Libya’yı Seyrederken-II

31 Ağustos 2011 Çarşamba
\n

\n

Pazartesi günü Libya olayının etrafında gelişen tartışmaları üç başlık altında toplamış Birinci ve İkinci başlık altındakileri irdeleyince,Libya halkı, özgürlük mücadelesi verdiğini düşünürken ABD dış politika çevreleri, onların sırtından planladıkları rejim değişikliği projesi modelinin başarısını, gelecekte bir şablon oluşturabileceğini tartışıyorlar” sonucuna ulaşmıştım. Bu sonuç üçüncü başlıktaki Geçici Konsey, Libyayı stabilize edebilir misorusuna verilecek cevapla doğrudan ilgili.\n

\n

Olacak gibi değil... \n

\n

Tartışmalarda, “Geçici Konsey’in Libyayı stabilize edemeyeceği” varsayımı etrafında bir mutabakatın oluştuğu görülüyor.\n

\n

Stabilizasyon için 140 aşiretten oluşan Libya’da, bu aşiretler arasında, yeni kurulacak rejim üzerinde bir mutabakatın oluşması gerekiyor. \n

\n

Kaddafi rejiminin yıkılması, bu aşiretleri bir arada tutan mutabakatı ve korkuyu çözdü. Halen, isyancıların bu mutabakatı yeniden kuracak kaynaklardan ve kurumlardan yoksun olduğu görülüyor. Kaddafi ve El Magarta aşiretlerinin yanı sıra en büyük aşiret federasyonlarından, İtalyan sömürgecilerine karşı mücadelesiyle ünlü Valfall aşiretinin (Kaddafi’nin karısının aşireti) Kaddafi’yi desteklemeye devam ettiği söyleniyor. Buna karşılık, isyancı fraksiyonların arasındaki rekabetin, şimdi Trablus’a girildikten sonra bir paylaşım savaşına dönüşmesi bekleniyor. Kaddafi’nin yaklaşık 8 bin kişilik elit askeri birliğinin savaşmadan kaybolması, Saddam’ınkinin 10 katına ulaştığına inanılan silah stoklarının varlığı, bir gerilla savaşının gündemde olduğunu düşündürüyor. \n

\n

Bu silah stoklarının 2 binden fazla, SA-24/Igla-S tipi portatif hava savunma roketini, çok sayıda 122 mm’lik omuzdan kullanılan roketi içeriyor olması, bunların silah piyasasına çıkma, terörist grupların eline geçme olasılığı kaygı yaratıyor. \n

\n

Kaddafi rejimi son derecede merkezi, kurumsal yapısı çok zayıf, şiddetin ön planda olduğu bir devlet aygıtına dayanıyordu. Bu yapı, isyancılara kullanılacak hemen hiç kurum bırakmadan dağıldı. İsyancıların, bunun yerine sıfırdan yeni bir devlet inşa edecek ne örgütlenmeleri ne de kadroları var.\n

\n

‘Peki ne olacak?’ \n

\n

Biz elimizden geleni yaptık, artık gerisi Libyalılara kalsın diyen var ama, bu müdahaleye neden oluşturan Koruma Sorumluğu(R2P) doktriniyle uyuşmuyor. Ayrıca, kır sonra bırak git anlamına geldiğinden ahlaken de savunulacak gibi değil. Hem de Batı’nın derin bir ekonomik krizle, bunun harekete geçirdiği bir isyan dalgası olasılığıyla cebelleştiği sırada: Cecil Rhodes’in dediği gibi, Beyler içerde devrim istemiyorsanız, dışarda imparatorluğu (sömürgeciliği) kabul edeceksiniz. (Dünya Ekonomisine Bakış, Cumh. 01.11.2010).\n

\n

Libya olayı, talep yetersizliği, yatırım, süper kâralanı eksikliği (kaçacak mekân yokluğu) sıkıntısı çeken Batı sermayesine, petrol, gaz ve devasa içme suyu kaynaklarıyla, Merkez Bankası’nın 140 ton altın stoklarıyla, özelleştirmeyi bekleyen işletmeleri, savaştan sonra yeniden yapılması gerekecek kentleriyle, altyapısıyla, silah satın alma, tüketim malı ithal etme kapasitesiyle potansiyel olarak yeni, büyük değerlenme olanakları sunuyor. Gazeteler, ABD ve Avrupa, hatta Körfez şirketlerinin çoktan kuyruğa girdiğini bildiriyorlar. \n

\n

ABD’nin, hiçbir Afrika ülkesi kabul etmediği için halen İsviçre’de üstlenmiş Afri-Com ordusu için Afrika’da bir yer bulmak gerekiyor.\n

\n

Council on Foreign Relations’ın direktörü Richard Haas’a göre şimdi oluşmaya başlayan durumu Libyalıların kendi başlarına yönetmeleri olanaklı değil”... Düzeni kurmak ve korumak için, uluslararası bir gücü de içerecek bir uluslararası yardım, bir süre için gerekli olacak”... “Obamanın sahaya asker indirmeme kararını değiştirmesi, ilk elde en azından yüzlerce sivil ve asker danışman gönderilmesi gerekecek (Financial Times, 22/08).\n

\n

Mart ayında NATO Kuvvetleri Komutanı Amiral Samuel Locklear, Kaddafinin devrilmesinden sonra küçük bir gücün devreye girmesi gerekebilir (The NewStatesmen, 25/08) diyordu. Mayısta, Amiral James Stavridis, ABD Kongre Komisyonu’nda konuşurken Bir stabilizasyon rejimi olasılığından söz etmişti. Geçen hafta salı günü NATO sözcüsü, Oana Lungescu, “Libyada devrimciler talep ederse yardıma istekli olduklarını açıklamıştı (Wired, 23/08).\n

\n

NATO olaya, masumların öldürülmesini engellemek için hava kalkanı kurmak üzere başladı, sonra doğrudan Kaddafi güçlerine saldırmaya başladı, rejim değişikliği hedefini benimsedi, şimdi de yeniden yapılanmayı üstlenmeye hazırlanıyor.\n

\n

Karşımızda sanırım şimdi yeni bir model var: Önce bir devrimci dalga, dalganın denetim altına alınarak, liderliği belirlenerek silahlı isyana dönüştürülmesi, bu liderliğin NATO’dan sivillerin koruması için yardım istemesi, Batı’nın etkisi altındaki bir uluslararası bölgesel örgütün (Arap Birliği) onayı arkasından rejim değişikliği, yeniden inşa bahanesiyle sömürgeleştirme...

\n

Yazarın Son Yazıları

Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020
Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020
Adamlar seçimle gitmiyor! 17 Ağustos 2020
Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020