Çin’in Yükselme Süreci ve Yeni Bir Mali Kriz Olasılığı

11 Temmuz 2011 Pazartesi
\n\n\n

Geçen hafta, Çin Komünist Partisinin 90. kuruluş yılı kutlamaları ve Başbakan Wenin Avrupa Birliği gezisi bağlamında gündeme gelen tartışmaları aktarmaya çalışmıştım. Bu tartışmaların odağında Çinin Avrupa Birliğine yardım elini uzatmasının anlamı, Çinin dünya sisteminde liderlik konumuna yükselme olasılığının dinamikleri vardı.

\n

Geçen hafta boyunca Çinle ilgili tartışmaların odağında, Çin ekonomisinde mali (kredi) kriz riski, gerçeklemesi durumunda dünya ekonomisi üzerindeki olası etkileri vardı.

\n

‘Yeni düzen geliyor’

\n

Çinin hegemonik ülke konumuna yükselme süreci üzerine When China Rules The World... başlıklı kitabıyla dikkat çeken Martin Jacquesın (Britanya Komünist Partisinin post-modern teorik yayın organı Marxism Todayin 1977den 1991de kapanmasına kadar editörü) geçen hafta, muhafazakâr eğilimi Amerikan dış politika dergisi The National Interestte ilginç bir yorumu yayımlandı.

\n

Jacques, Batı merkezli mali krizin ABD ve Çin arasındaki dengeleri değiştirdiğini, Çinin ABDyi yakalayarak geçme sürecini kısalttığını ileri sürdükten sonra, Çinin hegemonyası altında dünyanın yeni bir biçim alacağını vurguluyordu. Batı dünya nüfusunun çok küçük bir bölümünü oluşturuyordu, yeni düzen çok daha geniş bir kesimi kapsayacağından daha demokratik dolayısıyla daha iyi olacakmış, Jacques bu düzenden korkmamak, bir an evvel hazırlanmak gerekir diyor.

\n

Jacuesın, başka yorumcular tarafından da benimsenen, adeta zamanın ruhunu temsil eden bu savı gerçekten de çarpıcı somut verilere dayanıyor ama, önemli bir zaafı var. Sürecin kesintiye uğramada ilerleyeceğini var sayıyor. Halbuki Çinden kaynaklanan bir mali kriz, bu krizin dünya ekonomisindeki etkileri, bu etkilerin olası siyasi-askeri yansımaları karşımıza, bugünden çok farklı ama, hiç de demokrasi, istikrar vadetmeyen bir senaryo koyabilir.

\n

‘Bir numara’ \tolmaya doğru...

\n

Goldman Sachsın 2005te yayımladığı bir çalışma Çinin 2027den sonra ABDyi geride bırakacağını ileri sürüyordu. Martin Jacquesa göre kriz bu tarihi daha yakına, 2020ye çekti. Çünkü, ABD ekonomisi mali krizde iyice yavaşlarken Çin ekonomisi yüzde 8-9 gibi yüksek bir hızla büyümeye devam ediyor. Bu farklılaşmanın sonuçlarını da görmeye başladık. Çin 2010 yılında Almanyayı geçerek dünyanın en büyük ihracatçısı, Japonyayı da geçerek ABDden sonra ikinci büyük ekonomisi oldu: 2011 başında, 110 yıldır kesintisiz dünyanın en büyük imalatçısı konumunda olan ABDyi geride bırakarak birinci sıraya yerleşti. Pazartesi yazımda aktardığım gibi, Çin dünyanın en çok kredi veren ülkesi konumuna yükselmiş durumda. Çin Kalkınma Bankası ve Çin Exim Bankın 2009-2010 yıllarında gelişmekte olan ülkelere verdikleri kredilerin toplamı, Dünya Bankası kredilerini geçti. Sırada Dünya Bankası ve IMFnin marjinalleşmesi, Remninbinin doların yerine geçerek uluslararası rezerv para konumuna yükselmesi var...

\n

...tabii, bu arada \t\t‘patlamazsa...’

\n

Gerçekten de, geçen hafta benim izleyebildiğim tartışmaların odağında, Çindeki hızlı ekonomik büyümenin beraberinde getirdiği borç köpüğü ve bir banka krizi olasılığı vardı.

\n

Örneğin Foreign Policy dergisinin altı Çin uzmanını bir araya getiren tartışmasında, katılanların hepsi, sorunun Çinde devletin ekonomik büyümeyi sürdürmek için yatırımları teşvik etmesinden kaynaklandığını savunuyorlardı. Bu teşviklerin sonucunda yerel yönetimlerin, borçları 1.3 trilyon dolarla 2.2 trilyon dolar arasında bir büyüklüğe ulaşmış.

\n

Tartışmaya katılan uzmanların bir kısmı, bu kredi köpüğünün eninde sonunda patlayarak bir resesyona yol açacağına inanıyorlar. Buna karşılık bir kısmı, alacaklıların devlet bankaları olmasından hareketle, bu köpüğün, patlamasına izin verilmeyeceğine, patlasa bile kontrol altına alınabileceğine inanıyorlar. Hatta, George Town Üniversitesinden ve Atlantik Konseyi üyesi Prof. Albert Keidel, Çinin daha çok alt yapı yatırımına gereksinimi olduğunu savunuyordu.

\n

New York Timesın aktardığına göre Harwarddan ve sekiz yüz yıldır tekrarlanan mali çılgınlıkları araştıran bir çalışmanın ortak yazarı Prof. Kenneth Rogof, Prof Keidelin iyimserliğini paylaşmıyor, bu köpüğün patlayarak, tüm dünya ekonomisini etkileyecek bölgesel bir resesyona yol aşacağına inanıyor (David, Barboza 06/06/11).

\n

Çinde inşaat sektöründe oluşan kredi köpüğünü, Çinin dokuzuncu büyük kenti Wuan örneğinden hareketle inceleyen New York Times araştırması, Çinde sabit sermaye yatırımlarının GSMHnin yüzde 70ine eşit bir büyüklüğe ulaştığına dikkat çekiyor. Mali krizden önce ABDde tüketici harcamaları benzer bir büyüklüğe ulaşmıştı. Köpük patlayınca, tüketim hızla gerileyerek resesyona yol açtı. Çinde de benzer bir durum oluşmaya başlayınca devlet, kamu harcamalarıyla büyümeyi sürdürmeyi deneyebilir ama, nereye kadar ve bunun enflasyon, gelir dağılımı ve Remninbinin değeri açısından etkiler ne olur?

\n

Patlarsa ‘küresel \t\tdepresyon’

\n

1980’den bu yana bir finans bülteni yayımlayan Mark Skousen, 97 milyar dolarlık varlıkları yöneten küresel yatırım kurumu GMOnun uzmanlarından, mali piyasalarda spekülatif köpükler üzerine en yetkin analistlerin başında gelen Edward Chancellorun 2010 yılında hazırladığı Çinin 10 kırmızı bayrağı (risk göstergesi) çalışmasına dayanarak bu köpüğün patlamasının kaçınılmaz olduğunu, hatta Chancellorun bu köpük, internet (dot.com) köpüğümün son aşamasını andırmaya başladı saptamasından hareketle yakında patlayacağını ileri sürüyor. Bu 10 kırmızı bayrak kısaca şöyle: Çok cazip ama abartılı bir büyüme öyküsü; ekonominin yönetimindekilere aşırı güven; yatırımlarda hızlı ve sermayeyi doğru yönlendiremeyen bir artış; yolsuzluklarda ani bir artış; para arzında, ucuz kredilerin büyümesinde hızlanma; esnek olmayan bir döviz rejimi; aşırı risk almayı teşvik eden bir açgözlülük; kaldıraçlı yatırımlar artarken, getirilerinin giderek düşmesi (Minskinin Ponzi piramidine benzettiği durum), gayrimenkul karşılığı verilen aşırı riskli (eşik altı) krediler.

\n

Peki ya patlarsa?

\n

Kredi köpüğü patlar ve Çin ekonomisinin büyümesi belirgin bir biçimde, örneğin yüzde 5 düzeyine, gerilerse Fitchs Ratingse göre emtia fiyatları yüzde 20 düşebilir. BCA Araştırma Grubunun Global Stareji Müdürü Chen Zaoya göre, Çin ekonomisindeki yavaşlama, dış ticarette sert bir gerilemeye yol açarsa, dünya ekonomisinde bir deflasyonist şok yaratabilir. Nihayet köpük patlayınca, bankalar, nakit yaratabilmek için ellerindeki ABD borç kâğıtlarının satmaya başlayabilirler. Bu satışlar dolar faizlerini yükselmeye zorlayarak, ABDde yeni bir mali kriz ve yavaşlama döngüsü yaratır.

\n

İlginç olan şu ki, Çinden kaynaklanacak bir mali kriz, göreli olarak çok daha kırılgan olan Batı ekonomilerini Çine göre daha çok sarsacağından, 1930lu yıllarda, ABD ekonomisinin konumunu anımsatan bir biçimde, Çinin yükselmesini hızlandırabilir...

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020
Adamlar seçimle gitmiyor! 17 Ağustos 2020
Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020