Hikmet Altınkaynak

Birinci 100 yazı ve...

06 Ağustos 2020 Perşembe

“Edebiyatın Işığında”nın 100. yazısını yazıyorum. İlk yazımın Cumhuriyet’te çıktığı tarih, kırk yıl öncesine dayanır. Belki daha eskiye... Onların sayısını bilemem. İşte taa o günlerden tanıdığım yazar, öğretmen Ahmet Köklügiller aradı telefonla İzmir’den. Yıllar var ki karşılaşmamış, konuşmamıştık. Hoşbeşten sonra benim “Kısa yazmak” başlıklı yazımda Tarık Dursun K’den aktardığım anekdotu çeşitlendirdi: “Adamın biri arkadaşına uzun bir mektup yazmış. Sonuna da not koymuş: Vaktim yoktu, kısa yazamadım, kusura bakma!” demiş!

Çok güldük ikimiz de. Sonra arkadaşlarının eskiden Melih Cevdet Anday’ın, Cumhuriyet’teki yazılarını nasıl dört gözle beklediklerini aktardı. “Ben de şimdi perşembeleri senin yazını bekliyorum” diye incelik gösterip yazılarımı övdü, kutladı. Bunu derken içtendi. Çok sevindim. Ayrıca bu yargısının İzmir’de bir grup Cumhuriyet okuru arkadaşının ortak duyguları olduğunu söyledi, gurur duydum.

Bundan güzel bir övgü olabilir mi? Bu benim kişiliğimde elbette Cumhuriyet’e, yazarlarına, kültür sanata övgüydü, gazetemizin okur dünyasındaki değeriydi.

Binlerce okur yetiştirdi

Köklügiller Hocamız, Türkiye’nin aydınlanması için binlerce ortaokul, lise öğrencisi, okur yetiştirdi. Onlarca kitap yazdı. Belki de ilk kez, 1981’de Çocuklar İçin Nutuk kitabını o hazırladı. Mustafa Kemal’in bu başyapıtı, bugün çocuklar, gençler için pek çok yayınevi tarafından kısaltılarak basılıyor. Ama o, bunun gerekliğini 40 yıl önce görmüş ve yayımlamıştı. Köklügiller’in eğitim kitapları arasında Yazım Noktalama ve Kısaltmalar Sözlüğü, Atatürk’ün İlkeleri ve Düşünceleri gibi kitapları bulunuyor. Çok sayıda kitabıyla eğitime katkısını sürdürüyor. Ne güzel!

Titiz okurların uyarısı

100 yazı içinde keşke yazmasaydım diyebileceğim yazı olmadı. Belki kimilerine keşke şunu da ekleseydim diye aklımdan geçti. Örneğin İBB’de Halk Ekmek’i kuran Belediye Başkanı Ahmet İsvan’dı, İsvan’ın basın danışmanı Gülsen Tuncer’di, yeterince anlatamadım. Yolculuk Kitapları daha sürebilirdi...

Evlere kapandığımız şu günlerde herkes, 24 saatini kitaplara ayırmış görünüyor. Buna karşın eğitim sisteminin bozukluğu yüzünden gençler ne yazık ki, yeterli eğitim alamıyor. Bir de ekranların tutsağı oluyorlar. Üniversiteyi bitiren de bitirmeyen de işsiz kalıyor.

Bu yıl YÖK, lisans programlarındaki barajı 180’den 170’e düşürmüş, böylece YÖK’ün de öğrencinin de başarısı yükselmiş! İki puan arasında 144 bin aday elenmekten kurtulmuş, üniversiteye girecekmiş!

Dijital teknoloji

Edebiyat kitapları okumayan gençliğin başarısı düşüyor. Ayrıca tüm zamanını ekran başında bilgisayarla, iPhone’la geçiren gençliğin de tam başarıyı yakalaması zor görünüyor. Konuyu Meltem Küskü Schmidt, Ekran Çocukları (Remzi Kitabevi, 2020) adlı kitabında irdeliyor. Kitaptaki bilgiye göre yazar, Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi’nde başladığı öğrenimini işletme fakültesinde 1995’te tamamlıyor. Beş yıl yurtta, kısa süre Almanya’da ve 2019 Haziranı’na kadar da İsviçre’de çalışıyor. Şu anda ise Cenevre’de eşi, iki çocuğu ve iki muhabbet kuşuyla yaşıyor, psikolojik danışmanlık yüksek lisansı yapıyor.

Öncelikle çocuklarının dijital teknolojiye tutkunluğu, ona bu kitabı yazdırmış. Bir acı gerçek de 2018’de Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre, 5 yaşından küçük çocukların yüzde 76’sı iPad kullanıyormuş! Schmidt, uzman gibi çalışmış, ilginç verilere ulaşmış. Örneğin 11 yaşındaki ortaokula giden oğluna babasının eski iPhone’unu vermişler. Oğlunun tercihleri, davranışları ve ruhsal durumu değişmiş. Yorgun, bitkin, orası burası ağrıyan, iPad ya da iPhone ile günlerini geçiren bir çocuk olmuş. Hemen geri almışlar. Bir süre sonra düzelmiş.

Türkiye’de ise eğitim sisteminin karmaşası bir yandan, dijital teknolojinin getirdiği cihazlara bağımlılık öte yandan, eğitimde başarıyı da düşürüyor. Ekran Çocukları’nı yalnız anne babalar değil, MEB ilgilileri de okumalı, yararlanmalı diye düşünüyorum.

Apple’ın patronlarından Steve Jobs’a New York Times muhabiri Nick Bilton sormuş: “Çocuklarınız iPad’i seviyorlar değil mi?” Yanıtı hepimize uyarı sanki: “Hiç kullanmadılar, evde çocukların kullanabileceği teknolojik imkânları sınırlıyoruz.

100. yazı da yine yazmak, okumak, güzellikleri paylaşmak üzerine oldu. Türkiye’nin aydınlanması için devrimci bir eğitim sistemi kaçınılmaz. Yalnızca -varsa- iyi ders kitaplarıyla, -kalbi kırık- ama çalışkan öğretmenlerle çözülecek gibi değil.

Ayrıca öğrencilerin başarılı olmaları için de bolca edebiyat, felsefe kitapları; dergi, gazete okumaları ve dijital teknolojiye tutsak olmadan, yeterince yararlanmaları, yaşamı sorgulamaları gerekmez mi?


Yazarın Son Yazıları

En uzun yıl biterken 31 Aralık 2020
Tevfik Fikret olmasaydı... 24 Aralık 2020
Başöğretmen Atatürk 19 Kasım 2020
Orhan Veli... 12 Kasım 2020