İdlib b-ataklığı!

04 Mart 2020 Çarşamba

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş, ülkenin her yerinden döndü dolaştı, İdlib’de düğümlendi!

İç savaşın ilk yıllarında Şam’a hapsolan Esad yönetimi, Rusya ve İran’ın tam, açık ve örtülü desteği ile ayakta kalmayı başardı. 

Gelinen noktanın taraflarını sütuna yatıralım.

Suriye, insan gücünün üçte birini yitirmiş, iç barış tüketmiş, ekonomisi büyük ölçüde tahrip olmuş bir ülke haline geldi. Ülkeyi terk edenlerin en çok yöneldiği taraf Türkiye. Bunun yanında büyük bir iç göç de var. Ülke içinde inancı ya da etnik kimliği nedeniyle “daha güvenli” bölgelere göç edenlerin sayısı da dış göçe yakın. Esad yönetimi, kendisine karşı olan militan güçlerin büyük çoğunluğunu İdlib’e doğru “süpürdü”. Şimdi İdlib’de bir milyona yakın öteden beri burada yaşayan insan, iki milyondan fazla zorunlu olarak göçen, on binlerce de terörist var.

Teröristler sadece Suriyeli de değil. Çin’den Rusya’ya, Asya içlerinden Afrika’ya kadar her yerden “cihatçı”...

İşte asıl düğüm burada. Elini kana bulamaktan çekinmeyen bu gruplar arasında AKP’nin “Şam rejimini devirecek kahramanlar” diye baktıkları var!

***

Rusya, Soğuk Savaş döneminde iyi ilişkiler kurduğu Suriye’ye “daha güçlü” döndü. İç savaşta Şam yönetiminin tamamen kendisine muhtaç hale gelmesini bekledi. O an gelince, “Şam’ın özel davetlisi” olarak geri döndü. Lazkiye ve Tartus’taki üslerini güçlendirdi. Bugün Suriye’de Şam rejiminin gidemediği yer var ama Rusya’nın giremediği yer yok.

İran, Esad’ın dindaşı ve yoldaşı... İran Esad’a, “Ben seni Rusya’dan daha iyi korurum” dedi ve işbirliğini güçlendirdi. İdlib gerçeklerinden biri şu:

İran, Esad’a hem personel hem malzeme yardımı yapıyor!

Neden?

Şuna inanıyor:

İdlib’de Türkiye’nin etkinliği ABD’ye yarar. ABD’ye yarayan bir şey İsrail’e de yarar!

ABD, Ankara-Moskova gerilimini ellerini ovuşturarak izliyor. Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG’ye yardım ettiğini saklamıyor. Onları müttefik olarak görüyor. PKK uzantısı olarak faaliyet gösteren YPG’nin gücü konusunda söylenti çeşitli. Sayı 60 bine kadar çıkıyor. İdlib’de Türkiye’nin yanında görünen ABD, az ötede tam karşısında. Bunu görmemek için gaflet, dalalet ve hatta AKP iktidarının içinde olmak gerekir!

Arap dünyası siyaseten harap dünyası... Güçlü İsrail güçlü Türkiye’den daha makbul! Bunda şaşılacak bir şey bulanın aklına şaşmak gerekir!

***

Türkiye’ye gelince... AKP iktidarının ülkeyi getirdiği nokta şu:

Çözümün değil, sorunun parçası haline geldi...

Terörle mücadeleyi anlatırken terör sarmalının içine girdi...

Mültecilere kapıları sonuna kadar açan ülke konumundan, öfkelenince mültecileri Batı kapısının önüne koyan ülke durumuna geldi...

Komşularla sıfır sorundan komşularla sırf sorun noktasına geldi...

İdlib “bataklık” dedikçe, “ataklık” anladı, bataklıkta çırpınmanın sonuçları yaşanıyor...

Yakın geçmişe kadar, Suriye sorunundan çıkış için önerilerin yapılabileceği bir ortam vardı. Artık sadece “Suriye’de yapılacaklar” diye önerilerde bulunmanın yararı yok. Sorun daha derinleşti, yayıldı.

Dış politikanın toptan değişmesi gerekiyor.

AKP dış politikayı A’dan Z’ye bozdu. Bu nedenle ortasındaki üç beş harfin bozukluğuyla uğraşmak anlamsız.


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020
Öyle bir Cumhuriyet ki! 7 Mayıs 2020