Özdemir İnce

Kuzu’ya aferin

27 Eylül 2020 Pazar

Basından: “Ceza hukukçusu Prof. Ersan Şen’in Haber Global programına konuk olan eski AKP milletvekili Prof. Burhan Kuzu çarpıcı açıklamalar yaptı. Programa ‘Tarikatlar kapatılmalı mı?’ tartışması damga vurdu. Tekke ve zaviyeler için ‘Bu bir sosyolojik ihtiyaçtır’ diyen Kuzu şunları söyledi: İlla zorunludur, mutlaka tarikatlarla dini ibadetler, vecibeler yerine getirilir diye bir kastım yok. Tarikat, Allah’a giden yol olarak kabul edilir. Genel olarak masum olduğunu düşünürüz. Ama bugün için deniliyor ki bunlar ticaretle uğraşıyor, holding sahibi olmuşlar. Bunlar da doğru olabilir hepsini kast edemem ama... Bu bir denetim meselesidir. Diyanet tarikatları denetleyemez.

***

Kuzu Bey devam ediyor “Hükümetin hatası var bizim de kendi çapımızda mutlaka hatamız var” dedi ve tarikatların kapatılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Kuzu, “Toptan reddi, kapatmayı doğru bulmam. Bu sefer merdiven altına giderler. Her tarikatı aynı kefeye koyamayız” dedi. Şen’in “Tarikatlar okul açmalı mı, eğitim öğrenim vermeli mi” sorusuna ise Burhan Kuzu, şöyle yanıt verdi: “Tarikat olarak değil, özel okullar yok mu? Var. Birçok cemaatin kolejleri var. Devlet denetliyor, denetlesin. Vakıf adı altında, diyelim bir tarikatın vakfı varsa okul açmışsa bırak açsın. Bana ne engeli var? Ne yapsın ki onun ne zararı var? Cemaat olarak açmıyor, vakıf olarak açıyor. Bunları denetleyeceksiniz.” (Sözcü,14 Eylül 2020)

***

Bay Burhan Kuzu bilir mi bilemem: Bir yasayı iyi anlamak için yasa önergesinde bulunan gerekçeyi çok iyi anlamak gerekir. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu’da bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın şu bölümü 30 Kasım 1925 tarihli ve 677 sayılı, kısaca “Tarikatların Yasaklanması” adıyla anılan yasanın gerekçesi olmuştur:

“Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir (lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

***

Yukarıda “Bay Burhan Kuzu bilir mi bilemem” diye sormama şaşırmayın: Bay Kuzu’nun hukuk fakültesi mezunu olduğunu, hatta anayasa hukuku “Prof. Dr.”u unvanını taşıdığını ben de biliyorum. Dahası bu hususta ilginç bilgilerim var. Ama ben yazılarımda “ilginç bilgi” kullanmam.

Ancak bir siyasetçi olarak, bir hukuk fakültesi mezununa yakışmayacak işler yapmıştır. Anayasa profesörü olarak meslektaşları arasında hiçbir itibarı bulunmamaktadır.

Yukarıya alıntıladığımız konuşması da hukuk diplomasını ve akademik unvanını sıfıra indirgemektedir:

***

“Toptan reddi, kapatmayı doğru bulmam. Bu sefer merdiven altına giderler. Daha sıkıntılı bir tablo çıkabilir” diyor.

Bay Kuzu, tarikatların 30 Kasım 1925 tarihli ve 677 sayılı yasayla kapatılmış olduğunu nasıl unutur? Fiili durum şudur: Mevcut hükümet ve AKP hükümetleri anayasayı ve 677 sayılı yasayı yok saydıkları için Osmanlı dönemi de dahil olmak üzere sahip olmadıkları özgürlük ve serbestliğe kavuştular; R.T. Erdoğan’ın başında bulunduğu hükümetler tarafından beslendiler ve siyasal araç olarak kullanıldılar.

Hukuk fakültesi diplomalı Kuzu Bey’e göre bu durum anayasaya aykırı bir suç değil mi acaba?

***

Bay Kuzu, “Tarikatlar okul açmalı mı, eğitim öğrenim vermeli mi” sorusuna olumlu bir yanıt veriyor. “Vakıf adı altında, diyelim bir tarikatın vakfı varsa okul açmışsa bırak açsın. Bana ne engeli var? Ne yapsın ki onun ne zararı var?” diye cevap veriyor.

Bu Bay Kuzu sahiden anayasa hukuku uzmanı mı? Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu biliyor mu? Peki, ne biliyor?

Ancak Bay Kuzu’ya Cumhuriyeti ve Atatürk’ü mutlaka öğretmeli. Akademik unvanının hiçbir önemi yok!

***

Atatürk, Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’in bir sorusuna şöyle cevap vermiştir:

“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”


Yazarın Son Yazıları

Milli Eğitim (5) 27 Ekim 2020
Bedrettin Cömert 23 Ekim 2020