Regülasyon, Lütfen, Hemen!

14 Kasım 2008 Cuma

Almanyanın eski lideri Helmuth Schmidt kriz üzerine diyor ki: Piyasa güvenilir bir banka değildir.Bakın nasıl ateş püskürüyor: Wall Streette derin bakış eksikliği egemen, ama aynı zamanda ahlaki açık eksikliği de... Washingtondaki politikacılar, olan biteni hiç fark etmedi... Sorumlular. Ama öte yandan onlar her şeyi en iyi bilir! Irakı, dünya piyasalarındaki türbülansı.. Önce İngiltereden bütün dünyayı saran Wall Streetin kazanç hırsı salgınının tam bir parçası oldular. Başkan ve çevresi Piyasa her şeyi düzenler ideolojisini sahiplendi...

Schmidt, kısa, orta ve uzun vadeli neler yapılması gerektiğini vaaz ediyor (Die Zeit, 25 Eylül 08). Finans trafiğinin kurallara bağlanması, uluslararası kurumlarca denetime alınması ve uluslararası güvenlik standartlarının yürürlüğe konmasından tutun, kuralları çiğneyenlerin hapse atılmasına ve Karibik adaları gibi vergi cenneti yerlerin (9000 yatırım fonu, denetimsiz bu yerleri merkez seçmiş!) ortadan kaldırılmasına kadar, bir dizi kural, düzenleme, yani regülasyon...

Benzer önerilerle piyasa dolup taşıyor!

***

30 yıldır yeni liberal akımın biçimlendirdiği küresel ekonominin mottosu neydi? Regülasyon tu kaka, yaşasın deregülasyon!

Reform, deregülasyonların adıydı!

Deregülasyon, yani piyasaya müdahale etmeyeceksin... Müdahaleci yasaları, kuralları değiştirecek, kaldıracaksın! Mümkün olduğunca piyasa güçlerini özgür bırakacaksın. Bırakınız yapsınlar! Piyasa her şeyin en iyisini bilir! Devlet işletmelerini de satacaksın! Kamu mallarını özel sektöre devredeceksin! Devletin etkinliğini en aza indireceksin! (*)

Ancak yeni liberalizmin ekonomisi duvara toslayınca kriz her şeyi sarstı ve şimdi ortalığı Lütfen Regülasyon! Hemen şimdi! Gecikmeden! feryatları bastı!

Devlet kurtarsın, düzenlesin! Trilyonlarca dolar havalarda uçuşuyor! En son Amerikan otomobilcileri 80 milyar dolar daha istedi!

Tonlarca yazıda kapitalizm yerden yere vuruluyor. Sanırsınız ki, dünya ekonomi medyasını sosyalistler, komünistler ele geçirdi! Veya dünün deregülatörleri bugün devletçioldu!

Sermayeyi (Das Kapital!) nasıl kötüleyeceklerini bilemiyorlar! Gözükara, para kazanma hırsı, güç, sahtekâr, üçkâğıtçı! Şimdi finans kapitale vurmanın zamanı!

Finans kapitali ve etkilediği reel ekonomiyi ayağa kaldırmak için, her şey yapılıyor! Kimin parasıyla? Bizim, krizleri çıkartmayanların, halkın! Yani krizden yine en çok etkileneceklerin! Birileri diyor ama sesleri duyulmuyor: Kârlarına ortak mıydık, zararlarını karşılayacağız! Ama herkes aynı tencerede! Ekonominin içinde herkes! Kriz, herkesi çökertiyor!

***

Şimdi bir sonuç çıkarmanın zamanı: Sermayenin toplumsal yanını görüyoruz burada! Eğer kriz zamanında sermaye ve etkilediği bütün ekonomi sektörlerinin ayakta kalması ve işlerliğini yitirmemesi için, bütün dünya seferber oluyorsa, 2 trilyona yakın bir kamu desteği sağlanıyorsa, kardeşim bu sermaye kişisel değildir, en azından önemli bir parçasıyla toplumsaldır, yani toplumun malıdır!

Yani, büyük toplumsal karakterli bütün büyük üretim araçlarının, kurumların mülkiyetlerinin vb. ana karakteri toplumsal olmasıdır!

Dikkat edin, bu krizde, kişilerin kurtarılmasından bahsetmiyoruz! Hiç kimse, şu kişi kurtarılsın demiyor! Bankalar, otomobil şirketleri vbnin kurtarılmasından bahsediliyor!

Yanibizim kurumlarımızın! Ama şüphesiz ki, bizimolan bizimdeğil... Çelişkiye bak!

Ama bu büyük krizin en büyük yararlarından biri, belki de bu düşüncenin doğruluğunu, en azından mantık ve vicdanlarda dile getirilmesini, test edilmesini sağlamasıdır!

Doğru değil mi?

(*) Uyum ve reformlarla bütün dünya ekonomileri bu biçimde yeniden yapılandırıldı! Akıllı ülkeler, yani ekonomilerini bilgi toplumu-bilgi ekonomisi, teknolojik temelde yeniden düzenlemeyi beceren Çin, Uzakdoğu, Güney Kore, Irlanda, Finlandiya vb. gibi ülkeler, açıkça bundan çok da yarar sağladılar! Teknoloji üretemeyen ve ancak dış kaynaklarla (sermaye-hammadde, makine teçhizat) büyüyebilen Türkiye gibi ülkelerin ise hali duman!

[email protected]


Yazarın Son Yazıları

Muharrem İnce 10 Ağustos 2020