Olaylar Ve Görüşler

“İlim” ve “Fen” Feneri Söndürülürken… - Prof. Dr. Çağatay GÜLER

13 Ocak 2021 Çarşamba

Bilim insanlarının düşüncelerini ve gerçekleri herhangi bir baskı, işten atılma ya da tutuklanmaları söz konusu olmaksızın öğretme ve anlatma özgürlüğüne akademik özgürlük denir. Akademik özgürlük olan ülkelerde üniversite öğretim üyelerinin araştırma, soruşturma, sorgulama özgürlükleri akademi olmanın temeli, bu işlerin de akademinin dolayısıyla akademisyenlerin başlıca görevi sayılır:

Öğretim üyeleri ister yazılı, görsel ve sosyal medyada, isterse her türlü bilimsel iletişim ortamlarında kurumsal kısıtlamalardan ve cezalandırılmaktan korkmaksızın konuşup yazabilmeli, düşüncelerini açıklayabilmelidir. Hayatta en doğru yol göstericinin bilim; bilim ve fennin gösterdiği yol dışında hareketin cehalet, dalalet, hıyanet” olduğunu kabul etmeyen ülkelerde bu istenmez. Bu ülkelerde insanların özgürlükleri eğitimleri ile doğru orantılı biçimde kısıtlanır. Hatta akademik aşamaların en son düzeyine çıkmış insanlara kendi yöneticilerini seçme hakkı bile verilmez. 

BİLİMİN ÖZÜ MUHALİFTİR

Oysa 17 Şubat 1600 tarihinde engizisyon kararıyla Roma’da yakılarak öldürülen İtalyan filozof, rahip ve gökbilimci Giordano Bruno şöyle diyordu: Ne gördüğüm gerçeği gizlemekten hoşlanırım ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.”

Bilim insanlarının düşünce ve görüşleri, politik güç ve yetki sahiplerinin görüşlerine ters olabilir. Bilimin özünde muhalefet vardır, bu muhalefet uygarlığın itici gücüdür. Şemsiye yapmak ıslanmaya, uçak yapmak yerçekimine muhalefettir.

Üniversiteler tüm etken ve süreçlerin etkileşim içinde olduğu bir ortam olmak zorundadır. Aynı zamanda öğretici ve öğrencilerin etkileşim ağı olarak karşılıklı öğrenme sürecinin güçlenip gelişmesini sağlamalı, genç beyinleri eleştirel düşünmeye yönlendirmelidir. Bunu başarabilirse öğretici ve öğrenicilerin etkin bir biçimde çalışma ve iyiyi yapabilme becerilerini büyük ölçüde artıracak başaramazsa azaltacaktır. “Artırma derecesi” var olan akademik özgürlük derecesiyle” doğru orantılıdır.

Einstein, “
Benim akademik özgürlükten anladığım gerçeği araştırma, doğru olduğunu düşündüğünü yayımlama ve öğretme hakkıdır. Bu hak aynı zamanda bir görev ve sorumluluk verir: Doğru olduğu sonucuna varılanın herhangi bir bölümü gizlenemez” sözüyle özetler gerçek akademik özgürlüğü. Aslında akademik özgürlük ifade özgürlüğünün çok ötesindedir, sınıfta ne öğretileceğine karar verme hakkını da kapsar.

Akademik çevre sorunlar” değil, sorular” yaratan bir sosyal çevre bileşenidir. Üniversiteler dizginlenmesi, denetim altında tutulması gereken sorun kaynakları” olarak görülmeye başlandığında bilimsellik” maskesi takmış kimileri üniversiteleri ders anlatılıp sınav yapılan, duymayan, görmeyen, söylemeyen” ortaöğrenim kurumlarına dönüştürür. Bu durumda rektör atamaları bile bir müdür ataması” gibi görülecektir.

ANLAMINI KAYBEDER

Kimi görüşler politik ve sosyal gündeme, propaganda ve koşullandırmalara tehdit olarak algılandığında güç sahipleri, bilim insanlarının kolunun kanadının kırılması için işbirliği yapar. Üniversiteler ehliyetsiz, niteliksiz eyyamcıların çöplüğü haline gelir. Her sene neyi belgelediği, ne işe yarayacağı belli olmayan diplomalar dağıtırlar. Gençlerin, ailelerin ve toplumun umutları sömürülür. Dağıtılan diplomalar ömür boyu işsizlik belgesi olmaktan başka bir anlam taşımazlar.

Bu durum, bilim ve fen” fenerinin söndürülmesidir.

PROF. DR. ÇAĞATAY GÜLER


Yazarın Son Yazıları