bir yöntem. Aslına bakarsanız “Soylu Yalan” denen şeyin tarihi totaliter rejimler kadar eski. Ve “neo-con” milleti bu soysuz yalanı siyasette etkin oldukları sürece bol bol kullandılar.

***

Peki, “Kitlelere yalan söyleyin, çünkü sadece sayısı sınırlı bir entelektüel topluluk yalan söylediğinizi anlayabilir” demek ne demek?

Soylu Yalan” totaliter rejimlere özgü olduğuna göre cümleyi şöyle söyleyelim:

“Sayısı sınırlı küçük bir entelektüel topluluk gerçeği anlayabileceği için, totaliter rejimler halka hep yalan söylerler.”

Böyle söyle ki demokratik rejimlerde halka yalan söylemenin soylu bir halt olmadığı anlaşılsın. Demokratik rejimler halka asla yalan söylememeli. “Söylememeli” değil, “söyleyemez!

Bu bir mihenk taşıdır: Sizi yöneten iktidarın kratını gösterir!

***

Fransa’da Mustapha Baba Ahmed adlı bir yazarın Fondamentalisme et Terrorisme (L’Harmattan) adlı kitabı yayımlanmış. İnternette şöyle tanıtılıyor:

Müslüman dünyanın köktendincilikle suçlanması aynı zamanda bizzat dinin bu şiddete neden olduğu iddiasını da içermekte. Oysa köktendinciliğin bazı Müslümanların davranışlarıyla ilgili olmasına karşın İslamcı terörizmi Kuran’ın beslendiği sonucuna varılıyor.

***

Bu tanıtıma göre İslamcı teröristlerin davranışlarını bazı Kuran ayetlerine dayandırmaları “yalan” oluyor olmasına ama Kuran’da Müslüman olmayanlara şiddet kullanmalarını teşvik eden anlamlar da eksik değil. Peki, kim yalan söylüyor? Batılı emperyalistler mi yoksa IŞİD ya da El Kaide mi? Öte yandan IŞİD ve El Kaide’yi ABD ile Suudi Arabistan’ın örgütlemiş oldukları da kanıtlanmış durumda.

***

Soylu Yalan”ın neyin nesi olduğunu araştırırken internette Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Engin Battaloğlu imzalı “Modern Toplumda Yalanın Gündelik Hayattaki Dönüşümü” başlıklı makaleyle karşılaştım. Söyle yazıyor:

Hakikatin karşısında ‘yalan’ hiç bu kadar görünür olmamıştı. 2004 yılında yazılan Hakikat Sonrası Çağ isimli Ralph Keyes kitabı bize modern toplumun yalan ve yalancılara nasıl baktığını, yaşadığımız çağda yalanın nasıl değerli görüldüğünü, pragmatist ve postmodernist bakış açıları ile siyaset, akademi, hukuk, psikoloji alanlarında hakikatin nasıl ikinci planda kaldığını anlatıyor.”

Yazar, daha sonra, son zamanlarda iyice modalaşan ve “post-truth” (Gerçek Sonrası, Gerçek Ötesi) olarak adlandırılan bir çağda yaşadığımız iddiasının bir “gerçeklik”e dönüştüğünü ileri sürüyor.

Bunu en net Amerikan Başkanı Donald Trumpın ‘En İyi Yalan Haber Ödülleri’ni anons ederken görebiliriz. Artık yalanlar daha nazikçe söyleniyor. Keyes, buna, gerçeği örtmek için uydurulmuş muğlak ifadeler diyor. Bunlardan bazıları ‘Zenginleştirilmiş gerçek, neo gerçek, yumuşak gerçek suni gerçek’ gibi ifadelerdir. Modern toplumda bir yalanı söylemek sanki hakikati örtmek değil de yalanı iyi söyleyebilmek hakikatle eşdeğer bir gerçeklikmiş gibi algılanıyor. Keyes, yalanın ne şekilde mazur görüldüğünü kitap boyunca vurguluyor. Özellikle iş başvurularında yalan söyleyen kişilere getirilen yorumlar bir zaman sonra şöyle olmaya başlıyor. ‘İş başvurusunda yalan mı söyledi? Bırakın yapsınlar… Bu, onun işi ne kadar çok istediğini gösterir.”

***

İşi biraz daha kurcalayınca yalan söylemeyi aklamak için antik filozoflardan, Platon’dan alıntılar yapıldığını gördüm: Soylu Yalan, faydalı yalan, gerekli yalan falan diyorlarmış. Yalan söz konusu olunca “yalan olmayan yalanlar” bataklığına dönüşmüş bir ülkede yaşadığımızı iliklerime kadar hissediyorum. Yalan söz konusu olunca, filozof milozof tanımam, yalan yalandır. Ülkeyi yönetenler bize yalan söyleyemez. Casuslar ve savaş tutsakları dışında kimse yalan söyleyemez.


Yazarın Son Yazıları

Milli Eğitim (4) 8 Eylül 2020
Tarih 4 Eylül 2020
Dünya Barış Günü 1 Eylül 2020
Dış güç olarak doğa 28 Ağustos 2020
2007 yılının büyüsü 23 Ağustos 2020