Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu: İki haber adam!

08 Mart 2020 Pazar

Sevgili Barış Pehlivan, Sevgili Barış Terkoğlu,

Çok çok büyük olasılıkla bu yazıyı okuyacaksınız. Zira, yeniden başlayan hapislik günlerinin daha ilk saatlerinde, “Yarından itibaren bütün gazeteleri okumak istiyorum” demişsinizdir. Gardiyanlar da “Kantin günü geçti. İhtiyaçlarınızı karşılamak da özel izinle olacak” dediğinde, hemen karşılık vermişsinizdir:

“Biz yemek yemesek de olur. Ama haber okumasak, yazı yazmasak olmaz... Önce gazeteleri ayarlayın...”

Bilgisayar, internet Silivri’de henüz icat edilmediği için sadece gazete ve televizyonlardan haber alacaksınız...

On yıl sonra yine yeniden Silivri günlerinizin başlaması sizleri zerre kadar hüzünlendirmesin. Türkiye’nin tarihi böyle; gazeteciler için öldürülmek, hapse atılmak bir meslek hastalığı...

Madenci akciğer hastalığına yakalanır, kaynakçının gözleri bozulur, gazeteci tutuklanır, vurulur...

Dün siz yeniden Silivri düzenini tutarken 7 Mart 1990’da katledilen çağdaş, demokratik, laik Türkiye savunucusu Çetin Emeç’i andık...

***

Sevgili Barış Pehlivan, dün akşam saatlerinde gelen haberlerde Silivri’de fiziki işkence ile karşı karşıya kaldığını öğrendik. FETÖ, bu işleri daha “rafine” yapıyordu!

Hapse giderken bile dimdik olmanın karşılığı bunlar.

Yukarıda ilk gazetelere ulaşmak için çaba harcayacağınızı yazdım. Okurlar, sadece okumak için gazete istediğinizi sanabilir. İzninle biraz anılardan söz edeyim...

9 yıl önce bizim Silivri günlerimiz yıllanmaya başladığında sizleri de getirdiler. Önce Coşkun Musluk benim koğuşa geldi. Onu özgürlüğe yolcu ettikten sonra sen geldin... Hücredeki yalnızlığım seninle birlikte altı aylığına bitti. Gazetelerden haber çıkarma yeteneğine hayrandım. 

Anımsarsan, sen geldiğinde o dönem “hizmet hareketi” denen FETÖ ile AKP’nin arası açılmaya başlamıştı. Zaman gazetesinin satır aralarından buna ilişkin bulguları tek tek çıkarır, haber yapardın, dışarıya yollardın.

Bir gün yüzün nasıl gülüyordu, kahverengi bakışların parlamıştı. Gazetelerdeki satır aralarından tam 15 haber çıkarmıştın.

Sevgili Terkoğlu, seninle aynı koğuşta kalmadık, ama anımsar mısın, soğuk bir kış günü seninle haftada 45 dakika olan spor saatimiz çakışmıştı. Nasılsa spor sahasında birlikte yürümemize izin verdiler. Sana suçlandığım haberlerle ilgili konuları anlatmaya başlamıştım. Daha beşinci cümlede araya girip şöyle demiştin:

“Abi bunları yazabilir miyim?”

Hapisteyiz... Bedenlerimiz tutsak, ama beyinlerimiz ne kadar da hızlı koşuyordu...

***

Sevgili Barış’lar,

Siz gerçeğin çocuklarısınız...

Bir söz vardır; gerçek ayakkabısını gidinceye kadar, yalan dünyayı turlar!

Ama şu da bir gerçektir:

Gerçek, zamanın çocuğudur. Zamanla yalanlar küçülür, alçalır... Ama gerçek zamanla büyür!

Siz gerçeğin çocuklarısınız...

Bugünlerden geriye, ellerine verilen tutuklama kararlarını sizin yüzünüze okuyanlar değil, sizler kalacaksınız...

Haber için, gerçeğin ortaya çıkarılması için nelerin göze alınabileceğini en iyi ortaya koyan hiç solmayacak fotoğraflarsınız.

Yazacağınız yeni kitabı, kitapları dört gözle bekliyoruz.

Havalandırmaya güneş inmiştir. Saat 12.00’den sonrasını kaçırmayın... 

Yedi metre yükseklikteki duvarın üstündeki teller, gün batarken nasıl parlardı, o anları kaçırmayın...

Direnin gerçeğin çocukları...

Direnin haber adamlar...

Bu devran böyle gitmeyecek...


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020
Öyle bir Cumhuriyet ki! 7 Mayıs 2020