Hem ABD hem Rusya!

11 Mart 2020 Çarşamba

Klasikleşmiş bir slogan vardı:

Ne ABD ne Rusya, tam bağımsız Türkiye!

AKP’nin iç politikada yerleştirmeye çalıştığı “yerli ve milli” söylemi de ilk bakışta buna uygun gibiydi.

Ancak gelinen nokta tam tersi bir tabloyu ortaya koydu. İş biraz da Timur’un fillerine döndü; biri yetmezmiş gibi iki küresel güç birden Suriye politikasının merkezinde Türkiye ile oynuyor.

İdlib’de 34 şehidimizin ardından Rusya ve ABD’yle izlenen politika her iki tarafa da doğru söyleyerek sürdürülecek bir politika değil!

Hem ABD hem Rusya demek, her iki tarafla da ikili oynamak demek. Her şey bir yana, görünen tabloda ABD ile Rusya’nın çıkarları ters ya da tersmiş gibi gösteriyorlar. ABD, İsrail’in de istemi olarak son derece zayıf, topraklarını korumaktan aciz, çökmüş bir Suriye yönetimi istiyor. Bu noktada Erdoğan’ın, “Ne olursa olsun Esad’ı devireceğim” siyaseti kimin işine yarıyor?

Önce İsrail’in sonra ABD’nin...

Rusya’nın da İran’la bir olup Esad rejimini ayakta tutmak için her türlü desteği verdiği açık. Buna savaşacak asker vermekten teçhizat vermeye kadar her şey dahil.

***

Erdoğan’ın Putin kapılarında bekleyip 5 saatlik görüşmesinden sonra ortaya çıkan “açıklama metni”, Türkiye’nin, görünür gelecekte Moskova ile ilişkilerini, ne kadar şehit verilirse verilsin bozmayacağını gösteriyor. 

Her şeyden önce şunu vurgulayalım: yurtta barış, dünyada barış insanlığın tümünü kapsayan ortak bir ülkü. Bu bağlamda İdlib’de silahların susması iyidir. Her ne kadar kırılgan olsa da bu sürecin iyi değerlendirilmesi gerekir. 2011’den bu yana atılan adımlar Türkiye’nin lehine sonuç vermedi. Erdoğan, o adımları anımsayıp sonuçlarını alt alta koysa, en dibe bir çizgi çeker, bundan sonra başka bir yol izlemeli der. 

Erdoğan, 5 Mart’ta Moskova’ya gitmeden önce 3 Mart günü ABD’den şu açıklama geldi:

Türkiye’ye mühimmat yardımı yapabiliriz!

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı operasyonlarında nasırına basılmış gibi tepki gösteren, bir an önce durdurulmasını isteyen ABD, İdlib’de “savaşa devam et, sonuna kadar arkadayım” diyor.

Neden?

Aklı başında, ülkesini huzur içinde büyüterek yönetmek isteyen bir liderin durup düşünmesi, kendine “neden” sorusunu sorması gerekir.

Nedeni açık:

ABD, Rusya-İran destekli Esad rejiminin zayıflamasını, Türkiye’nin de savaşın içinde çırpınmasını istiyor. Öte yandan PKK uzantısı YPG/PYD’yi de koruyup kollamaya devam ediyor. 

Bu tabloda Rusya da ABD ile “sorunlu” görünmüyor. Zayıflamış Türkiye’nin her ikisi için de bölgeyi paylaşmak için “iyi” olacağını söylemeye gerek yok. 

Bu durumda 34 askerimizin şehit olmasına neden olan saldırıyı, herkes yapmış olabilir! 

***

İdlib’de “tüm askeri faaliyetleri durdurma” kararının ne kadar devam edeceği belli değil. Bölgeden gelen haberler kırılganlığı gösteriyor. 

Bu dipsiz kuyuda birbirine silah çeken gruplardan hangisinin ne zaman terörist ilan edileceği, hangisinin özgürlük savaşçısı katına ulaşacağı da belli değil. Terör örgütlerinin adı da özel kullanıma göre değişiyor!

Herkesin ayrı listesi var!

Böyle bir ortamda hem ABD hem Rusya demek bir mengenenin ortasında cesaret gösterisi yapmaya benziyor.

“Yerli ve milli” derken azıcık samimiyseniz Türkiye’yi Moskova-Washington hattından değil, Ankara’dan yönetin!


Yazarın Son Yazıları

Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020
Öyle bir Cumhuriyet ki! 7 Mayıs 2020
Koronadan sonra tufan! 5 Mayıs 2020
Aziz Nesin... Ne desin? 3 Mayıs 2020