Hikmet Altınkaynak

Deli eder insanı bu dünya

15 Kasım 2018 Perşembe

İstanbul Kitap Fuarı tüm yoğunluğuyla sürüyor. Yüz binler hayatı edebiyatla kuşatmak için kitaplara koşuyor. Ne güzel! Yazar, okur, yayıncı heyecanlı...
Dün, Türk edebiyatının yıldız şairlerinden Orhan Veli’nin aramızdan ayrılışının 68. yıldönümüydü. Kız kardeşi Füruzan Yolyapan’ı ziyaret etmek, duygularımı sunmak istedim. Rahatsızmış, gidemedim. Sağlık dileklerimi buradan iletiyorum. Onunla yaptığım söyleşilerden bir kesiti paylaşmak, Orhan Veli’yi de sevgiyle, özlemle anmak istiyorum.
Bu söyleşiyi, salon duvarını şair Metin Eloğlu’nun resimlediği evinde, pencere önünde gerçekleştirirken, bu güzel fotoğraf da evdeki yardımcısı tarafından çekilmişti.

Füruzan Hanım, Orhan Veli’nin on yaş küçük kız kardeşi, 94 yaşında. Emekli bir banka memuru. Eşini birkaç yıl önce yitirdi. Eşi İbrahim Yolyapan’ı da bir iki kez katıldığım Aydın Boysan, Fethi Naci’nin bulunduğu yazarlar sofrasında tanıdım. Güler yüzlü sıcak bir insandı. Edebiyatçılarla dostluğu vardı.
Orhan Veli, kısacık ömründe, Türk şiirinde Nâzım Hikmet’ten sonra yeni bir devrim yapan şairdir. Melih Cevdet ve Oktay Rifat’la birlikte Garip kitabıyla (1941) ‘Birinci Yeni’yi başlattı, Nâzım Hikmet’in kurduğu (835 Satır, 1929) şiir yapısı üzerinden bir sıçramayla şiirimize yeni bir soluk getirdi. Onun açtığı yol pek çok şairi şiiriyle, şiir anlayışıyla ve yaşamıyla etkiledi. Milyonlar etkilendi, hayranı oldu, çok sayıda öykünmeci onu izledi. Birinci Yeni, 1955’te ortaya çıkan İkinci Yeni’ye kadar edebiyat ortamını kasıp kavurdu. Çünkü Orhan Veli daha 1940’larda “Deli eder insanı bu dünya; / Bu gece, bu yıldızlar, bu koku, / Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç” diyerek ya da “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı” sözleriyle hayatı kuşatan şiirler yazıyor, yaşama sevincini dile getiriyordu...
“Keşke Orhan Veli tek şair olmasaydı, çok sayıda olsaydı da toplum daha güzele gitseydi, günümüzdeki sıkıntılar yaşanmasaydı... Şiir eğitimini, edebiyat eğitimini aynı zamanda bir ahlak eğitimi olarak görüyorum ben...” diyerek Füruzan Hanım’ın bu konuda ne düşündüğünü sormuş, şu yanıtı almıştım:
“Haklısınız, Orhan Veli dünyada diyebileceğim, sadece İstanbul’da, Türkiye’de değil, dünyada nadir olarak yetişmiş, namuslu ve efendi bir insan. Yaşamında hiçbir şekilde, hiçbir taviz vermedi maddi çıkarı için. Aynı zamanda fevkalade nazik, insanları çok seven, insanlara karşı çok saygılı, ailesine karşı, anneme, babama fevkalade saygılı bir insandı. Biliyor musunuz, öldüğü zaman 35.5 yaşındaydı.”
Füruzan Hanım da çok haklıydı. Orhan Veli günümüzde yaşasaydı, “Deli eder insanı bu dünya” dizesini yazabilir miydi? Güzel havaların mahvettiği Orhan Veli, “Heeeey! / Ne duruyorsun be, at kendini denize; / Geride bekliyenin varmış, aldırma; / Görmüyor musun, her yanda hürriyet; / Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; / Git gidebildiğin yere” diyebilir miydi?
Ne dersiniz?  


Yazarın Son Yazıları

Atatürk dedim önce... 24 Eylül 2020
Ziller çalmasın! 3 Eylül 2020
Beş yıl geçti... 27 Ağustos 2020
Şiirle dünya yolculuğu... 20 Ağustos 2020
Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020
Yolculuk deyince... 9 Temmuz 2020
Bugün 2 Temmuz! 2 Temmuz 2020
İlhan Abi’yi okumak... 18 Haziran 2020