Özdemir İnce

Korona günlerinde benim mahalle

03 Mayıs 2020 Pazar

Şu günlerde, benim gözde edebiyat kuramcım Göbek Emmi yöntemiyle bir roman ve öykü yazma zamanı. 1948- 1949 yıllarında roman ya da öykünün tanımını “Yer, zaman, hars (kültür) göstererek anlatma sanatı” diye yapardı. Göbek Emmi, Mersin Lisesi orta kısımda Türkçe öğretmenimizdi. Kuramsal kitaplarımda adı geçer. Bu tanım günümüzde de geçerlidir. Umberto Eco, Paul Auster ve Salman Rushdie böyle düşünürler. Yıllar önce Bernard Pivot’un “Apostrophe” adlı edebiyat programında izlemiştim.

***

Korona Günlerinde Benim Mahalle”, “Korona Günlerinde Aşk” tam anlamıyla bir öykü, bir roman, hatta şiir konusu. “Önce otur kendin yaz!” diyen çıkarsa hiç şaşırmam ama hiç roman ve öykü yazmadım ve de şiir yazmayı bıraktım. Şiirini yaz(a)mam ama belki roman ya da öyküsünü yazarım. Ama bizim zamane fantirifitton anlatıcıları, korona günleri dururken Osmanlı döneminde veba salgınını yazarlar. Anlatı hokkabazlığı yaparlar, odanın ışığını söndürürler.

***

Pistanbul” yazımı bilenler, benim bu kenti sevmediğimi de bilirler. Ama oturduğum mahalleyi çok severim. Başka bir yerde oturamam İstanbul’da. Bu kentin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Belki üç-beş zengini de vardır ama genellikle emeği ile geçinen orta sınıf insanlar oturur. Ülker ve benim gibi evlerinden çalışabilirler. Evden çalışamayanların ise bir süre dayanacakları birikimleri vardır. Belki.

***

Ben mahallenin esnafı için dertliyim. Berber Ahmet dükkânı yasaklama lafı çıkar çıkmaz kapattı. Mahallede her türlü esnaf ve zanaatkâr var: Berber, kadın kuaförü, bakkallar, kasap, ayakkabı tamircisi, saatçi, gözlükçü, fotokopici, eskici, antikacı, marangoz, bilgisayarcı, fotoğrafçı, çatıcı, baharatçı, emlakçi, birkaç kahve (yani kafe dedikleri), pastane ve lokanta; elektrikçiler, muslukçular, buzdolabı ve çamaşır makinesi tamircileri var, bir de serbest taşıyıcı Ramazan. Bunların tamamı haftalardır kapalı ve işsiz. Kapalıya geçtiklerinden bu yana keselerine tek kuruş girmedi. Berber Ahmet’e sordum. Durum kötü. Evdeki horantanın geçimi var, dükkân kirası var; elektrik, su, havagazı ödemeleri (hormonlu) var; belki hastane var, doktor var, ilaç var. Ve iki adet taksi durağı var. İkisi de işsiz...

***

Esnaf dediğimiz emeği ile geçinen kimseler Saray hükümetinin umurunda bile değil. Avrupa Birliği ülkeleri vatandaşlarına aile başına para yardımı yapıyor; kapalı işyerlerine 10 bin - 20 bin Avro dolaylarında tazminat ödüyor, geri ödemesiz para yardımı yapıyor. Bizim Saray hükümeti ise eskiden beri avanta dağıttığı müzmin ve profesyonel işsiz tayfasına ayni ve maddi yardım yapıyor. Bunlar “berikiler”! “Ötekiler”e ise zırnık koklatmıyor. Kendisinden olan berikilere “şapur şupur”, ötekilere “yarabbi şükür”... Kendi belediyelerini kuş sütüyle besliyor, gak deyice et, guk deyice su veriyor. CHP, İYİ Parti, HDP belediyesinin önündeki su kovasını deviriyor, yemek tenceresinin içine pislik atıyor. “Gavur tohumu” muamelesi yapıyor.

***

Derken damat paşa sahneye çıkıp bankalar 10 bin TL kredi verecek diyor. Kredi yani borç! Aldılar diyelim, bu borcu berber Ahmet, muslukçu Mehmet, tamirci Şahin, gözlükçü Oktay, hamal Ramazan nasıl ödeyecek? Sadikçe (sadistçe) bir davranış. Her hükümet her vatandaşının her sorun ve ihtiyacından sorumludur. Beslemek ve korumak zorundadır.

Sosyal devlet niteliğine sahip olmayan ABD bir yana, kimse beni Avrupa’daki hükümetlerin gayri insani, Saray hükümetinin ise örnek düzeyde insan sever olduğuna inandıramaz. Bir gün ihtiyacım oldu, Paris’te bir hastanenin acil servisine gittim, adam gibi baktılar, ilaç verdiler. Pazar olduğu için vezne kapalıydı, bunun üzerine faturayı elime verdiler, “yarın uğrayıp ödersiniz” dediler. Helsinki’de ayağımın başparmağı kötü kesilmişti. Semt dispanserinde gerekeni yaptılar, bir de elime bir pomat tüpü verdiler.

***

Bu nedenle, İsveç’ten fiyaka için getirilen adamı ve ailesini, göz boyamak için başta ABD olmak üzere düvel-i muazzamaya kaldırılan kargo uçaklarını, sağa sola şirin görünmek için yapılan gösterişleri benim sakalıma anlatsınlar. Önce yoksul “Etrak-ı bî idrak”a içecek ayran ve takacak maske dağıtsınlar. Hal ve gidişleri fena halde onurumuza dokunuyor!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları