Gel Bakiim Babana!

12 Aralık 2008 Cuma

AKP henüz eskisinin mürekkebi kurumadan IMF ile yeni bir anlaşma yapıyor! Böylece, 10 yıldır kesintisiz süren IMF yönetimi, 12 yıla yelken açtı! Sonrası için ise Allah büyük!

Orada IMF, burada ise AKP ve diğerleri durduğu sürece, tüm zamanların en uzun yönetilme rekorunu kırarız..

Peki, ekonomimiz şahane değil mi? Bugüne kadar dinlediğimiz masallara göre yanıt evetse...

İhracat rekorları kırıyorsak...

Ticaret hacmi (dışalım+dışsatım) 400 milyar dolarlara göz kırpıyorsa...

Dünyanın 18. büyük ekonomisine yükselmişsek...

Kişi başı milli gelir 7 bin dolarları aşıyorsa...

Merkez Bankasının döviz rezervleri 70 milyar dolarlar civarındaysa.. (Bunların bizim değil; aslında yabancılara rehin tutulan rezevler olduğu anlaşılmıştır!)

O halde, bütün bu muazzamlıklara karşın, neden AKP iktidarı IMFnin kucağına, üstelik bu defa kendini zamklayarak iyice yerleşiyor?

Yoksa, AKP millete büyük bir masal mı anlattı!

***

Koskoca 6 yıl boyunca, yani AKP, dünya ekonomisinin neredeyse tarihin en büyük ve derin yükselişini yaşadığı dönemde iktidar oldu.

Dünya ticaret hacmi 1980lerden bu yana mucizeye imza atıyor:

1990’da 3.4 trilyon Amerikan Doları; 2000’de 6 trilyon Amerikan Doları, 2005’te mal ve hizmetler olarak 12 trilyon Amerikan Doları’na yükseldi. 2007de ise 14 trilyon Amerikan Dolarını aştı!

Türkiye de sistemin bir parçası olarak duruma uyarlandı ve bu yükselişlerden payını aldı!

Peki, sadece ticaret hacmi mi büyüdü? Hayır: Para kaynakları da (mali sermaye) görülmemiş ölçülerde çoğaldı! Her yıl hacmi artan trilyonlarca Amerikan Doları sermaye dünyayı dolaşıp durdu...

Türkiye de, sunduğu cazip olanaklarla bu sermayenin bir kısmını ülkeye çekti, varlık satışı, uzun vadeli yatırım ve sıcak para şeklinde..

AKP, bu sermayenin Türkiyede konaklaması için özellikle yüksek faiz silahını kullandı! Bu doğaldır, yeterli sermayesi olmayan ülkeler, cazibesini kullanarak dışarıdan para alır...

***

Peki sorun nerede, AKP neyi başaramadı? Türkiyenin ekonomisini döndürmek ve üretebilmek için, dışarıya olan büyük bağımlılığını azaltacak hiç bir şey yapmadı!

Türkiye ekonomisi, üretebilmek için hammadde, yarı mamul madde, makine ve techizat satın almaya sürekli bağımlı bir ülke! Bunlar olmazsa, ekonomi dönmüyor!

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, İSO 7. Sanayi Kongresinde bu durumu şöyle açıklıyordu:

Türk özel sektörü, 1998-2002 döneminde 110 milyar dolar olan makine - teçhizat yatırımını, 2003-2007 arasında 265 milyar dolara yükseltmiştir!

Hisarcıklıoğlu bunu bir yatırım övüncü olarak sunuyor! Şüphesiz; ama olayın diğer yüzü bizi daha çok ilgilendiriyor: Daha çok üretebilmek ve satabilmek (ve altyapı yenilenmesi) için, dışarının parasıyla, yine dışarıdan giderek artan miktarlarda makine teçhizat ithal etmek zorundayız!

Ama şu oluyor bu arada: Dışalım-dışsatım arasındaki fark, ne kadar fazla satarsak satalım kapanmadığı gibi, durmadan büyüyor! AKP dönemi boyunca, en istikrarlı büyüyen de bu açıktı, en son rakam 75 milyar dolar!

***

Dünya ekonomisi en parlak dönemini yaşadığı koşullarda bile, AKP, Türkiye ekonomisinin bu kronik hastalığını tedavi edecek ciddi hiçbir şey yapmadı!

Burada, ana üretici üslerin kurulmasını teşvik edecek ulusal ekonomi politikaları ve sanayi stratejileri uygulamadı!.. Sanayici, üretici bu nedenle hep yakındı!

Eğer dünyada kriz patlamasaydı, kriz zaten Türkiyede patlayacaktı, çünkü cari açığı finanse edecek dış kaynaklar tükeniyordu!

AKP, IMFsiz asla yapamaz! IMFnin kucağından kalkabilecek bir ekonomi anlayışına, beynine sahip değildir; bu neden gider kucağına oturur!

Şüphesiz olan da Türkiyeye olur! Her zamanki gibi!

[email protected]


Yazarın Son Yazıları

Muharrem İnce 10 Ağustos 2020