‘İran Cephesinde’ Yeni Bir Şey mi Var?

01 Ağustos 2011 Pazartesi
\n

\n\n\n

Geçen hafta uluslararası medyayı izlerken, İranın, Suriyeden Iraka, füze kalkanı projesinden El Kaide bağlantıları iddialarına kadar çeşitli alanlardan gelen sinyaller bağlamında, bölge jeopolitiğinin ekranlarında yeniden öne çıkmaya başladığını düşündüm.

\n

‘Irak’ı yöneten \t\tİranlı general’

\n

ABD basını uzun süredir Irakta ABD askerlerini öldüren patlayıcıların İrandan geldiğini ileri sürüyordu. Haziran ayında, ABDnin Iraktaki askeri kayıpları birden uzun süredir görülmeyen düzeylere çıkınca bu iddialar yeniden gündeme geldi. Washingtonda yayımlanan National Journalın ve The Guardianın aktardıklarına göre, haziran ayında Irakta öldürülen 14 ABD askerinden 12si İran kaynaklı EFP adı verilen patlayıcılara ve IRAM olarak nitelenen havan toplarına hedef olmuşlar.

\n

Iraktaki ABD askeri görevlileri, 2010 yılının ikinci yarısında hiç bu tür saldırı gerçekleşmemişken, 2011 yılının ilk altı ayında saldırılarda belirgin bir artış olduğuna dikkat çekiyorlar. The National Journal yazarı,Iraktan çıkmatartışmaları sürerken, ABDnin ülkedeki etkisi zayıflarken, İranın etkisinin artmakta olduğuna dikkat çekiyor.

\n

Martin Chulovun, The Guardian için Bağdattan gönderdiği bir araştırma yazısına göre, Irakın yönetimi çoktan, perde arkasından ipleri çeken, Kasım Süleyman adında bir İranlı generalin eline geçmiş. İranın doğrudan Yüce LiderHamaneye bağlı olan elit silahlı birlikleri El Quds Kuvvetlerinin komutanı olan Süleyman, 2008 yılında, ABD ve Irak ordusu, Şii milislerle savaşırken, General Petreausa bir tekst mesajı göndererek, İranın, Irak, Gazze, Lübnan işlerinden kendisinin sorumlu olduğunu haber vermiş.

\n

İranın Ulusal Güvenlik Bakanı Mowaffak el Rubaiye göre, General Süleyman bugün Iraktaki en güçlü adammış. Irakın üç başbakan yardımcısından biri, Salih el Mutlak, Süleyman için O gücünü Hamaneyden alıyor, Ahmedinejada bile hesap vermek zorunda değil diyor.

\n

Chulov, bir üst düzey ABD görevlisinin Süleyman içinO adeta Kayser Söze -Olağan Şüpheliler filmindeki esrarengiz ama o kadar da acımasız gangster- gibi biridediğini aktardıktan sonra, Başbakan Nuri el Malikinin yakın çevresinin düzenli olarak Generalle görüştüğünü, Irak yönetimindeki politikacıların Generalden çok korktuğunu ekliyor. Süleyman geçen yıl Şamda, yeni Irak hükümetini oluşturma çalışmaları sürerken, Türkiye, Suriye, İran ve Hizbullah temsilcilerinin katıldığı toplantıda herkesi, El Malikinin yeniden başbakan yapılması konusunda ikna etmiş. Irak Parlamentosundaki Kürt temsilcilerden Mahmud Osmana göre, bugün Irakta alınan her kararın arkasındaki anahtar isim General Kasım Süleymandır” (The Guardian, 28/07/11).

\n

ABDnin bu Generalle sorunu yalnızca Irakla sınırlı değil. ABD gazeteleri, Suriye içindeki ve dışındaki kaynaklara dayanarak, Generalin emrindeki Quds Kuvvetlerinin, Suriyede ayaklanmayı bastırma konusunda Esad yönetimine yardımcı olduğunu, diğer bir deyişle İranın, Suriyenin içişlerine doğrudan karıştığını ileri sürüyorlar. Jarusalem Postta geçen hafta, General Süleymanınportföyündeolduğu kolaylıkla varsayılabilecek Hizbullahın, Suriye muhalefetinin kimi sözcülerinin, isyanı bastırması için hükümete yardım ediyorsuçlamasına şiddetle itiraz ettiğini aktarıyordu. Hizbullah sözcüsü, bu suçlamalar için siyasi amaçlı ve asılsızdırdemiş.

\n

El Kaide İran’da

\n

ABD yönetimi İranın bölgedeki etkisini kırmak, nükleer enerji/silah programını engellemek istiyor; bu bağlamda, İranın nükleer çalışmalarını sabote eden bilgisayar virüslerinin yanı sıra, yakın zamanda bir nükleer fizikçinin öldürülmesi gibi gizli operasyonlar düzenliyor. Ama daha açık bir müdahale söz konusu olduğunda ABD, müttefiklerinin ve dünya kamuoyunun desteğini alamadığı için adım atamıyor.

\n

Geçen hafta ABDnin, İranın El Kaideye yardım ettiğini ileri sürmesi, bu alanda yeni bir sürecin başlamış olabileceğini düşündürüyordu. The Wall Street Journalın aktardığına göre, ABD Hazine İdaresi, geçen perşembe günü, El Kaidenin kaynak transferi işleri için İranda yerleşik üyelerinden yararlandığını gösteren bilgileri açıklamış. Böylece ABD, İranı ilk kez ve resmi olarak doğrudan terörizmle işbirliği yapmakla suçlamış oldu. ABD yetkilileri, Şii İranın, Sünni El Kaide ile işbirliği yapmasının arkasında, ABDyi bölgeden çıkarma hesaplarının olduğunu söylüyorlar.

\n

Saddamın ne nükleer enerji programı vardı ne nükleer silah yapma programı. Saddamın El Kaide ile ilişkisi yoktu. Ama ABD kitle imha silahları ve El Kaide ilişkisi iddiaları üzerinden, bunları kanıtlamaya gerek duymadan Iraka savaş açtı. Bugün, İranın nükleer enerji ve büyük olasılıkla da nükleer silah programı var. ABD Hazine İdaresinin El Kaide ilişkisi iddiaları, kimi isimler ve hesaplara ilişkin verilerle desteklendiğinden oldukça ciddi görünüyor.

\n

Acaba bu sürecin sonucu ne olacak diye düşünürken, gözüme Novosti Pressin ABDnin füze kalkanı, İrana yapılacak bir saldırının ön adımlarından birini oluşturuyor başlıklı haberi takıldı. Novosti Pressin aktardığına göre, Rusyanın NATOdaki temsilcisi Dimitry Rogozin, perşembe günü yaptığı bir açıklamada, Füze savunma sistemi tümüyle savunmaya yönelik değil, Rusyada ve birçok ülkede, çok sayıda uzman kurulacak bir Avrupa füze savunma sisteminin, İrana yapılacak bir saldırıyı hazırlamanın gerekçesi olabileceğine inanıyor diyormuş.

\n

Bu savunma sisteminin ayaklarından birinin Türkiyeye kurulması olasılığını düşününce de akla ister istemez Türkiye-İran ilişkilerindeki son gelişmeler geliyor. Bu iki ülke aralarındaki dostluğu korumaya özen göstermeye devam etseler de, Suriye krizi bağlamında giderek farklı saflarda yer almaya başlamış gibi görünüyorlar.

\n

Dışişleri Bakanı Davutoğlunun 11 Temmuzda gerçekleşen İran ziyaretinin ardından, 18 Temmuzda İran Devrim Muhafızlarının yayın organı Sobesadegh gazetesinde yer alan bir yorum, tarafların Suriye sorununa yaklaşımlarındaki farkı çok açık bir biçimde sergiliyordu. İran yönetimi Suriyedeki rejimi, Arap baharıyla devrilen ABD yanlısı rejimlerinaksine direniş cephesinin bir parçası olarak görüyor, ayaklanmanın arkasında da ABD, Siyonist parmağı olduğuna inanıyor. Sobesadeghin yorumuna göre Türkiye Suriyede çok olumsuz bir politika izliyor; Suriye muhalefetine giden silahların sınırlarından geçmesine izin veriyor. Sobesadegh,Eğer Türkiye Suriye karşıtı politikalarında ısrar ederse, İran, Suriye ile Türkiye arasında bir seçim yapmak zorunda kalacakdiyor veo zaman da İranın Suriyeyi seçeceğini ileri sürüyor. (Wahied Wahdat Hagh, European Foundation for Democracy, Brüksel, 28/07/11)

\n

Özetle; geçen hafta rastladığım kimi veriler, bana İrana yönelik bir askeri, müdahale olasılığının güçlenmekte, bu müdahalede ABDye yardımcı olabilecek bir cephenin şekillenmekte olduğunu düşündürdü.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020
Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020
Adamlar seçimle gitmiyor! 17 Ağustos 2020
Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020