Öner Yağcı

Kadınların savaşımı deyince...

05 Eylül 2020 Cumartesi

Özel mülkiyet, savaş, ticaret, din ve yeni yaşam biçimleriyle erkeğin gücü artınca anaerkil ilkel toplulukların yerini kölecilik aldı, dünyada yükselen erkek egemenliği (ataerkillik) tarihi de yazdığı için yalnızca anaerkillik mitolojide, efsanelerde kaldı.

Erkek egemenliği, yılan ya da şeytan sayılan Havva ve Pandoranın kutusu efsanelerinden başlayarak kadınların tüm günah ve suçların kaynağı sayılmasıyla pekişmeye başladı. Önce Âdem’in, sonra onun kaburga kemiğinden Havva’nın yaratıldığını savlayan tektanrılı dinlere göre kadın erkekle eşit değildi, erkekle aynı hak ve özgürlüklere sahip olamazdı.

Amazonların tarihe adını yazdırdığı, Sappho’nun büyük kadın şair olduğu bu dönemlerle ilgili, H. Lewis Morgan - Eski Toplum, Ricardo Coler - Kadın Krallığı/Son Anaerkil Toplum, Ünsal Çimen - Eski Yunan Dramalarında Anaerkil İzler, Pervin Erbil - Kibele’den Pandora’ya Kadının Tarihsel Yenilgisi, Erich Fromm - Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları ve Zubristki-Mitropolski-Kerov - İlkel Topluluk - Köleci Toplum - Feodal Toplum adlı kitaplar okunabilir.

En kısa kadın mücadelesi tarihi

Köleci ve feodal toplumlarda direnen kadınlar da vardı.

60 yılında Britanya’da bir kabilenin kraliçesi Boudica, Romalı işgalcilere karşı ayaklanma başlattı. 11. yüzyılda İngiltere’de at sırtında çırılçıplak sokaklardan geçen Lady Godiva cesaretin, başkaldırının simgesi oldu. 1431’de, Yüz Yıl Savaşı’nda 19 yaşındaki Jeanne D’Ark ve ortaçağ Avrupası’nda yüzyıllarca süren cadı avı’nda sayısı 60 bine varan “günah kaynağı(!)” kadın engizisyon mahkemelerince yakıldı. Osmanlı harem sisteminde kadın bedeni erkek için kurumlaştırıldı.

Aydınlanma Çağı’nda kadın hakları hareketlerinin ilk adımları atıldı. Olympe de Gouges 1791’de Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni yayımladı (Kadın, Uyan!, Kırmızı Kedi).

Mary Wollstonecraft 1792’de, Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi’nde (İş Bankası), “Kadınların erkeklerden yaradılış gereği daha değersiz olmadığını, eğitimsiz oldukları için daha değersiz göründükleri”ni savundu.

19. yüzyılda kadınlar ve feminizm bir güç olarak siyasal alanda doğmaya başladı. ABD’li Elizabeth Cady Stanton ilk Kadın Hakları Sözleşmesi’ni yazdı (1848).

8 Mart

Büyük savaşların ve devrimlerin yüzyılı olan 20. yüzyılda, kadınların toplumsal cinsiyet bilinci yükseldi.

2. Enternasyonal’in Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda (Kopenhag-1910) bir Kadınlar Günü düzenlenmesi kabul edildi. Öncü kadın Rosa Lüksembourg, efsanevi direnişiyle öne çıktı ve 15 Ocak 1919’da öldürüldü.

ABD’de 40 bin dokuma işçisi kadının grevindeki yangınla 8 Mart 1857’de katledilen 129 kadının anısına 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı kararıyla (Moskova-1921) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü sosyalist ülkelerde kutlanmaya başlandı.

Bir kabilenin kadınları, Nwanyeruwa önderliğinde, sömürgeciliğe karşı tarihteki ilk kadın savaşını başlattı (Nijerya-1929). 1930’lu yıllarda Rosa Parks, ABD’deki ayırımcılığa karşı siyahî direnişin simgesi oldu. Dolores İbarruri’nin İspanya iç savaşındaki (1936-39) önderliği unutulmazdı.

1960’larda dünyadaki kalkışmaların da saldığı devrim rüzgârıyla Kadın Kurtuluş Hareketi başladı. Betty Friedan öncülüğünde Ulusal Kadın Örgütü kuruldu (1966).

16 Aralık 1977’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edildi.

*

Yetmiş beş tarihçinin yazdığı Kadınların Tarihi (Ed. Georges Duby-Michelle Perrot, 5 c., çev. Ahmet Fethi, İş Bankası), antikçağdan günümüze kadını görsel gerçekliğiyle anlatıyor.

*

İstanbul Sözleşmesi hemen uygulanmalı, çünkü yaşatır.


Yazarın Son Yazıları

Korku kültürü 17 Ekim 2020
Korkudan korkmak 3 Ekim 2020
Bin yıllık kavga 26 Eylül 2020
Kadınlara selam 12 Eylül 2020
Kadınlar: Hep savaşıyor 29 Ağustos 2020
Yaz sıcağında kitap 22 Ağustos 2020
Kaygı ve umut 15 Ağustos 2020
İnsan olmak 25 Temmuz 2020