Muzaffer Ergöz

Türk spor stratejisi nedir?

29 Mart 2020 Pazar

“Strateji” çok geniş anlamlı bir kelime. Hemen hemen her sektörde, her kişide uygulama alanı bulur. Strateji konusunda birkaç basit örnek vermek isterim. Almanya’nın Türkiye’den işçi istediği yıllara dönersek. Eğer Türkiye’nin bu konuda stratejik planları olsaydı (Belki vardır ama biz görmedik) Avrupa’daki işçilerimiz bugünkünden daha güçlü ve etkin olacağı gibi ülkemiz aleyhine bu merkezlerden büyük tehditler gelmeyebilirdi. Bu ülkelerde bu kadar güçlü aleyhimize teşkilatlar olmayabilirdi. Bizi AB kapısında bu kadar uzun süre tutamazlardı.

“Strateji” doktrinini ülkelerin milli meselelerine göre irdelersek, işin omurgasını o ülkelerin bağımsız kurumları, yarı resmi dernekleri, devlete akıl veren güçlü kuruluşları ortaya çıkar. Konrad Adenauer Vakfı gibi. Bakanlar, başkanlar gelir geçer ama bu strateji üreten kurumlar etkileriyle hep orada kalır. Artık sporda stratejiye gelebiliriz. Türk sporunda hafife alınamayacak gel-gitler ve yönetim değişiklikleri yaşadık. 3530 sayılı yasa ile yönetilen Türk sporu, daha sonra bakanlık seviyesine çıkartılan Türk sporu, sonra bakanlık kaldırılıp Başbakanlık’a bağlı Türk sporu, bir müddet sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Türk sporu ve silbaştan tekrar bakanlık yapılan Türk sporu.

Bu kadar büyük değişikliklerin yaşandığı Türk sporundan profesyonel futbol kulüpleri de doğunca ortalık iyice karıştı. Bugün biz tüm bu karışıklıkların sonuçlarını yaşıyoruz. İşte bu noktada bize bir spor stratejisi yaratacak, bağımsız, üretken, müdahale eden, yol gösteren iyi ve yararlıyı destekleyen bir kuruma ihtiyacımız var.

Ali Koç ve Türk sporu

Ali Koç için kıyısından köşesinden bir iki yazı yazdım ne telefonum sustu ne de mail kutum boş kaldı. Şimdi  okuyucularımın hepsine birden cevap veriyorum. Ali Koç Türk sporuna hasbel kader gelmiş çok donanımlı bir futbol yöneticisidir. Bize düşen onu Türk sporuna kazandırmak olmalı. Peki bu nasıl olacak? Adı ne olursa olsun Türk sporu hakkında stratejik bilgiler üreten, siyasete alet olmayan, taraf tutmayan, Türk sporunda yetişmiş değerleri koruyan-donatan hatta Olimpiyat Komitesi’ne kadar götüren stratejik plan yapan bir kuruluştan bahsediyorum. Şimdi diyeceksiniz ki, “İyi de Koç topluluğunun zaten bir spor kulübü var.” Ben de biliyorum var. Ama bu kulüp, ne Türk sporunun geleceğini belirler, ne de Ali Koç’un bugünkü sorunlarını çözer. Oysa öyle bir kurum olmalı ki Ali Koçları korumalı, onlara yol açmalı. Olimpiyatlara giderken bizim rakiplerimiz F.Bahçe ya da Beşiktaş değil ki. Tüm dünya. Onları kim analiz edecek? Şimdiki spor teşkilatımız mı? Böyle kurumlar olmazsa, daha çook Ali Koçlar, Süreyyalar, spor dünyamızdan kayıp gider. Yüzlerce tesis yaparız; hepsi boş kalır. İnanılmaz paralar harcar, formula pistleri yapar, otlasın diye hayvanları salarız. Olan Türk çocuklarının geleceğine olur.


Yazarın Son Yazıları

Ali Koç… 13 Mart 2020
Efes’in doğumu 23 Haziran 2019