Libya’yı Seyrederken...

29 Ağustos 2011 Pazartesi
\n\n\n

Ekranlar, gazete sayfaları Libya haberleriyle dolu. Bir olgu bombardımanı altındayız. Hepimiz Libyada ne olduğunu görüyoruz”. Ama deneyimi yaşayıp da anlamını kaçırmak(T.S.Eliot) da var. Hem biz hem de Libya halkı için...

\n

Bu nedenle ben olgulardan çok, anlam arayışları”, Libya olayı gelişirken yaşanmakta olan tartışmalarda öne çıkan noktalar üzerinde duracağım.

\n

‘Anlatılanlar’ ve tartışılanlar

\n

ABD ve Avrupa medyasında, El Cezire yayınlarında egemen olan Libya anlatısışöyle: Kaddafi diktatörlüğüne karşı bir ayaklanma başladı. Kaddafi, isyancıları, Eğer silah bırakır, teslim olursanız genel af çıkaracağım. Yoksa hepinizi kapı kapı dolaşarak bulup imha edeceğim sözleriyle tehdit edince, Birleşmiş Milletlerin koruma sorumluluğu (R2P) ilkesine uygun koşulların oluştuğuna karar veren ABD, Fransa, İngiltere, BM Güvenlik Konseyinden, sivillerin korunması için gereken her şeyin yapılmasını onaylayan bir karar çıkarttılar. NATO, Libyadaki isyancıları, Kaddafinin uçaklarına, roketlerine karşı, havadan korumak için devreye girdi. Bu koruma sayesinde isyancılar gittikçe güçlendiler, geçen hafta da Kaddafi rejiminin merkezi Trablusa girdiler... Şimdi Libyada, demokratik, dünya ekonomisine açık bir rejim inşası süreci başlayabilir.

\n

Libyada yaşananlar Libya halkının özgürlük mücadelesinin bir başarısıdır. NATO yalnızca koruma işlevini yerine getirerek bu başarıyı çabuklaştırmıştır. Bundan sonra olacaklar yeni Libya yönetiminin demokrasiye geçiş sürecinin hedeflerine tabi olacaktır.

\n

Medyada anlatılanlar bunlar. Dış politika alanında uzmanlaşmış yayınlarda, dış politika uzmanlarının gazete köşelerinde tartışılanlar ise birazfarklı.

\n

Bu tartışmaları üç başlık altında toplayabiliriz. \t(1) NATO Libyada başarılı oldu mu? Libya gelecekte \t\t- örneğin Suriye- için birşablonoluşturabilir mi? \t(2) Obama yönetiminin Libya politikası yeni bir dış politika doktrinine mi işaret ediyor? \t(3) Ulusal Geçici Konseyi, Libyayı stabilize edebilir mi?

\n

NATO başarılı mı?

\n

NATO Genel Sekreteri Rasmussene göre NATO en azından üç açıdan başarılıdır. (Foreign Affaires, Temmuz/Ağustos 2001) Afganistanın NATOnun son alan dışı harekâtı olacağını düşünenlere, Libya, önceden bilinemezlikhalinin, her güvenlik paradigmasının özünü oluşturduğunu göstermiş. NATO ve müttefiklerinin askeri kapasiteden yoksun olmadığını, zaafların siyasi karar mekanizmalarından kaynaklandığını kanıtlamış. Libya, NATOnun hazır, becerikli ve eyleme geçmeye hazır olmasının ne kadar önemli olduğunu göstermiş.

\n

The Economist, NATOnun hiç sahaya inmeden (özel kuvvetler personeli hariç), hiç kayıp vermeden çok iyi bir zafer kazandığını düşünüyor. NATOnun ABD, Avrupa, Türkiye, körfez ülkeleri gibi farklı güçleri bir arada tutabilmesi, aralarında bir modis operandi kurması da bir başarı. The Economiste göre bu eşgüdüm ve iş bölümü, gelecekte ortaya çıkacak durumlar için bir şablon oluşturabilecek.

\n

NATOnun sanıldığı kadar başarılı olmadığını düşünenler, örneğin Royal United Services Instituteün Direktörü Michael Clark, harekâta 28 üyeden yalnızca 8inin katılmış olmasına dikkat çekiyor. Geniş çaplı ittifaklara dayalı askeri operasyonlar artık tarih olmuş. Irakta olduğu gibi Libyada da bir istekliler ittifakısöz konusuymuş. (The Guardian, 25/08) Atlantic Councilin Direktörü James Joyner de, The National Interestte, Libyanın nasıl yoksul, küçük ve geri bir ülke olduğunu vurguladıktan sonra, NATOda birleşik vizyoneksikliğine, kaynak yetersizliğine işaret ediyor, Teneke bir diktatörü ancak altı ayda devirebilmek bir başarı sayılmaz. Aksine herkesin aklını başına getirmelidir diyor.

\n

Council on Foreign Relationsun Ortadoğu, Kuzey Afrika uzmanlarından Robert Danin NATOnun hareketinin kapsamını giderek genişleterek (“mission creep”) sonunda, işi rejim değişikliğine vardırarak, şimdi Libyaya tümüyle bağlanmış, Kaddafiden sonra kırılan devletiyeniden yapmayı üstlenmek zorunda kalmış olmasından yakınıyor. Buna karşılık, Danin, Suriyenin çok daha gelişmiş bir toplum olduğuna, orada devlet inşası açısından aynı ölçüde büyük sorunlarla karşılaşılmayacağına değiniyor.

\n

Obama’nın yeni doktrini

\n

Kimi uzmanlara göre, Libya operasyonu, Obama yönetiminin yeni bir savunma doktrini geliştirmekte olduğunu gösteriyor. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu Masası, Bush dönemi Direktörü Michael Dorana göre, Obamanın, Kaddafi rejimi çökerken, 18 Ağustosta Beşşar Esada iktidarı bırakçağrısı yapmış olması, Haziran 2009 Kahire konuşmasıyla başlayan yönelimin tükendiğinin kanıtı. Bu tükenişte, ABDnin Ortadoğudaki aracısı olmayı kabul eden Türkiyenin ve Obamanın söyleminin ortağı olmayı vaat eden Erdoğanın, beklenenleri yerine getirememiş olmaları da rol oynamış. Doran, şimdi yeni bir modelin inşasının gündemde olduğunu savunuyor. (Foreign Policy, 22/08)

\n

Demokrat Parti eğilimli Democracy dergisinin editörü, Newsweek ve The Guardian yazarlarından Michael Tomaskyye göre, Dünyanın bir yerinde önemli değişiklikler gündeme gelince hemen içine atlamamak... Gücünü ve etkisini temkinli bir biçimde, başkalarıyla birlikte, Libyanın Mısırdan, Suriyenin de Libyadan farklı olduğunu bilerek kullanmak yeni bir doktrinin varlığına işaret ediyor. (Daily Beast, 23/08)

\n

CNN Dış İşleri Programının yapımcısı ve Time dergisi editörlerinden, Fareed Zakaria da Tomasky gibi düşünüyor, hatta bu yeni doktrininiyice belirginleştiğine inanıyor. Bu bağlamda, ABD, Libyaya müdahale etmeye şu üç koşulun bir araya geldiğinden emin olduktan sonra karar vermiş: (1) Değişim için savaşmaya, ölmeye hazır bir grubun varlığı (yerli kapasite); (2) Arap Birliğinin müdahale çağrısında olduğu gibi, bölgesel olarak kabul gören bir meşruiyet; (3) Müdahalenin yükünü, Fransızlarla ve İngilizlere gerçek bir biçimde paylaşmak.

\n

Zakariaya göre, ABDnin desteği olmasa (Tomahawk füzeleri), kimse Kaddafinin hava kapasitesini bu kadar hızlı yok edemez, bu operasyon başarılı olamazdı. Bu yeni model iki şeyi gerçekleştiriyor: Dışarıdaki koalisyonla aynı amaçları paylaşan bir yerel koalisyon ve gerçek bir yük paylaşımı. Bu koşullarda ABD, eski, her şeyi kendi yapan, tüm yükü üstlenen modelden farklı olarak gereken yerde gerektiği kadar müdahale ediyor.

\n

Obama yönetiminin Ulusal Güvenlik Konseyi iletişim danışmanı Ben Rhodes de Libya müdahalesinin iki yaklaşımdan kaynaklandığını anlatıyor: Rejim değişikliği amacının yerel bir güç tarafından benimsenmesi, ABD tarafından benimsenmesinden daha etkili ve meşru olacaktır. Bütün yük ABD tarafından üstlenilmeyecektir.” (Foreign Policy 24/08)

\n

Bu tartışmalardan benim anladığım şu: Libya halkı, özgürlük mücadelesi verdiğini düşünürken, ABD dış politika çevreleri, onların sırtından planladıkları rejim değişikliği projesi modelinin başarısını, gelecekte bir şablon oluşturabileceğini tartışıyorlar.

\n

Çarşamba günü Geçici Konsey, Libyayı stabilize edebilir mi? tartışmalarına bakarak devam edeceğim.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020
Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020
Adamlar seçimle gitmiyor! 17 Ağustos 2020
Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020