Hikmet Altınkaynak

Gece Kapladı Her Yeri…

12 Ocak 2014 Pazar

Tiyatro oyuncusu, yönetmeni, yazar Kemal Bekir 90 yaşında. Tiyatro tutkusunun ne zaman başladığını yeni çıkan “Unutmamak” adlı kitabında anlatıyor. Tiyatroya ilgisi İzmir’e gelen Devlet Tiyatroları’nın İzmir Fuarı’nda sergilediği oyunları izleyerek başlamış. Ardından ailesinden habersiz, Devlet Konservatuvarı’nın açtığı sınava girmiş. Tarih: 13 Eylül 1944. Tam 70 yıl önce. Bu sınavı ve kurulunu unutamıyor.
Ulvi Cemal Erkin, Necil Kâzım Akses, Ahmet Adnan Saygun, Nurettin Sevin, Prof. Klayn, Nurettin Şevket Taşkıran’dan oluşan kurul masa başında oturmuş, tek Sabahattin Ali ayakta, geziniyormuş. Onu bir gazetede çıkan fotoğrafından tanımış, sevinmiş. Sınav başlıyor…
Sınavda önce “Ezberinde şiir var mı” sorusu geliyor. Evet deyince de okumasını istiyorlar. Kemal Bekir’in ezberindeki şiir, Enis Behiç Koryürek’in “Venedikli, Venedikli, son saatin yaklaştı” gibi dizeleri olan hamasi bir şiir.
Sabahattin Ali araya girip şairi soruyor ve “Onu bırak başka yok mu?” diyor. “Var, Ahmet Haşim, Merdiven’ şiiri…” deyince, “Tamam işte, onu oku…” diyor. Kemal Bekir okuyor.
Ardından Prof. Klayn piyano başına geçiyor, çaldığı notaları seslendirmesini istiyor. Sonra o bırakıyor, Carl Ebert, Shakespeare’in “Kral Lear” oyunundan bir sahne anlatıyor, oyna diyor. Sonunda Kemal Bekir, sınavı kazanıyor, Ankara’nın yolunu tutuyor.
Kemal Bekir, hem sınav kurulunda, hem de öğretmenleri arasında Sabahattin Ali’nin olmasına çok seviniyor. Bu arada unutamadığı iki şey var: Sabahattin Ali’nin “Nâzım seninle aynı asırda yaşadığım için müftehirim” sözü ile Ant dergisinin “Sanat ve edebiyatta ilericilik-gericilik mi söz konusudur yoksa yenilikeskilik mi” sorusuna Sabahattin Ali’nin verdiği yanıt. Yanıtı şu: “İkisi de söz konusu değildir, ne ilericilik-gericilik, ne de yenilik-eskilik. Balzac kralcı, tutucu, burjuva değerlerine saygılı olduğu halde bir yazar olarak çağına ve içinde yaşadığı topluma tanıklık etme işlevini başarıyla gerçekleştirmiştir. Yazardan beklenen budur.”
Sabahattin Ali, çağına tanıklık etmiş bir yazardır. Hayatı ve yapıtları bunun en somut kanıtıdır. Şiirlerinden öykülerine, romanlarından çevirilerine varıncaya kadar çağını, dönemini yansıtır.
Aramızdan ayrılışının 65. yıldönümünde, geçen yıl “Gece Kapladı Her Yeri” başlıklı bir dinletiyle İş Sanat’ta anıldı. Bu yıl 13 Ocak’ta bu etkinlik yeniden sunuluyor.
“Gece Kapladı Her Yeri” Sabahattin Ali’nin “Hanende Melek” öyküsünde geçen, Melek’in söylediği bir şarkı. “Batan Gün Kana Benziyor” adıyla da biliniyor. Sözleri Necdet Rüştü Efe’nin (1900- 1969), bestesi ise ilk Türkçe ezanı seslendiren besteci, Hacı Hafız Saadettin Kaynak’ın (1895-1961). Geçmişte Müzeyyen Senar’dan, taş plaklardan dinleyememiş olanlar üzülmesin, benim gibi YouTube’dan dinleyebilirler.
İşte bu şarkıyı ince ve kısık sesiyle iki aydır geldiği kasabanın kahvehanesinde okuyan Hanende (bayan şarkıcı) Melek, hovarda ve sarhoş davavekili Hüseyin Avni’den iğrenmekte, ama yine de yüzüne gülmektedir. O gece de yine Hüseyin Avni gelir. Program biter. Melek, kendini hana götürecek garsonu beklerken Hüseyin Avni, götürmeye kalkar. Olan olur...
Diyeceğim şu ki, herkesin unutmadığı anıları vardır. Kemal Bekir, kendi unutmadıklarını yazmış. İyi de etmiş. Aslında onun unutmadıkları pek çoğumuzun da belki unutmadıkları… Hele Sabahattin Ali ile ilgili olanları, Cumhuriyet’in birinci kuşak aydınlarının yaşadıkları… Hele de günümüzde yaşananlar…
“Unutmamak” ve çağını yansıtan yazarları okumak gerekli. Bugünler için söylenmiş sanki: “Gece kapladı her yeri.” Yeter artık. Güneşli günler gelmeli…  


Yazarın Son Yazıları

Ekim gündemi 1 Ekim 2020
Atatürk dedim önce... 24 Eylül 2020
Ziller çalmasın! 3 Eylül 2020
Beş yıl geçti... 27 Ağustos 2020
Şiirle dünya yolculuğu... 20 Ağustos 2020
Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020